5 ‘in 1’ini İNEK İÇTİ ! İNEK NERDE ? PUSULA NERDE ? KANDIK TA…

Bir 4 tür gidiyor… Haftalardır…
Dört dört dört dört
Ört ört ört ört
Tamam örtelim de, nereye kadar.
İnsanoğlunun sınavını iki işleme indirip kıs kıs gülmek nereye kadar ?
Hem r ‘yi aradan çıkarırsan;
Öt öt öt öt oluyor.
Şimdi benimki “ötmek” oluyorsa bundan da gocunmuyorum. Nihayet iki işlemle varılan sonucun duyurulması en iyisinden “ötmek” olarak çağırılabilir.

Anahtar cümleyle başlayayım:
“Zarfa 4 pusula girdi, birisi şaibeli/kayıp”
Önermeye itiraz var mı ? İktidar, muhalefet, yazarlar, çizerler, üniversiteler…
Geniş bir konsensüsle kabul görmüş bir önerme.
Daha rahat anlayabilmek için sadeleştireyim:
“Zarfa 4 pusula girdi”
4 pusula
Dört ! Okumaya devam et 5 ‘in 1’ini İNEK İÇTİ ! İNEK NERDE ? PUSULA NERDE ? KANDIK TA…

İMAMOĞLU MAZBATASINI NEDEN TESLİM ETMEDİ, ARTI, HERKES GÜZEL ZATEN :)

İMAMOĞLU MAZBATASINI NEDEN TESLİM ETMEDİ, ARTI, HERKES GÜZEL ZATEN 🙂

Kargaşada gözden kaçan önemli bir ayrıntıyı kamuoyunun ilgisine sunuyorum !
Atama iptaliyle görevine son verilen Ekrem İmamoğlu mazbatasını geri teslim etmedi.
Bu nasıl iştir ?
Güzelce yazılıp çerçevelenen o mazbata, seçim kurulu tarafından kendisine verildi. O anahtar ile makamın kapısı açıldı ve oraya oturuldu.
Bu tabloya bakınca, o mazbata belgesi seçim kuruluna ulaşıp,  kurul üzerine “İPTAL” damgası vurana kadar tarif edilen görev devam etmektedir.
İmamoğlu gönül rahatlıyla gidip makamında işlerine devam edebilir.
Soranlara da; “Kimse benden mazbatamı almadı, halen başkanım” diyebilir.

Rica ediyorum, kimse bu önermeme “aptalca” falan demesin 🙂 Okumaya devam et İMAMOĞLU MAZBATASINI NEDEN TESLİM ETMEDİ, ARTI, HERKES GÜZEL ZATEN 🙂

“GÜNEŞLİ GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR”

“GÜNEŞLİ GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR”

“…
Çocuklar inanın, inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler
…”

Sabah olup güneşin doğması ezberimize kazınmış bir güzellik.
En fazla gökyüzü bulutlarla kaplıdır. Işığı direk gelmez. Ama yine de kürenin bir yarısı karanlıktan kurtulur. Aydınlanır.
Gündüz aydınlığı bir vakit sonra yerini lambaların aydınlığına bırakır.
Gözlerimizi yumduğumuzda o lokal aydınlanmalara da ihtiyaç kalmaz. Yeni bir sabahı selamlayana kadar uykuya dalarız.

Okumaya devam et “GÜNEŞLİ GÜNLER GÖRECEĞİZ ÇOCUKLAR”

“KADRİ AYTAÇ A İNEN YUMRUK”

 

KADRİ AYTAÇ A İNEN YUMRUK …

Sene 1985
Yaşım 19 du
Kavga etmek, kavgaya şahit olmak; yemek, içmek, çiğnemek, yürümek gibi bir şeydi. (Halen öyle mi ?)
Futbol -hiç ilgilenmeme rağmen- gazeteciliğe spor muhabiri olarak başlamıştım.
Karşıyaka ile Samsunspor un maçıymış. Taraftarların bir kısmı yenilgilerin faturasını antrenör Kadri Aytaç a çıkarıyorlardı.
Kızgın bir taraftar kapalı tirübünlerden sahaya atladı. Kadri Aytaç ın yanına ulaşmayı başardı ve yumrukladı. Polisler yaka paça alıp götürdüler.
Aytaç şikayetçi olmadı. Okumaya devam et “KADRİ AYTAÇ A İNEN YUMRUK”

OT OBÜS VE DALDAKİ TOPRAK

OT OBÜS VE DALDAKİ TOPRAK

Beş litrelik pet şişe incir ağacının bir dalındaydı.
Yaklaşınca içinin toprakla dolu olduğunu gördük. Altı delinmiş, dala geçirilmiş, toprak eklenmiş ve iplerle bağlanmış. Komşu dala da aynı işlem yapılmış.
Gözümüzde canlansın; kökleriyle toprağı kucaklamış incir ağacı, iki koluna da topraktan iki bilezik takmış…
Defne ile anlamaya çalıştık.
O, “dallar yere sarksın diye yapılmış” dedi.
Ben, “dallar genelde yukarı kaldırılır” dedim.
Neyse, bir kaç dakika sonra konunun mimarı geldi, sebebi anladık.
“Dallardaki topraklar ne hikmet ?” Okumaya devam et OT OBÜS VE DALDAKİ TOPRAK

RUH’UN HÜR OLMA YOLCULUĞU

Abdurrahman Dilipak ve rahmetli Toktamış Ateş birlikte program yapmışlardı. Sene 1997
Ayıkmadım…

2010 yılında aramızdan ayrılan İlhan Selçuk, 2007 de yazmıştı: “Dün bana işkence etmiş olanlarla bugün el ele vermeyi yurtseverliğin doğal ve sade gereği sayıyorum…”
Ayıkmadım…

Aynı yıl, bir sandık hikayesi kapsamında Cumhuriyet Gazetesi ‘nin kampanyası vardı: “Tehlikenin farkında mısınız !”
Yine ayıkmadım.

Aradan 20 sene geçti.
O günlerde doğanlar, şimdi üniversitelerde.
20 sene içinde -alışılmadık- neler neler oldu… Okumaya devam et RUH’UN HÜR OLMA YOLCULUĞU

“MEVLANA HANGI GLOBAL PROJENİN VİTRİNİ ?”

Mete (2 yaşında), eliyle kendini işaret edip: “sen” diyor.
“Biz sana -sen- diyoruz, sen kendin için -ben- diyebilirsin”

Bencillik, kibir, narsisizm bugünlerde çok konu ediliyor. Mete nin kendisine -inatla- “sen” diye seslenmesi eklenince; insanın “ben” ile imtihanına doğru genişleyen düşünce yolculuğu belirdi.

Eski Ahit ‘te geçer. Tanrı Musa ‘ya seslendiğinde Musa sorar;
“Sen kimsin ?”
“Ben benim.”
İbranice de “ehyeh asher ehyeh”… (“Yehova” ismine, verilen bu yanıt üzerinden de gidiliyor. )

Okumaya devam et “MEVLANA HANGI GLOBAL PROJENİN VİTRİNİ ?”

UYDURUK SÖZLÜ ŞARKILAR

Dansımız Marşandiz – Grup Marşandiz

abolo şobolobo
abolo humba (x11)*

bir kii üç dört başlıyor
hemen şimdi başlıyor

bir kii üç dört başlıyor
dansımız marşandiz (x2)

kalpler çarpsın neşeyle
dans edelim güler yüzle
kimse dargın kalmasın
dans etsin el ele (x2)

şimdi eller birleşmiş
sıçra sıçra sıçra
şimdi de kol kola
zıpla zıpla zıpla
unut bütün dertlerini
hopla hopla hopla
biraz da ellerini
şaklat şaklat şaklat

bir kii üç dört başladı
hemen şimdi başladı
bir kii üç dört başladı
dansımız marşandiz (x3)

gülsün bütün insanlar
birleşsin bütün kalpler
küçük büyük kalmasın
dans etsin el ele (x2)


———————– Okumaya devam et UYDURUK SÖZLÜ ŞARKILAR

OLANLAR OLDU

İçeriğinde “olanlar oldu (olmuş)” geçen şarkılardan bir demet…

GÖZÜN AYDIN OLAN OLDU – Ajda Pekkan 1977

Gözün aydın olan oldu sonunda
Sonunda görenler şaşırdı senin kolunda
Gözün aydın olan oldu sonunda
Sonunda kaderim değişti senin yolunda
İçelim hayatı delice kana kana
Düşmanlar olsa da dostlar hep bizden yana
Şakası yok giden geri gelmiyor gelmiyor
Sensiz hayat bana bir tat vermiyor

Okumaya devam et OLANLAR OLDU

ZAMANE GERİLLASI


İşte zamane gerillasının silueti.
Elinde ne tabanca var, ne bıçak var, ne makineli ne de füze, bomba…
Zamane gerillasının üç-beş metre mesafeden çekilmiş bir fotografı. :)
Uzun oturmuş. Dizlerinin üzerinde bir “dizüstü” bilgisayar, elleri klavyede, gözleri monitörde.... Devamını Oku

DEMOKRASİ PALAVRASI ÜZERİNDEN; G20, YİMEZ Mİ ?

İspanyolca da “söz, laf” anlamına gelen bu kelime bizde deforme olmuş anlamıyla kullanılıyor.
“Palavra”
Kulağımıza gözümüze gelen “sözlerin” aynı zamanda PALAVRA olduğunu ifade eden daha güzel bir ANLAM KAYMASI olamazdı 🙂

Ispatı olmayan mantık yürütmeler bunlar…
Aslında çok uzun yıllardır aklımı kurcalayan bir soruydu bu:
“Yönetmek için halkın onayına ihtiyaç olmadığı halde, bu çaba niye ?” Okumaya devam et DEMOKRASİ PALAVRASI ÜZERİNDEN; G20, YİMEZ Mİ ?

“CAMİ LERİ AHIR A ÇEVİRME” MESELESİ

İçinde “ahır” kelimesi geçen bir cümle gördüğümde hafızama çağrılmadan gelenler var.
Ahır, bilirsiniz kokan bir yerdir.
Hanak ‘ta iken anlatırlardı; ahırlarda, uzun yıllar o asidik kokuyu soluyanlar, er geç akciğer hastalığına yakalanıyormuş.
Oradaki köylerde; bir oda ev, yan oda ahır. Odadan doğrudan ahır bölümüne geçilen versiyonlarını da gördük. Kapı sadece naylonla kapatılmış.
Geçmiş zamanın ısınma zorlukları, uzun ve sert kış şartları düşünüldüğünde; hak vermemek elde değil.
Ahır ile ilgili hafızama gelen ikinci, tapu ile ilgili.... Devamını Oku

TEBLİGAT VE ASTRAL SEYAHAT YARDIM KLAVUZU


Başkalarının başına gelen sürpriz ödemelerin yanında lafı bile olmaz.
Emniyet kemeri cezası: 108 TL
Şikayetçi değilim.
Hatta evrensel memnuniyet formülünü uyarlarsam: 1008, 10008 değil ya…
108 sadece, diye seviniyorum.
“18 olsaydı, 1.8 olsaydı” sızlanmalarına da gerek yok.... Devamını Oku