Avrupa Parlamentosu bebeklerin feryadına kulak verdi

Yurt içinde “yetkililerin ilgisini çekme yollarını tüketince”, yeni doğan bebeklerin önemli bir sorununu AP gündemine taşımaya çalışmıştım. Alman Parlamenter Wolfgang KREISSL-DÖRFLER konuyla özel olarak ilgilendi ve dün Avrupa Komisyonu ‘na sunduğu yazılı soru önergesini gönderdi. Önerge metni şöyle:
Başlık; Yeni doğumların, devlet eliyle nüfus kaydı
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ‘nin 7. maddesinde, bebekler doğumdan hemen sonra, derhal kayıt altına alınır, denir. Kimi ülkelerde, bebeklerin devlet müdahalesiyle kaydı konusu yasa ile tanımlanmamış durumdadır. Böylece yeni doğan bebeklerin kriminal olaylara kurban olmasına rahat bir yol açık kalmaktadır. Komisyona soruyorum;
1- Avrupa Birliğine üye ülkeler ve aday ülkeler iç hukuklarında bebeklerin devlet müdahalesiyle kayıt edilmesine yer vermişler midir ?
2- Topluluk müktesebatında bebeklerin devlet müdahalesiyle kaydına ilişkin bir bölüm var mıdır ?
3- Komisyon olarak, sınır ötesi insan ticareti açısından kayıt altına alınmamış bebekler için nasıl bir tehlike görüyorsunuz ? (İmza: Wolfgang Kreissl-Dörfler)

Yazıya “bebeklerin sorunu” diye başladım. Asıl sorun da burada. Öznesi tarafından ifade edilen sıkıntıları “sorun” olarak algılamaya alıştığımız için, bebeklerin karşılaşabileceği olası sorunlara dikkat kesilmek, sadece duyulmayan bir çığlığın öngörüsü ile mümkün. Geçtiğimiz günlerde kapatılan Barbaros Çocuk Köyü ‘nden taşınan, yapay da olsa kavuştukları bir aile ortamını terk etmek zorunda kalan çocukların sıkıntılarının tahmin edilemediği gibi…

Herr Dörfler ‘i tanımam. Ama Avrupalının uymaktan keyif aldığı kurallarının arasında, karşısındakini “adam yerine koymak” olduğunu da biliyorum. Gönül isterdi, Ankara ‘dan bir Türk milletvekili “politik getiri özürlü” bu konuyla ilgilensin… Hadi politikacıyı geçelim, çocuklarla ilgilenen bir STK yasal düzenlemedeki bu önemli boşluğa dikkat kesilsin… Ülkenin makro kurallarını belirleyen Anayasa tartışmaları vitrindeyken, kimin neyine mikro kurallar…
Oysa günlük hayatı, anlayışlar, algılayışlar ve mikro kurallar yönetiyor, yönlendiriyor. Anayasamızın 41. maddesine göre; devlet çocukların korunması için gerekli tedbirleri alır. Diğer makro kurallar gibi, olması gerekenin geniş bir dairesini çiziyor. Konumuza özel kanun ve yönetmeliklere göre ise, devlet, dünyaya yeni gelmiş bebeklerin kayıt işlemini anne-babanın iyi niyetine teslim ediyor. Sorumluluğu kendi personeline değil, ebeveyne yüklüyor. Nüfus olaylarını bildirme yükümlülüğü, kanunlarımızda daha çok “ölüm olayı” için tanımlanmış. “Doğum olayı” sıradan bir hadise sayıldığından, doğum olayının yaşandığı yer ve doğum olayını gerçekleştiren kişi ve kurumlar pas geçilmiş. Devlet her ailenin “iyi niyetli” olduğunu varsaymış. Her iyi niyetli aile, yeni bebeğini bir ay içinde nüfus müdürlüğüne bildirmezse 2.5 YTL lik ceza ile yaptırımını koymuş. Kimsenin kimseyi tanımadığı, herkesin kendi kutusunda yaşam mücadelesi verdiği kent dünyasında var olan bir bebek yok olursa, kim bilecek onun yok olduğunu? Kamusal otoritede, hastanelerle nüfus müdürlükleri arasında veri alışverişi sağlanmamasının “haklı bir gerekçesi” var mıdır ?
Bir açıdan, bu konu sadece Türkiye ‘yi ilgilendirmediği için, AP ‘nun dikkatini çekmek istedim. Dörfler ilk hazırladığı önerge taslağında, Türkiye ‘yi öne çıkarmış, lokal bir sıkıntı olduğunu düşünmüştü. Derhal tekrar ulaşıp, sorunun Türkiye ile sınırlanmasının haksızlık olacağını, kimi Avrupa ülkelerinde doğumu yaptıran kişi veya kurumun yasal bir zorunlulukla olayı nüfus müdürlüğüne bildirdiğini, ancak bir çok ülkede bu işleyişin yasalarla tanımlanmadığını belirttim. Aslında en önemli sorun, AB ‘de ve dünyada üretim-tüketim döngüsünün daha da vahşileşmesiyle, dünyaya yeni gelen insan yavrularının daha fazla risk altında olmaları. Parlamenter Dörfler ‘in, verdiği yazılı soru önergesi; AB üyelerinden hukuki yollarla, dünya ülkelerinden ahlak çerçevesinde istenebilecek, yeni ve gerekli bir “mikro kuralın” çekirdeği gibi duruyor.  Bakalım, Türkiye ve Avrupa ‘da, temel insan haklarını “sıfır yaştan” başlatacak hukuki düzenlemeler ne zaman yapılacak…?

23.09.2007

Akşam Ege