BİR CİSİM YAKLAŞIYOR !

BİR CİSİM YAKLAŞIYOR !

NASA ‘dan gün aşırı benzer haberler…
Bir asteroid/meteorid gezegenimize çarpabilir. !

İyi de ,bu taş gezegenin neresine, kimin/kimlerin kafasına düşecektir ?
(Dikkat; cevap sorunun içine gizlenmiş olabilir !)

Makro ölçekli ihtimallerle, “mikro” gelişmeler kombine bir şekilde yürüdüğüne göre; tahminde bulunmak çok zor değil.

Kişisel ve sosyal sonuçları olan, sanal bir taş.

Düştüğü yerde lokal bir “deprem” yaratacak…

Ardından, dalga dalga her tarafa yayılacak.

“Kırmızı halı” değil…

“Buyur sahne senin” 🙂

Gel gelelim, sahne “ayak üstü leş”…

……….

Varsayalım, ilahi yazılım, örneklediği kişi/kişileri/aileleri “en çirkin halleriyle”, GÖRÜNÜR hale getiriyor.
O zaman taş/taşlar kimlerin kafasına düşerse; sevinmekle üzülmek arasında gidip gelmesi muhtemel…

“Gök ikiye yarılırsa ilahi, yolda yürürken enseye gelen tokat dünyevi !”

Hiç de öyle değilmiş.

Demek istediğim; gökten uzay aracının gelip; bir mahalleye, sokağa/eve projektörlerini tutmasıyla; bir bilgisayar korsanının “özel” olanı, aleni hale getirmesi arasında çok fark yok.

O “korsan”, derin bir organizasyonun parçası olması da gerekmiyor.
Kendi hedeflerine kilitlenmiş, sıradan bir insan da olabilir. Ama herkes gibi, global yolculuğun bir parçası olarak (bilerek/bilmeyerek), görevini yapar.
………………..

AL SANA “GERÇEK”
Taşın, toprağın, her tür canlının varlık serüveni kayıt altında.
Bu “bilgi” çoğumuza “hayali bir inanış” gibi görünüyor.
Nitekim, geçmişte yüzlerce tanınmışın başlarına “gelenler”, ilahi takibin, dünyevi ve mantıklı sebep/sonuç  minyatürü ile ipuçları veriyor. (Örtmek veya görünür kılmak arasındaki kıskaç)
“İfşa” olan şeyler geçmişte kalmıştı. Ama geçmiş ile geleceğin iç içeliğini kitlesel olarak algılamaya çalışacaktık. Magazin tarafından, suç/suçlu algısından sıyrılabildiğimiz oranda…
Bir taşla bir kaç kuş değil, onlarca yüzlerce binlerce kuş havalanacaktı.
Sahneye koyulan “kötü” kendi sorgulamasını yaparken, izleyen yüzbinler, milyonlar kendi sınavını verecekti.
“Gerçeğin bir huyu vardır, er geç ortaya çıkar”
“Faydalı gerçek ?”
“Faydasız gerçek ?”

Son 4-5 aydır, kaleme alıp kişisel internet sitemde yayınladığım makalelerimin riskli olduğunu tahmin ediyorum.
İnsan olma yolculuğunda, bulunsa da, ifade etmeye cesaret edilemeyecek türden öğeler ve bakış açıları içerdiğini…
Gün gelip “Madem gerçeğe bu kadar heveslisin, al sana kendin ile ilgili gerçeklerin ifşası” denileceğini de tahmin ediyorum.
Doğru bildiğini söyleyeni “şeytanlaştırma” operasyonu galiba bu şablonun “vazgeçilmez” bir parçası. (Oysa susan şeytandır diye söylerler)

NEDEN HEP BELALTI ?

Vuruşlar hep bel altı olur.
İtibarsızlaştırma. Gözden  düşürme…
Kalınca bir perde.
Gözlere, kulaklara, algılara…
İnsan olma yolculuğunda, çok kritik bir cümle; dünyanın “lanetlediği” Adolf Hitler ‘den gelmiş olabilir mi ?
Neden olmasın ?

Bel altı her kişiyi utandırır.
Sahneye koyulan belaltı icraatlar izleyeni de utandırır.
Genel kabul gören çerçevede de olsa, “çılgınlık içeren” varyasyonları da olsa, gördüklerimiz “imkansız” değildir. Nüvesi kendi içimizde de olan bir dürtünün uç bulmuş, başka bir kimlikte görünür hale gelmiş halleri.
Hayvanlar gibi…
Evet… Hayvanlar gibi…
Ki hayvanlar, bizden o konuda daha ilerideler. Sadece üreme vakitleri yakın temasa geçiyorlar.
Akıl ile üstün kılınan insan olan bizler, neden bu haldeyiz ?
Bu konu çok detaylı ve daha sonra radikal önerilerimle birlikte tekrar işleyeceğim.

İYİ VE KÖTÜ

Benzer anlam varyasyonları:
Habil ve Kabil
Melek ve Şeytan
Mehdi ve Deccal

Yani DUALİZM denen hadisenin sembolik kimliklerde vücut bulmuş hali.

Pers dünyasında Ahura Mazda ile literatüre girmiş; iyi güçler ve kötü güçler.
Görebildiğim kadarıyla, o öğretide dualizm, bir iyimserlik hamurunda yoğrulmuş.
Diğer büyük dinlerin yaklaşımını tekrar etmeme gerek yok. Ama milattan sonra 216 yılında Mardin de doğan Mani ‘nin hikayesine göz atmanızı öneririm. Maniheizm ‘in kötüyü dışarıda aramayan bir yapısı var.

NİYE KİMSE DECCAL BEN İM DEMİYOR ?
“Sizin şer bildiklerinizde hayır, hayır bildiklerinizde şer vardır”
Düsturundan hareketle, kısa bir inceleme …

Mehdi olduğunu söyleyen çok insan var. Deccal i sahiplenen yok ?
Şeytanı sahiplenen de yok 🙂

Tüm bunlar “iyi” ve “kötü” nün temsilcisiyse…
Aynı zamanda, her bir insanın “tamamen mükemmel” ve “tamamen berbat” olma şansı yoksa…
Her insanın içinde taşıdığı iyi ve kötünün, yine içinde iyi ve kötüyü barındıran tek sembolle temsil edilmesi daha mantıklı duruyor.
Terazinin, aşağı yukarı, ortalamaya yakın, temsil yeteneği olan bir ayna ile gündelik hayata konması.

İyimser bakış her koşulda işe yarayabilir.
DECCAL e bir bakalım…
CELLAD insanın içini ürpertiyor.
CELL LED hiç de öyle değil. Hücreyi görünür kılmak…

ANTİCRİST ejnebicesi.
ANTİ CR
ANTİKOR… 🙂
Bedene zarar veren mikropları durduran birimler.

…………..

Bugün otuzbir ocak ikibinyirmi cuma.
Bakalım günün anlam ve önemine binaen kimin/kimlerin başına “talih kuşu” vuracak 🙂
Yarın biri
Öbürgün ikisi
Öbürgün üçü

Atalay Ergezen
31.01.2020 Cuma
Urla 14:20