BİR DE ŞU OTOYOL DERDİ BİTSE…

Yaş günü, yılbaşı, kurtuluş günleri, kadınlar günü, babalar günü ve bilumum başlangıç tarihleri her yıl anılan özel günler… Bunları rutin bir kutlamayla geçirmek de mümkün, ileriye yönelik bir enerji yaratarak da…

2006’ya merhaba dediğimiz yılbaşı gecesinde, yeni yıla hangi dilekle merhaba diyelim diye düşünmüştüm. Yönettiğim internet sitelerine 1 Ocak 2006 tarihinde ziyaret edenler şu dilekle karşılaştılar:

“2006 ‘da bir tiyatro salonu istiyorum”

Kent yaşamında “ulaşılabilir” sosyal aktivite merkezleri olmazsa olmazlardan. Hani kırda, köyde yaşayanlar için sorun o kadar vahim değil. Herhangi bir yatırıma ihtiyaç olmadan, kır dünyasının düğünleri, dernekleri bireyi kültürel bir sürecin parçası ediveriyor. Ama kentlerimizde öyle mi ya…

Ebeveynler yoğun ekonomik baskı altında çocuklarıyla ilgilenecek zamanları bile yok. Zamanları olsa bile, tüm sıkıntılardan sıyrılıp, onlarla yeterince ilgilenemiyorlar. Okullarımız öylesine…

Kentte yaşayan yetişkinler sabah uyanıyor, işe gidiyor, akşam oluyor eve geliyor, yorgun, yemekler yeniyor, biraz televizyon seyrediliyor… Sabahlar çok çabuk oluyor, akşamlar çok çabuk… Hafta sonu çok çabuk geliyor, ay çok çabuk bitiyor, hatta yaş ilerledikçe, seneler bile sanki saat tik takları gibi, son sürat…

Bu hızla devinen zamanı çocuklar, gençler, nasıl algılıyor… O göz açıp kapatana kadar geçen zamanda onlar dış dünyanın hangi rastlantılarıyla yaşıyor, hangi köşede kendine bir yer arıyorlar ?

Sosyal örgütlenmeler sosyal sağlığın ortalamasına etki edecek tüm öğeleri düşünmek zorunda. Kamunun böylesi bir talebi olsa da olmasa da…

İzmir ‘in çevresindeki ilçeler artık bir kasaba havasından çıktı. Kentin bir parçası oldular. İletişim araçları, ulaşılabilir gelişen teknoloji, çok yakında, “koca köy” de olan bitenler… Fiziki olarak halen “kasabada” yaşarken, bir kentlinin ruhuna sahip olmak, bir kentlinin sıkıntılarıyla baş başa kalmak, halen yaşanan ve gelecekte artarak devam edebilecek sorunların habercisi…

İlleri çevreleyen ilçe ve kasabalarda halkın bir kentin ensturmanlarını talep etmesini beklemek aşırı bonkörlük olur. “2006 ‘da Urla ‘da bir tiyatro salonu” başlıklı metne internette açtığım imza sayfasına 2000 ziyaret olduğunu, buna karşın sadece 68 kişinin metne imza koyduğunu belirtmek isterim. Elbette bir talebin ölçüsü olarak kabul edilemez ama küçük bir ipucu verebilir.

Kent için “doğru tespit” yapmak ve harekete geçmek tüm üst düzey yönetim kadrosunun sahip olması gereken bir özellik değil mi ?

Doğrusu benim hiç umudum yoktu. Bir çok kişi de “atıl kalacağını”, gereksiz bir yatırım olacağını da düşünüyordu. Ama öyle olmadı. Urla Kaymakamı Şahin Bayhan, Urla Lisesi yöneticileri ve öğretmenleri 2006 yılının ortalarında kimsenin aklında olmayan bu fikri doğru bulup bir dizi görüşmelerde bulundular. İl Milli Eğitim, İlçe Milli Eğitim, İzmir Valiliği, Urla Kaymakamlığı ve hayırsever işadamı Hakan Çeken…

Urla ‘ya başka yardımlarda da bulunmuş olan Hakan Çeken benimsedi bu yatırımı… Bir sosyal fayda sağlayacağına o da inandı. Böylece 2006 yılında olmasa bile 2007 mart ayında hizmete açıldı; Urla Lisesi Hakan Çeken Kültür Merkezi….

Geçtiğimiz birkaç ay içersinde Urla ‘da açılış üzerine açılış yapılıyor. Urla Belediye Başkanı Selçuk Karaosmanoğlu önderliğinde bir Kültür ve Sanat Evi, bir hayırseverin yatırımıyla Urla Belediyesi Nesrin-İsmet Vural Sosyal Hizmet Binası…

Urla ‘da bir kentin olmazsa olmaz ensturmanları teker teker yerlerini alıyor.

Darısı tüm büyük iller etrafında kente dönüşmüş, kanunen ya da fiili olarak metropole dahil olmuş ilçe ve kasabaların başına…

www.izmirline.com sitesindeki bir diğer talebimiz muadil yolu yeterli olmayan İzmir-Çeşme otoyolunun Urla ‘ya kadar ücretsiz olması. Gerekçeleri sitede uzun uzun yazılı… İzmir ‘de yaşayanları da çok yakından ilgilendiren bu sorunla ilgili metne atılan imza sayısı ise şimdilik 600. Dedik ya… Doğrular her zaman “kalabalıklara” ihtiyaç duymaz. Bu da onlardan birisi.

24.03.2007

Akşam Ege

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.