DEMOKRASİ PALAVRASI ÜZERİNDEN; G20, YİMEZ Mİ ?

İspanyolca da “söz, laf” anlamına gelen bu kelime bizde deforme olmuş anlamıyla kullanılıyor.
“Palavra”
Kulağımıza gözümüze gelen “sözlerin” aynı zamanda PALAVRA olduğunu ifade eden daha güzel bir ANLAM KAYMASI olamazdı 🙂

Ispatı olmayan mantık yürütmeler bunlar…
Aslında çok uzun yıllardır aklımı kurcalayan bir soruydu bu:
“Yönetmek için halkın onayına ihtiyaç olmadığı halde, bu çaba niye ?” Okumaya devam et DEMOKRASİ PALAVRASI ÜZERİNDEN; G20, YİMEZ Mİ ?

“CAMİ LERİ AHIR A ÇEVİRME” MESELESİ

İçinde “ahır” kelimesi geçen bir cümle gördüğümde hafızama çağrılmadan gelenler var.
Ahır, bilirsiniz kokan bir yerdir.
Hanak ‘ta iken anlatırlardı; ahırlarda, uzun yıllar o asidik kokuyu soluyanlar, er geç akciğer hastalığına yakalanıyormuş.
Oradaki köylerde; bir oda ev, yan oda ahır. Odadan doğrudan ahır bölümüne geçilen versiyonlarını da gördük. Kapı sadece naylonla kapatılmış.
Geçmiş zamanın ısınma zorlukları, uzun ve sert kış şartları düşünüldüğünde; hak vermemek elde değil.
Ahır ile ilgili hafızama gelen ikinci, tapu ile ilgili.... Devamını Oku

TEBLİGAT VE ASTRAL SEYAHAT YARDIM KLAVUZU


Başkalarının başına gelen sürpriz ödemelerin yanında lafı bile olmaz.
Emniyet kemeri cezası: 108 TL
Şikayetçi değilim.
Hatta evrensel memnuniyet formülünü uyarlarsam: 1008, 10008 değil ya…
108 sadece, diye seviniyorum.
“18 olsaydı, 1.8 olsaydı” sızlanmalarına da gerek yok.... Devamını Oku

DEPREM, KASIRGA VS OLAYLAR İÇİN İRRASYONEL TEDBİR ÖNERİLERİ

Akılcı tedbirler hakkında yeterince yayın var.
Bu yazımda size “rasyonel olmayan” tedbirlerden bahsedeceğim.
Bina güçlendirme, acil durum çantası oluşturma, mümkünse hayati ihtiyaçların bulunduğu bir oda hazırlama…
Geçmişte, böylesi rasyonel tedbirlerin bir kısmını yerine getirmiş birisiyim.
Korku ‘nun, çekince ‘nin biçimi ve adresi değişince; tedbirler de değişiyor.
…… Okumaya devam et DEPREM, KASIRGA VS OLAYLAR İÇİN İRRASYONEL TEDBİR ÖNERİLERİ

MUHİTTİN’İN GERÇEK ÜSTÜ YOLCULUĞU /Kuyruklu masal (Hotel Uniform)


“…Nikola Tesla ‘ya ait fanilanın bir parçası demişlerdi. Daniel yeniliklere açıktı ama ne üdüğü belirsiz bir bez parçasını, yastığının altına koyacak kadar geri zekalı değildi…”
En son nerede kalmıştı. Bildiği fizik kurallarına uygun hiç bir şey yoktu. Çarşıdan aldığı yarım ekmek köfte elinde, usuldan bir banka ilişmiş, içinden  “seviyorum” diye geçirmiş; yemekten önce kitabın son sayfasını tekrar okumaya başlamış, ardından gözleri kararmıştı.
En son nerede kalmıştı. Okumaya devam et MUHİTTİN’İN GERÇEK ÜSTÜ YOLCULUĞU /Kuyruklu masal (Hotel Uniform)

ŞARAPSPOR VS SUSPOR -BÜYÜK DERBİ !


SON YÜZYILIN EN BÜYÜK DERBİSİ
ŞARAP-SPOR: 0 – SU-SPOR: 50
-Topu taca atarak kazanmanın hikayesi-
Yıl 1966
Ankara Üniversitesi, Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi öğrencileri çok özel bir futbol maçı için hazırlıklara başladılar. Yapacakları maçın yüzyıla damga vuracak bir maç olacağının farkında değildiler. (Halen de farkında değiller)
İki yıl spor muhabirliği dışında futbol ile hiç ilgisi olmayan ben; dünya futbol tarihine damga vuracak bu maçı amcamdan dinledim. Bizzat izlemediğim halde, defalarca o sahneleri hayalimde yaşadım.
Konya Ereğli ‘de yetişip, fakültenin Tarih bölümünde okumak üzere Ankara ‘ya giden Faruk Ergezen (amcam), bu büyük maçın organizasyon komitesinde yer almış.... Devamını Oku

DÜNYA GÜZEL GÜNLERE HİÇ BU KADAR YAKLAŞMAMIŞTI


Dünya insanının farkındalığı günden güne o kadar  gelişiyor ki; “güzel” in tanımı da değişiyor. Zaten güzelin tanımını yenilemeden, kurulacak hayaller, atılacak adımlar güdük kalıyor.
“İki arabam, bir yatım olacak, ben de mutlu olacağım” kadar güdük…
“Kötüleri, düşmanları yenip güzele kavuşacağız” kadar güdük…
Böylesi kısa menzilli, hem de “akıl sahipliğine” mahcubiyet katan “beklentiler”, biz farkında olmadan yenileniyor.
Gündelik siyasetin; “iyi” ve “kötü” ile ilgili yaptığı mantık ötesi bombardıman da, nöronlarımızı yeni tanımlara zorluyor.
Aslında, şu an soluk alıp veriyor olmanın muhteşemliğini hissetmeye başladığımızda; “güzel” ile ilgili algımız da değişmeye başlıyor. Beden  ve bedenin serüveni nereye savrulursa savrulsun; devasa organizasyonun sorumlu bir “öznesi” olarak  kendisini yeniden konumluyor.... Devamını Oku

DÜNYAYI GÜZELLEŞTİRMEK; SANATLA, AŞKLA, BİLGİYLE BULUŞTURMAK; TÜRKİYE ‘YE YAZILMIŞ.


Neden öğünmeyelim ki ?
Hacı Bektaş-i Veli den başlasak saya saya bitiremeyiz.
Her birinin hayatının özetlerini okumaya kalksak, aylar sürer.
Ün salmışlara yetişemiyoruz, bir de adı çok da duyulmamışları katsak… Bitmez…
Say say bitmez…
1200 lerden öncesine uzansak…
Horasan ‘dan, Mezopotamya ‘dan,  Maveraünehir’den, Nil ‘den, Orta Asya ‘dan, Bereketli Hilal ‘den, Kutsal topraklardan, Kafkas ‘lardan daha nerelerden, uçmuş uçmuş gelmişler.... Devamını Oku

UYUYACAK VAKİT DEĞİL


Sustu… Vazgeçti… Korktu, pustu… Gibi sözler duyuyorum. Üstüme alınıyorum.
Haşa. Sümme haşa.
Haburuya uşaklar… Dolmuşlar ful çekerken konuşmak neye yarar ?
Yolculara düşman mı ettireceksiniz beni ?
Şoförler de isyan eder…
Hadi şu kadarını diyeyim;
Saint Kocaoğlu ‘na vapurların karada sefer yapmalarını öneriyorum. Dolmuşlar, otobüsler de -ilave bir düzenekle- denizden sefer yapabilirler.
Kocaoğlan darılsın, ziyanı yok. Yeter ki ahali rahat etsin.
Ayrıca içinde “Ai” geçen seslenişlerin yermek mi övmek mi olduğu muallakta, hatırlatayım.... Devamını Oku

KİTLE DEVRİMİ YERİNE, GİZLİ, BİREY DEVRİMİ

Başlığa bak.
Yazan şimdi Marx, Engels… Yardıracak sanmayın…
Yok, yok valla öyle değil.
Gerçekten kopuk, kurgulardan bana da gına geldi.
Hani mesela “ekonomi bilimi”…
En basitinden arz-talep dengesi fiyat oluşumu… Formüller bilmemneler…
Koca koca kitaplar. Dirsek çürüten öğrenciler.
Gerçekte domatesin fiyatından, doların paritesine varıncaya kadar belirleyici olan ne ?
Kur, mur, benzinin fiyatı…
Hepsi Tornacı Muhittin in elinde :)
Vay efendim “piyasa ekonomisiymiş”, Keynes in formülüymüş…
Tornacı Muhittin isterse, bir gecede ekonomik krize sokar, isterse benzini %50 aşağı çeker.
Her gelişmeye de uygun bir açıklama bulunur. Yok dışarı para kaçtı, yok borsa bilmem ne oldu…
Yani her şey Tornacı Muhittin in elinde.
Kanıtım var mı ?
Malesef yok…
Zaten böyle şeylerde kanıt olmaz.
Kanıtı olan şeyler de zaten uluorta söylenmez.... Devamını Oku

İZLERE RASTLAYAN İNSANLARIN TEPKİLERİ


Sahilde gezerken, üzerinde anlamlı bir imge bulunan taş bulursanız; bir an bakıp, kaldırıp atabilirsiniz.
Ya da cebinize koyup evinize getirebilirsiniz.
Onun fotoğrafını çekip, arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.
O taş parçasına, benim dediğim gibi “Tanrı ‘nın yaptığı bir resim” de diyebilirsiniz;
“Tesadüflerle, bizim algı dünyamızda adresi olan bir imgeye dönüşmüş” de diyebilirsiniz;
“Üzerine bir deve basmış, ardından  gergedan tükürmüş, tükürüğe üşüşen karıncalar karınlarını doyururken isabet eden yıldırım onları çamura yapışmış böylece şekilli bir renk oluşmuş; birisi de bulmuş bunu Allah ‘a adresliyor” diye dalganızı da geçebilirsiniz.... Devamını Oku