ÇOCUKLUK DENEYİMLERİ VE EKSİK KAPİTALİZM

“Vahşi kapitalizm” diyecektim de dilim varmadı.  Çünkü, kapitalizmin vazgeçilmez ayaklarının tamamlanmadığı dünyanın karmaşası yanında bu deyim biraz sönük kalır. Geçen gün bir çocuğun gelişim serüveninde yaşadığı “köşe taşı olayların” bir film içindeki anlatımını izledim.  Çocuk doğuyor, yürümeye başlıyor, dünyaya henüz yabancı, böylece kendisine bir kimlik belirleyen olaylar ve durumlar zincirinin içinde yer almaya başlıyor.

O çocuğun ruhundaki ilk “köşe taşı olay” şöyle; Fakir bir ailenin reisi olan baba, bir at arabasıyla gelen kömür tozlarını herhangi bir sıvıyla karıştırıp çamur hale getiriyor ve kullanılabilir bir formda kurutuyor. Ardından kendi icadı bir soba yapıp, kışın soğuktan korunuyorlar. (Günümüzde, evine son model bir klima alan baba çocuğunun böylesi bir deneyim yaşamasını sağlayabilir mi?) İkinci köşe taşı olay; Çocuk bir kütüphaneye gidiyor, kütüphanenin memuru kendisine gülümsüyor ! –Bir çocuğun yenice girdiği ortamı ısıtabilmek için, kim onunla anlamsız bir şekilde göz göze gelip gülümsüyor…- Üçüncü köşe taşı olay;  çalıştığı sinemanın makinisti, ona kopuk filmleri gösterebildiği ilkel bir projeksiyon cihazı yapıyor. –Şimdi çocuğumuza son model bilgisayar alsak bu deneyimin neresinde durur?- Dördüncü köşe taşı olay; baba işten atılsa da onun gururlu hikayesini dinliyor.

Bunlar böyle devam edip gidiyor. Tüm bu deneyimler bir insan yaratıyor. O insan, ünlü hikaye ve gülmece yazarı Muzaffer İzgü…

 

Herkesin vardır, çocukluğunun köşe taşları… Büyüklerin pek önemsemediği, küçük, küçük şeyler… O küçük şeylerin bir insanı var ettiğini bilmeden yaşanır gider. Olumlu, olumsuz… Benim  teknik ve sosyal alanda bir işleyişin özünü kavrayabilme çabamın altında Erol ve Bekir ağabeyin birkaç zeki buluşu yatar. Erol ağabey bir gün kibrit kutusundan lastik ve düğmeler kullanarak kendi kendine gidebilen bir oyuncak araba yapmıştı; Bekir de, elinde bir mercekle gelip, beyaz bir kağıda pencerenin görüntüsünü yansıtmıştı. Bunlar o gözlerle, insanın aya ayak basması kadar ciddi “köşe taşı olaylardı”

Geçen bir baba geldi, dedi ki; “Arkadaşları oğluma hava atıyorlarmış, bilgisayarları yüksek diye… Onun bilgisayarından neyi değiştirirsek yükselir ?” Ona kibrit kutusundan araba yapmasını öğretebilirsiniz, diyecektim… Dilim varmadı… Hava atacaklarsa, bildikleriyle, öğrendikleriyle atsınlar, dedim gönderdim.

Kapitalizmin, ürününün bolca olup, üretim ayağının, üretim ruhunun yok olduğu toplumumuzda, bilgi, tecrübe, fikir pek prim yapmıyor. Kendimiz üretmediğimiz için,  üretimin kaçınılmaz şartı olan “fikir” ile üretimin/gelişimin sıkı ilişkisini yaşayamıyoruz, bilemiyoruz. Dostluklar, aynı şehirde, aynı sokakta yaşıyor olmanın sorumluluğu önemini yitirip, çevremize illüzyonların bile samimi olmayanlarını sunuyor, çocuklarımızı negatif “köşe taşlarıyla” büyütüyoruz. Kendi rüyalarımıza kavuşacak deneyimleri yaşamadan, başkalarının rüyalarının peşinden koşuyoruz. Heyecanımızı, bizim ruhumuzu gasp eden TV dizilerin akışına, kavga eden iki insanın gözündeki öfkeye, liderlerin ses tonu ve mimiklerine teslim ediyoruz. Hiç mi umut yok ? Olmaz olur mu… Orta Doğu’nun tarihte bilimin merkezi iken, petrolün sunduğu “çare” ile dönemsel sıçramalardan mahrum kaldığını görüyoruz.. Ülkemiz ise, bir ayağı eksik kapitalizm, kendi kendine yetme  zorunluluğuyla baş başa kaldıkça üretim sürecinin ve ilişkilerinin normalleştiği, bir döneme doğru giriyor..   Çok değil, bir 10 – 20 yıl içinde, şimdilik başkasını “yenerek” yapılan prim gerilerde kalacak. Kendi yetersizliğiyle mücadele eden, kendi beceriksizliğini yenen insan tipi, onlarca, binlerce Muzaffer İzgü’ler yaratmak üzere kendi çocuklarının, komşusunun çocuklarının pozitif “köşe taşı olaylar ve durumlar”  deneyimlemesine vesile olacak.   Ürünlerle sadece montaj, paketleme, pazarlama ve kullanımla sınırlı tuttuğumuz ilişkiyi;icat etme, fikir üretme, planlama, projelendirme ve üretme aşamalarına kadar genişlettiğimizde, her şeyin biraz daha saygın, biraz daha sevimli olmasını bekleyebiliriz. Komşunun selamının bile…

03.03.2007

Akşam Ege

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.