DÜZELTME VE SALLAMA

Bundan önceki 4-5 yazımda ortak bir hata yapmışım.
Senelerdir seçimle sandıkla pek ilgilenmediğim için başlarda kendime pek güvenemedim.
Yakınımdaki bir kaç kişiye sordum. Hak verdiler.
Zarfa kaç pusula girecek sorunsalı !
Ufak ufak duyurmaya başladım. Kimseden aksi yönde bir itiraz çıkmadı.
Yani;
“Zarfa 5 pusula girmesi gerekirken 4 ü nereden çıkarıyorsunuz ?” dememe hiç bir itiraz gelmedi.
Bu kadar da bariz aldatmaca yapılabilir miydi ?
Bu konuda hatalı olduğumu yine kendim buldum.
Büyükşehir Belediyesi Meclis üyeleri, ilçe belediyelerine seçilenlerin arasından seçiliyorlarmış. Kanunda öyle.
Böylece “zarfa giren 4 pusula” da aldatmaca yok.
Madara olduk, iyi mi…

Yanılttıklarımdan özür dilerim.
Bu yanılmayı kolayca paylaşmanın altında yatan şey “mantık”
Çünkü doğal olarak mantığımız böyle söylüyor.
Yasaların mantıksız olması, yanlış yorumlanması bizim suçumuz mu ?

Düşünün bir.
Vatandaş ilçe belediye meclisi için aday oluyor, seçmenler ona ilçe belediye meclisine üye olsun diye oyunu veriyor… Ama hoop gitmiş Büyükşehir Meclise…
Büyükşehir Belediye başkanına özel ayrı pusula hazırlamanın mantığı ne ise, onun birlikte çalışacağı meclisten bu mantık neden esirgeniyor ?
Yasaya zorla uydurulan bir şeydir.
Büyükşehir Belediye Başkanının seçim çevresi BB sınırlarındaki tüm ilçeler/sandıklar…
Büyükşehir meclis üyesinin seçiminde ise “seçimin sistemi” değişiyor.
Bunu yasa kabul etse mantık kabul etmez.

Ha bir sefer de dediğim tutsaydı ya…
Yine de umutsuz değilim 🙂
Bu örnekten yola çıkarak “ALDATILMIYORUZ” diyecek durum yok.
Hem de iktidar, muhalefet, barolar, aktörler… Kollektif bir şekilde aldatılıyoruz.
Hem de bir çok alanda.

Bi kere şu YSK asil-yedek meselesi açık ve net ortada. Anayasa “7 asil 4 yedek” diyor.
Hemen arkasından gelen cümledeki “6 üye falan yerden 5 üye falan yerden seçilir” cümlesi asil ve yedek sayısının etkileyecek bir cümle değil.
Artı kanunun emrettiği bir -seçimi tekrar etme- tarihi var. Nasıl oluyor da o tarihleri göz göre göre ihlal ediyorsun ?
Hani, insan düşünebilir ki, bunlar çok önemli şeyler değil. İhlal edilmiş olsa bile “seçme” eylemini derinden etkileyecek hacimde bir şeyler değil.
Evet olabilir.
O zaman, kanunlar niye var ?
Adaletin kanunla sağlanabileceğini düşünmüyorum. Seçimlerde adalet aramanın anlamsızlığını, seçim sonuçlarına bağlanan umutların boş olduğunu aktarmaya uğraşıyorum.
“Kendi kurallarını dahi çiğneyen” sistemin, vatandaşla resmen dalga geçtiğini göstermeye gayret ediyorum.

Dillendirilmeyen bir öneriyi sıkıştırayım buraya;
“Seçim hilelerine olanak yaratan en önemli açık; sandığa gitmeyenlerdir. Sandığa gitmeyenlerden kalan, kullanılmamış resmi pusulalar, istendiği gibi mühürlenip, çuvallara yerleştirilebilir.”
Buyurun sizlere, sandığa gitmeyenleri zor durumda bırakma potansiyeli olan bir enstrüman.

Sandık kurullarının sabah nasıl “ant içeceğine” kadar ayrıntıları belirlemiş olan YSK, oylama saati biter bitmez; elde kalan pusulaların, sayılıp imha edilmesi/geçersiz damgası vurulması konusunda bir kuralı var mıdır ?

Bu tür önemli ayrıntıların “atlanması”, unutmakla açıklanabilir mi ?
Adaletli olmaya pek niyeti olmayan adalet sistemi içersinde yapılan seçimlerden ne hayır gelir ?
Velev ki istenilen aday “seçildi” :)))

Yahu, daha basit bir şey söyleyeyim;
Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz ?
İnternette fotoğrafları var. Dünyanın etrafında binlerce uydu yörüngelerinde dolanıp duruyor. İnsanoğlu neler neler üretmiş. 100 sene öncesiyle kıyaslanamayacak araçlara sahibiz.
Ama devlet diyor ki; “şu çarşaf çarşaf kağıtları alıp, şu damgayı, şu kabinde, şu yuvarlak içine basacaksın sonra düzgünce katlayıp şu zarfın içine koyacaksın, ardından şu sandığa atacaksın…”
Ardından ant içerek göreve başlamış ekip, “çetele” yöntemiyle sayım yapacak.!
Buradaki komediyi gören bir ben miyim.
Bir komiklik yok mu ?
Buna verilecek en hafif cevap;
“Dalga mı geçiyorsunuz yaaa !” olurdu.
Buna bir benzetme bulayım.
Diyelim tüm aksamları son teknolojiyle üretilmiş bir kamyon. Her şeyi bilgisayarla çalışıyor. Tepesinde bir de kum işleme düzeneği var. Haznedeki kumu otomatik olarak alıyor, moleküllerine ayırıyor ve ondan Silikon içeren ne varsa üretiyor.
Devlet emriyle çay ocağına çekiliyor. Vatandaşların eline de birer kürek, çaydan kamyona kum yüklemece. Ha gayret.
İşlemin bir yarısı 2019 bir yarısı 1960 🙂

Ne yani, 21. yüzyıl da yaşayan insanın aklıyla bu kadar dalga geçilir mi ?
Seçim şeysi çok lazımsa, E-Devlet e bi uygulama yükleyemediniz mi.
Mevcut uygulamanın bence meali şu: “Kafana göre takıl… İster iki kürek kum at, ister evinde otur”

Evet. Kendimize gülebiliriz.
Şahsen ben gülüyorum.
Bir keresinde, PARMAĞIMIN BOYANMASINI garipsemediğimi hatırlıyorum.
Devlettir. Ne yapsa yeridir. Boynumuzu büker dediğini yaparız :))

Ama bizi var edene karşı bir sorumluluğumuz da var. Akıl gibi bir araç verdiğine göre, oradan oraya sürüklenmemizi istemiyor, nereye çekilirse oraya giden bir yaratık olmamızı istemiyor demektir.
Abartılı kibir, aşırı gurur falan değil bu.
Asgari bir saygı beklentisi.
Şu aklı taşıyana, dolayısıyla o aklı hediye edenin hatırına, asgari bir saygı beklentisi.

İnsanoğlu nun yaşamla başa çıkmada geldiği noktayı hiçe sayıp, -evlere şenlik, ilkel bir sisteme- davet varsa…
Nostalji olsun diye, eşeğe şöyle işlemeli bir semer seçip 10 dakka gezinmekte bir sakınca olmayabilir. Ama motosiklet var kardeşim. Bas marşa git istediğin yere…
Hani Einstein mezardan çıkıp kendini bu seçimlerin birinde aday olarak bulsaydı, bence geri mezarına kaçardı.

Haa, öbür taraftan;
Seçimler adaletli olsa ne yazar :))

Dönelim anayasaya:
Anayasa da açık bir şekilde diyor ki… Hani yorumla eğilip bükülemeyecek kadar açıklıkta;
Madde 67 ” Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.”
Yani anayasanın seçimle ilgili maddeleri dahi değişse, uygulamaya dönük kanunda yapılacak değişiklikler bir sene beklemek zorunda.
Kenarda unutulmuş bir madde daha var.
GEÇİCİ MADDE 16- Anayasanın halkoylamasına ilişkin oy verme kütüğünde ve sandık listesinde kaydı ve oy kullanma yeterliği bulunduğu halde hukukî veya fiilî herhangi bir mazereti olmaksızın halkoylamasına katılmayanlar, Anayasanın halkoylamasını takip eden beş yıl içinde yapılacak genel ve ara seçimleri ile mahallî seçimlere ve diğer halkoylamalarına katılamazlar, seçimlerde aday olamazlar.

Bu maddelerin kaç kez, nerelerde ihlal edildiği araştırılsa, kim bilir neler çıkar.
YSK 2002 den başlayıp, bir günah çıkarmaya girişir mi 🙂
Umulmaz ama…

Bol bol aldatılıyoruz ama güvendiğim bir şey var.
O şey, memleket yönetiminin gerçekte meclis ya da liderler marifetiyle olmadığı.
Koca memleketin gidişatı kişilerin, keyfine, becerisine bırakılmaz.
Bunu ıspat etmek imkansız. Bir düşünce deneyi tabloya yardımcı;
Hani, baş sanıyoruz ya. O başlar yek başına, uluslarası ilişkiler, memleket meseleleri hakkında bir şeyler söylüyor, kararlar alıyor…
Varsayalım, yönettiğini sandığımız herkes, en tepedekiler başka bir yere aniden ışınlandılar. Yok oldular. Gayb oldular.
Memleket sahipsiz mi kaldı ?
O vitrinlere, geçici görevlendirme de yapılmadı.
Yani resmen kaldık başsız… Ne olur ?
El cevap:
Hiç bir şey olmaz 🙂
Her şey yine şıkır şıkır işler.
Hatta daha güzel bile olabilir.

Çünkü devletin derini ve bürokrasi ve isimsiz kahramanlar ülkenin mayası. Yüzyılların geleneğini günün şartlarına göre harmanlayıp dinamik sürecin akıp gitmesine mimar olurlar.
Yeni bi şey olmaz. Mevcut takvim neyi gerektiriyorsa öyle gider.

İnsanoğlunun bir sıçrama yapmasının arifesinde, sıkıntılar da kontrollü, aldatmalar da ihtiyaca uygun formüle edilmiş görünüyor.
“Dünya hayatı aldatıcıdır” önermesini hatırlatacak her şey.
Japonya daki atom bombası hiç kimsenin ölmediği “görsel show” çıkarsa şaşırmayalım.
Ya da Adnan Menderes hiç asılmadı 🙂
Maykıl Jackson kimlik değiştirip, biraz nefes alma şansına kavuştu 🙂

Reina da bir kişi bile ölmedi
New Zeland saldırısı tamamen bilgisayarda simüle edidi 🙂

Hele şu S-400 ler
Hadi desteksiz savurayım;
“S-400 denilen şey füze ise ben de elma kasasıyım”

Resmi “savurmalara” karşı, desteksiz “sivil savurma” öneriyorum.
Savurun gitsin.
Yasalar zaten “kafanıza göre takılın” diyor.
Seçimlerle ilgili savurmam geliyor:
Böyle, pusulayla zarfla olmaz.
Kim aday olursa bir ovaya yerleştirilir. Ona oy vermek isteyenler belirlenen gün ve saatte tarif edilen yere giderler. Adayın elindeki çuvala, “seni seçtim” diyerek seçim taşını atarlar. Seçim taşı kanunla tanımlanır, üzerinde seçmenin parmak izi bulunur; üzerinde “tercihim sensin” yazısı bulunur.
Aynı gün helikopterle hava fotoğrafları çekilip, alandaki insanların sayısıyla seçim taşlarının sayısı karşılaştırılır. Böylece teknoloji de kullanılmış olunur.
Seçim bittikten sonra taşlar imha edilmez. 21. YY müzesinde muhafaza altına alınır.
1000 yıl sonra bulan olursa “Bildiğimiz tarihi alt üst eden kalıntılar” diye manşet atarlar.

Haziran önemli
10 u düğün, 12 si doğum yıldönümü
Hazırlan, hazırlan 🙂

02.06.2019 Urla