Hayat satrancı taklit edemedi

Satranç oyununda şah yitirilirse mat olur. Peki, şahın yenilmeye gönlü yoksa, yenilmemek için her tür kural dışı davranışa açıksa ne olur ? Bunun en güzel yanıtını Kasparov verebilirdi. Verdi de…

IQ ‘su 180 olan, uzun yıllar satrançta dünya birinciliğini elinden bırakmayan Kasparov 2005 yılında politikaya atıldı. Kimi Osmanlı padişahları dahil, tarihte bir çok ünlü yönetici, satrançtaki ustalıkla politik stratejiler üretme yeteneği arasında paralellikler kurdular. Bu yüzden Kasparov ‘dan mucizeler beklemek herkesin hakkıydı.

Rusya ‘da kısaca “Garki” denilen Garry Kimoviç Kasparov “Hayat satrancı nasıl taklit eder” adlı kitabını da tanıttığı bir röportajında “Yeteneklerimle, stratejik becerilerimle, satrançta kazandığım tecrübeyle başka şeyler yapmak istedim” diyordu, siyasete neden atıldığını anlatırken… Ve yarı final; Kasparov yarıştan çekildi.

“Başka bir Rusya, Putin ‘siz bir Rusya” sloganlarıyla yola çıkan Kasparov’un, ağır baskılar yüzünden, başkanlık yarışından çekilmesi üzerine bir dizi düşünceler geliştirebiliriz.

Aralık ayının ilk pazar günü Duma için yapılan seçimler, Kasparov buna “maskaralık” demişti, Putin ‘in ezici bir zaferiyle sonuçlandı.

Yüzyılın başlarında, henüz tam bilmediğimiz nedenlerle SSCB kendisini tasfiye ettikten sonra, birlik içindeki ülkeler birer birer bağımsızlıklarını ilan ettiler.(Belki “güç” ile ülke toprakları arasında ilişki kalmadığı için…) “Özgürlük ve demokrasi” rüyalarıyla gerçekleşen turuncu, kadife devrimlerle yeni güçlere teslim oldular. Rusya, dağılmanın ideolojik merkezi olmasına rağmen, kendisinden ayrılanlarla aynı yolu izlemedi. Uzunca bir süre bekleyişten sonra, “tek kutuplu dünya” rüyalarını boşa çıkarırcasına sahneyi zorlamaya başladı. Kendisinden daha üstün bir güce tapınmadan var olma mücadelesinin markası “komünizm” olabilir ama şartı değil. Rusya, eski SSCB ülkelerinin sahip olmadığı, devlet tecrübesi ve geleneğinin farkıyla yaşamını sürdürdü. Açık ve gizli araçlarıyla çok karmaşık hale gelen uluslararası ilişkilerde başarılı olmak “devletin çekirdeğinin” iradeli, akılcı, tehdit ve teşvik içeren, sürekliliği olan duruşuyla mümkün olabiliyor. Rusya da olduğu gibi, iktidardaki güç, bu duruşu demokrasiye feda etmeyi düşünmüyor. Kendi programını uygulayabilecek hükümete, yani Putin ve ekibine uzun vadeli kredi veriyor, bu uyumluluğun bedeli parayla da ödeniyor.

Yeryüzünde demokrasilerin hızı ve ahlakı, ulusal duruşun başarı şansını giderek daha da zayıflatıyor. Zaten, hem gücün hem de demokrasinin olduğu ülkelerde, ya egemenliğin bir zümreye teslim edildiğini ya da her koşulda “oy verenleri ikna edebilen” yeni araçlar marifetiyle despotizmin devam ettiğini görebiliyoruz.

Kasparov ‘un, hayatın satrancı taklit ettiğine dair düşünceleri değişmiş midir, bilemiyoruz. Eğer ki taklit ediyorsa, satrançta bir numara olanın her hamlesinin onu kendi hedefine biraz daha yaklaştırmasını beklerdik. Satranç ile günümüz siyasetinin en önemli benzemezliği; birinin kurallar, alan ve oyuncularla sınırlı stratejisi, diğerinin niyet, alan ve araçlar konusunda sürekli yeni formül ve kural üreten belirsizliği…

Global güçlerin en beğendiği, uyumlu bir totaliter rejim. “İnsan hakları, özgürlük ve demokrasi” ihracı, kendi çıkarlarına direnen “despot rejimlerin” tasfiyesi amacını taşıyor. Öyle, “insanlık namına” falan değil…

16.12.2007

Akşam EGe