HAZİRAN DUASI


Sevgili Tanrım,
Sözlerime başlamadan, Sana “Sen” diye hitap etmeme izin verdiğin için teşekkür ederim.
(Biz birbirimize hala “Siz” diyerek; yerlere göklere sığdıramıyoruz 🙂

Akıl verip onurlandırdığın biz insan yavrusunun aşama aşama geliştirdiğini görüyorum.

Bir çağ kapanıyor, yeni bir çağ başlıyor. Her çağın içinde, yeni çağın hazırlıkları yapılıyor.
Biz, genellikle içinde bulunduğumuz çağa o kadar alışıyoruz ki;  yeni kuralları, yeni algıları, yeni yaşayışları olan yeni bir çağı aklımıza bile getirmiyoruz.
Tahmin ediyorum avcı ve toplayıcılar da aynı duygular içersindeydi.

Göbeklitepe deki rölyeflerden anladığım kadarıyla, o dönemde vahşi hayvan avlayarak hayata tutunan insanları; doğanın dengesini bozmadan yerleşmeye davet ediyorsun. Doğadaki canlı populasyonun kendi halindeki durumunu alt-üst etmeden, çiftliklerde üretim yapıp, toprağı sürüp/ekip hayatta kalmakla ilgili uyarılar iletiyorsun.

Sanki, bedeniyle biyolojik özellikleriyle, neredeyse hayvan olan insan yavrusunu; “tam anlamıyla insan olmak” gibi bir yolculuğa çıkarmışsın. Hem de, çok sabırlı bir öğretmen olarak, bize yanlışı deneyimleme fırsatları vererek, doğruyu bulmayı tamamen kişiye özel, bireysel keşiflere terk ederek….

Yaşamımın uzunca döneminde kendimi, suçsuz, ak-pak hissettiğim için affına sığınırım. Eminim ki, Sen “eksiklerin şunlar” diye bize söylemeden önce, eksiklerimizi kendimizin keşfetmesini ümit eder, beklersin… (Bu aklı boş yere vermedin ya !)

Yıllarımı, Senin yarattığın bir yapraktan, bir hücreden, bir ağaçtan; biraz çaba ile algılayabileceğim mektuplarından, resimlerinden yüz çevirip; bir su damlası aklımızla ürettiğimiz, arabalara, füzelere, binalara, bilgisayar programlarına, günlük debdebelere enerjimin çoğunu harcadığım için özür dilerim.

Öte yandan, hiç bir kitaptan öğrenilemeyecek, hatalara toslayarak, bazen acı çekerek, bazen umutsuzluğa düşerek ilerleyen zaman çizgisinin; muhteşem bir okul olduğunu hisssediyor; dünyada yaşayan herkesin bu okuldan iyi dereceyle mezun olmasını diliyorum.
Şimdi konuyu biraz özelleştirerek devam etmek istiyorum.

Ya Rabbi
Beslenmek günlük hayatımın rutinleri arasında ve cevabını bilemediğim bir sorunla yaşamımı sürdürüyorum.

Protein almak için, sevip okşadığım, resmini, çizgi filmini yaptığım o sevimli hayvanları kesip, bir güzel etini mideme indiriyorum.
Sen ki, sözlerinle, bunun bizim için bir hak olduğunu söylemişsin. Ama verdiğin akıl ve duygu ile empati yapma yeteneği de vermişsin. Parmağımıza diken batsa çektiğimiz acıyı bilirken, gözümüzden ırak da olsa, balıkların, kümes hayvanlarının, küçük/büyükbaş hayvanların canını alarak hayatta kalıyor olmak; bizim insan olma yolculuğumuzun neresinde duruyor bilemiyorum.
Onların etini gönüllü olarak sunduğunu hayal etmeye çalışsam da, canlarının yanacağını, öleceğini hissedip, kurtulmak için çaba harcadıklarını görüyorum.
Günde 100 gr et ürünü tüketsem, senede 12 tavuk, 1 koç ya da, 4-5 senede bir dananın, zorla ve bilerek ölmesine neden oluyorum.

Dünyada 7 milyar insan isek, bilerek ve isteyerek yine milyarları aşan sayıda canlıyı öldürüp etinden faydalanıyoruz.
Onlar çiftlik ortamında yetişiyor olsa da, insanın bu uzun yolculuğunda; akıl, uzay aracı yaparken, bedenin sevimli bir kuzunun canına kıyıp etini pirzola yapması yan yana duramıyor.

Bi taraftan o lezzetli saç kavurmadan, biftekten, çöp şişten vazgeçmek de zor geliyor.
Bilerek ve isteyerek ölümüne sebep olduğum hayvanları unutarak, çeşitli nedenlerle hayvanlara eziyet eden; ağır yük taşıtarak, bakımına yapmayarak veya çeşitli münasebetlerle ihtimalle onları üzen insanları gördüğümde ateş püskürüyorum.

Her şeye gücü yeten Sen sin.
Eğer hak ediyorsak, protein ihtiyacımızı ve damak doyumumuzu sağlayacak yeni yöntemler bulmamıza izin ve ilham ver.
Protein içeren hücreleri yapay ortamda çoğaltarak yapılan deneysel üretimlerde bir sakınca yoksa, onu geliştirmemize, doğanın hayvanlarını kendi yaşam alanlarında bırakmamıza izin ver Ya Rab…

Her şeye gücü yeten Sen sin.
Sen in, gelecekte, -hak edebilirsek- hücrelerimizin sadece aldığımız nefesle beslenip canlı kalabilmesini sağlayabileceğini tahmin ediyorum.
O zamanlar gelene kadar, dünyanın gündelik, geçici mesajlarına kendisini kaptırıp; büyük resmi aramaya fırsatı kalmayan, bitmek tükenmek bilmeyen, düşmanla, hasımla, rakiple tanımlanan -hayali uyuşturuculardan- insanların kurtulması için yardımlarını esirgeme Ya Rabbi.

İnsanı topraktan, ağaçtan, mağaradan alıp buralara kadar getirdiğine göre, Sen muhteşem bir Öğretmen sin.

Senin öğretme yöntemlerine bizim aklımız ne kadar erebilir ki… ?
Kendi adıma, Sen den gelecek her tür sıkıntıya razıyım. Başa gelen her tür musibetin eğitici/öğretici/eksik giderici özellikleri sahip olduğunu, geç de olsa fark ettim.

Ödül, ise Senin takdirin. Zaten, dünyada var ederek, şu alıp verdiğim solukla peşin bir ödül vermişsin.  Fazlasını istemeye yüzüm olduğunu sanmıyorum.
Peşin verdiğin ödülü gecikmeli de olsa hak etmeye çalışmak, vereceğin derslerle cahilliğimi bir nebze olsun giderebilmek hayatımın merkezinden hiç ayrılmasın.

Ya Rabbim,
Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu; bir süreç mi var, nasıl bir süreç; sorularını; tahmin ediyorum, her bireyin kendisine bırakmışsın..

Soruyu algılamak bireye özel, yanıtı aramak bireye özel.

İnsanın yalnız doğup, yalnız ölmesi gibi. Tutum, davranış ve düşünüşlerinden sadece kendisinin sorumlu olması gibi…
Hiç bir cemiyet, hiç bir cemaat, hiç bir grup; dahil olduğumuzda; kitabıyla, filmiyle, vaazıyla bize “bilmek” hediye etmeyeceğini
Bu yolculuğun, inanıp / inanmamak değil; “bilmek yolculuğu” olduğunu, gözlemlenebilir olduğunu, dileyen herkesin, oturduğu yerde bu yolculuğa çıkabileceğini; algılanabilir izlere erişebileceğini, sadece kendimize ait sandığımız özel dünyamızın öznesi “ben” in, devasa bir yolculuğun parçası olduğunu, insanın sadece kendisine ait aklın ve hislerin bu yolculukta lokomotif olduğunu günlük hayatımın her anında hatırlamak isterim.

Allahım
Sana bu açık seslenişime gözü ilişen, ilişmeyen…

Onların, bilimle, gözlemle, algı çabasıyla soru ve yanıt aramalarına ilham ver.
Dünyadaki tüm insanlarının; yaşanmış, yaşanılan, yaşanılacak her şeyin bilme yolculuğunun okunmayı bekleyen kitapları olduğunu;
kötüye, kötülüğe, eziyet çekmeye, aldatana, aldatmaya, aldatılmaya ihtiyaç duymayacak kadar zekamızın gelişmesine,
düşmana ihtiyaç duymayacak kadar kalplerimizin sevgiyle dolmasına, Senin sanatına ulaşma çabasıyla heyecanlanmasına, en büyük derdimizin rakibimizin değil, kendi eksiklerimizin üstesinden gelmek olduğunu hissetmesine yardım et, Allahım.

Büyük Patlama sandığımız o başlama vuruşundan sonra bizi kendi halimize bıraktığını sanan çocuklarından yardımını esirgeme.

Farkında olmayı, dünya hayatının anlamsız yengilerine / yenilgilerine indirgememizi affet; keşfetmekte zorlananlarımız için bize daha kolay, daha anlaşılabilir ipuçları ver.

Ya Rabbi,

İnsanın insana, organize birimlerin bireyin önüne koyduğu, parmakla sayılabilen seçeneklerin; o seçeneklere iliştirilmiş allı pullu geleceklerin, yine iliştirilmiş korku dolu geleceklerin çekim gücüne karşı durabilecek bir güç ver. Seçeneklerin sınırsız olduğunu, durağanlık ya da hareket etmekle tescillenebilen; içinde “kendimi aramak ve anlamlandırmak dışında bir derdim yoktur” ifadesi içerebilecek seçme davranışlarından en uygununu çocuklarının bulmasına ilham et.

Bu seslenişimde ne kadar hata var, ne kadar cahillik var… Sen bilirsin.
Biz çocuklarının en az kusurla huzuruna çıkmasına yardım et, Ya Rabbi…
Mahluka eşref ekleyen Sensin…
Karşında, suçları boyunu aşmış, ayaklarına kapanıp af dilenen biri olmaktansa; başı hafifçe öne eğecek kadar kabahatli; Seni kucaklamaya yeltenecek kadar ödevlerini yapabilmiş olmayı tercih ederim.

Bilme yolculuğunda hiç bir çocuğundan umudunu kesme Ya Rabbi…

Yaşam okulunda herkesi diploma alabilecek kadar deneyimler yaşamasına, uyanmasına fırsat ve zaman ver Ya Rabbi…

Sen dünya yalnızlığının; uzatılan eli boş çevirmeyen, biz farkında bile olmadan sımsıkı tutup rehberlik eden en güvenilir arkadaşısın.

Amin.

Atalay Ergezen

19.06.2018 Urla