İnciraltı ‘nın “doğruluğunu” uygulama belirleyecek

 EXPO yeriyle ile ilgili düşünceler sunmanın, konuyla ilgili tartışmalar yapmanın, bilimsel araştırmalar ortaya koymanın başlangıç tarihi 2006 ‘nın başlarıydı. İzmir ‘de yaşayan insanlar, kamu kuruluşları, meslek örgütleri olarak önümüzde uzun bir zaman vardı. Bu uzun süreçte sessiz kalıp, karar verildikten sonra görüş ve eleştirileri yoğun bir şekilde gündeme getirmek bana verimli görünmüyor.

Bunu şimdiden kestirmenin olanaksız olduğunu düşünüyorum. Yer seçiminin doğruluğu ya da yanlışlığı, yapılacak planlamaya ve uygulamaya göre değişkenlik gösterecek. İnciraltı eğilimi BİE genel sekreteri Loscartales ‘in dilinden basına yansıdığında hangi kesimden tepki geldi ? Sayın Kocaoğlu ‘nun -EXPO konusundan bağımsız- İnciraltı ile ilgili arama toplantıları, niyeti ta o zamanlar işaret etmiyor muydu ? “Loscartales bir kaç saatlik İzmir gezisiyle kentimizin sıkıntılarını, çıkış yollarını bilemez” diyen oldu mu ?

Yani, kılavuz istemeden görünen köyün ancak içine girildiğinde tartışmalar başladı.

Baştan bu yana “Urla” dememe rağmen, İnciraltı ile ilgili felaket senaryolarına katılmadım, katılmıyorum. Nedenlerine gelince;

  • EXPO yer seçimiyle ilgili, seçenekler üzerine düşünce üretme zamanı bitmiştir
  • Dosya teslimine iki ay kala seçilen yerden vazgeçilmesi, yeni bir yer belirlenmesi artık mümkün değildir
  • Verilen kararın doğru ve güzel biçimde uygulamaya yansıması için ilgi, enerji ve eleştiriler ikinci adıma, uygulanabilir düzenlemeler, planlamalara yoğunlaşmalıdır
  • Küsmek, darılmak, “benim istediğim olmuyorsa senin istediğine de engel olurum” anlayışı kenti ileriye değil geriye götürür…İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu, İnciraltı ‘nı neden daha uygun bulduğunu kamuoyu ile paylaşsaydı belki tartışmaların zamanlaması konusunda tetikleyici bir etki yaratabilirdi. Şimdi, İzmir ‘in seçilmiş en üst düzey yetkilisi olarak, kendi tanımladığı “lobi” lerin, belirleyiciliğinde neden etkin rol oynayamadığını açıklamak durumunda. Siyaseten “doğru” sanılan “uygun olanı söylemek”, eylem ile sözün uyuşmadığı zamanlarda sıkıntı yaratabiliyor. Kısa bir zaman içersinde İzmir ‘in önemli bir bölgesini planlamak imkansız gibi. İnciraltı aceleye getirilmiş, gelişigüzel bir planlamayı hak etmiyor. Benim önerim, İnciraltı ‘nda EXPO fuar alanının gayrı resmi olarak çizilmesi ve hemen, bugün-yarın teknik çalışmaları yapmak üzere konsorsiyuma teslim edilmesi. BİE ‘nin, dosyadaki alanın tapusunun da iliştirilmesini isteyeceğini sanmıyorum. Devlet egemen ve tek yönlü kararlar alabilir, planlamaları geleceğe yönelik bir garanti de içerir. İnciraltı ‘ndaki taşınmaz sahiplerinin yeni durumdan memnun olması ya da mağdur olması, hem kaliteli, hem düşük yoğunluğuyla çevreyi gözeten, hem de artı değer yaratabilecek mükemmellikte bir plana bağlı. EXPO takviminin daralttığı zaman, planla ilgili haklı kuşkuların oluşmasına neden olabilir…Bu yüzden acil olan hemen yapılmalı, İnciraltı planlaması ise daha geniş bir zamana yayılmalıdır…
  • EXPO 2015 için tercih edilen yeri ister doğru bulalım, ister yanlış. En kötü ihtimalle, bir yanlıştan on doğru çıkarmak, kenti paylaşanlar olarak hepimizin ödevi. EXPO 2015 ‘in İzmir’e gelmesini istemek ve bu uğurda çalışmak, siyasi getirileri olan “şablon gösterilere” dönüşüyor. EXPO için yapıldığı açıklanan “Tayland çıkarması” ya da “Tayland bindirmesi” ne paralel olarak, diğer dostlar alışverişte görsün etkinlikleri de peş peşe sıralanıyor. Ancak dünya standartları yerel animasyonlardan bağımsız işliyor.
  • Bizde imar = talan… Bir yer imara açılırsa onun hiç kurtuluşu yok… İster yasal formüllere uydurularak, ister yasa dışı yollardan binalar çarpık bir şekilde yükselir, kimse de önünü alamaz… Bu değişmez bir kaderimiz mi ? Toplumsal yapımız, yönetim anlayışımız, Avustralya’daki gibi, İsviçre ‘deki gibi yeşiller içinde birbirinden yeterince uzak yapılar, etrafına genişçe yayılmış bir kent, sağlıklı ulaşım imkanları görmemize yetemeyecek mi ?