“Keçi” dedi, hadi gülelim.

İçinde “keçi” kelimesi geçen bir cümle kurmak pek komik ve “vizyon baltalayıcı” duruyorsa “Ordinary Goat” diyelim de, şu keçi katliamını durdurmanın önündeki bu garip psikolojik baskı da ortadan kalksın.

Önceki gün iktidar partisi grup toplantısında konu gündeme geldiğinde yine gülüşmeler olmuş. Nihayet konu “keçi” Oysa ülkemizin genetik havuzundaki bu önemli hayvanın planlı bir şekilde tüketiliyor olması hiç de “komik” değil. Avrupa’da 1 kilo ete 3 USD ödenirken, bizim 8-10 USD ödememiz de hiç komik değil. Besin değeri ve lezzetiyle dünya pazarında 3-4 kat fazla fiyatla pazarlanabilecekken, koruma altına alınmamış fidanlıklara zarar veriyor diye “düşman” ilan edilmesi de hiç komik değil.

Tamam, gülelim. Gülmek sağlığa faydalı ama böylesi ciddi bir sorunu çözmek için siyasi aktörlerin önünde bir engelmiş gibi durduğunu, çekinceli yaklaşıldığını düşünmeye başladım. Ak Parti ‘nin kapalı grup toplantısında konuşulan konu, kimi internet siteleri ve gazetelerde bu çekinceyi doğrularcasına alaylı bir dille aktarıldı…

Konunun sunumu bir kenara, Başbakan Erdoğan umutlu bir cümleyle noktayı koymuş: “Doğanın uyumunu bozmayalım. Hem keçilere hem ormana sahip çıkılsın” Bu sözleri Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ‘na talimat niteliğinde olduğu geçiyor haberlerde… Bakan Eroğlu yaptığı konuşmada “Keçi düşmanı değiliz” demiş. Ama birkaç senedir yürütülen anti-keçi kampanyasında söylenenleri herkes hatırlıyor. Bu kampanyanın bir kişiye fatura edilmesi de haksızlık olur. Uzunca bir süredir değişik kesimlerden yüzlerce etkili ve yetkili kişiler insanları keçileri yok etmeye teşvik ediyor. Her biri gerçekten bu kampanyanın doğruluğuna inanıyor mu ? Öyleyse neden dev bir korodan yükselen sese rağmen birkaç cılız ses dikkate alındı ?

Mayıs sonundan bu yana takıldığım bu konuda 4 araştırma ve makalem yayınlandı. Bir de video belgesel hazırlıyorum. Bunlar www.urlaonline.com adresinden izlenebilir. Zootekni bilimcileri ile Orman bilimcileri arasındaki asırlık bir tartışma olduğu söyleniyor bu keçi meselesinin. Hem de sonlanmamış bir tartışma. Niyetim bu tartışmayı sonlandıracak verileri bir araya getirmek.

Yerli ırk kıl keçilerini neden korumamız ve geliştirmemiz gerektiğiyle ilgili savlara elle tutulur bir adet eleştiri geldi. Bir yorumcu keçilerin yetişmiş orman içinde otlayamayacağını çünkü gölge olduğu için tabanda ot bitmeyeceğini yazdı. Hemen uygulamanın içinde olan birkaç insanı aradım ve sordum. Bu durumun sadece sık orman için ve mevsime göre değiştiğini söylediler. Önümüzdeki hafta bir günlüğüne sürü çobanına refakat edip bu hayvanların davranışlarını gözlemleyeceğim, aynı zamanda video çekimler de yapacağım.

Uygulayıcılar, işin içinde olanlar konuyu çok daha iyi biliyor. Kıl keçinin beslenme disipliniyle ilgili ilginç detaylar var; keçiler günde 10-20 km yol katediyorlar. Bir alanda, önünde ihtiyacına yetecek yeşillik olsa bile orayı tamamen tüketmiyor, yoluna devam ediyor. Bir gün önce dolaştığı parkuru tanıyor ve yeni bir rota üzerinde ilerliyor. Yani bir alandaki yeşilin gelişmesine fırsat vermeyecek düzeyde baskı yapmaması gerektiği genetik kodlarını yazılmış.

Keçi ormana zararlı mıdır, faydalı mıdır ? Plansız ve kuralsız tüketilen su bile zararlı olabilir. Stratejik önemdeki yerli besin kaynaklarımızın geliştirilmesi isabetli planlar ve irade gerektiriyor…Mecliste geçen konuşmaların uygulamaya nasıl yansıyacağını merakla bekliyoruz.

19.07.2008

Akşam Ege