KROŞEFESTOMANİ


KROŞEFESTOMANİ

Eşek, Merkep, Sıpa, Ker, Asinus ve diğerleri…
Masum bakışlı Eşek in yatmış beş dildeki adıyla… Çıktık yoldan, bakalım offroad üstadı yar bizi nere götüre…

Komik esmasiyla güldürürken düşündüren Esel, Donkey, Ass, Asal…

-Alakasız şeylerin alakasına- sırtımı dönmekten; klavyemdeki gülen-yüz ikonuna sığınırım 🙂

Ai…

Bu dosya, Eşeğin tacı hakediş belgesidir.

Açık kaynak kodlu bir yazılımdır 🙂
Sayıları 1 veya 10 veya 100 milyon olan gönüllü merkepler tarafından geliştirilmesi ümit edilir.
Bu ilk versiyonunun numarası 00222222
Dileyen eşek gördüğü hataları düzeltir, kendi bulgularını ilave eder.

Kreşendo ile verilen hay, anırışın pik noktasını bulana kadar devam eder.

Toplamda 20 sayfa 20 grafik olacağı tahmin edilen dosya, her gün fasikül fasikül akara salınır.
Manifesto girişi ve başlık olan KROŞEFESTOMANİ adı dahil, tüm önermeler mutlak değil, geliştirmeye açıktır.

Sonu “mani” ile bittiği için, ezberimiz bizi, onun bir hastalık olabileceği şüphesine götürür.
Bünyedeki etkisi, bulaşıcılığı nedir ?
Bir çok açıdan hastalık sayılabilir.
Oysa yaygınlaşmış ezber ve alışkanlıklarımız ne de güzel sağlıklı ve istikrarlıdır. !

Canlılar aleminde, memeliler sınıfında, en üst mertebeyi; hangi memeli dost onurlandıracaktır ? gibi, garip bir soruyla yola çıkar.
Bunu arar.
(Canlı cansız tüm var olmuşlar övülmeyi hak eder. Ayrı… )

Madem ki, yönetilmek, yöneticiler seçmek, onları idolleştirmek sarmalında çok mesaimizi harcarız…
KROŞEFESTOMANİ idol olmayı hakeden canlıyı Eşek olarak cevaplar.

………………

O “pırıl pırıl ışıldayan taç için” insanlar aleminin arasında bir “kusursuz” aramak beyhude… 🙁

Kim var ki kusursuz ?
İnsan mevcut yapısıyla “yönetilmeye” muhtaç bir canlı mıdır ?

Hepimiz, yönetilmeye ihtiyaç duymayacak bir donanımla dünyada var edildik.

Nesil nesil, ama hiç usanmadan; kah alkışlamak kah taşlamak için yönetenler istedik.

Yaşayanlar arasında; “en az kusurlu” varsa bile, o da susarak etti; en büyük kusurunu.

İçimdeki “yönetilme talebine” bir isyandır bu yumruk.
Çemberden sıyrılıp, doğrudan kurtulup, esnek eğride içimdeki hazineyi aramaktır.

Kendi elimle verdiğim “yönetilme ipini”, kendi kuyuma salıp, kancasına hazineyi takmaktır.
Her seferinde boşluğa düşen kroşe yumruğun, bu kez hızını alamayıp kendine vurmasıdır.

Ker, anırdıkça sesin geldiği yere başımı çeviririm.
Orada duran aynanın her bir ayrıntısında “beni” görürüm.
Aynanın arkasında muzipçe gülen kimdir ?
Güzellikleriyle, çirkinlikleriyle, hatalarıyla, sevaplarıyla maskelerimi indiren kimdir ?

O gerçekte yaşanıyor olan bir MASAL dır.
Dört nallı, dört ayaklı bir MASA dır.
Kusursuzdur, kusur işlemekten münezzehtir.
Küsüratı olmayan, kendine has bir ASAL dır. (Asal çok dilde eşek)
SAMan la beslenir, SALAM sucukla anılır
ASA ile kıçına hafifçe vurulsa yüküyle yürüyüşe geçer
zAWALLıdır hali ama hizmetten geri durmaz

YaŞAM bir MASAL ise;
ASAL onun baş kahramanı
Masalın sonunda ASSlolanın başına TAÇ koymak adettendir.
O “ESAS” ın, o temelin başına taçların en muhteşemi memnuniyetle koyulur.
Çünkü her şey apaçık ortadadır:

O MERTEBE
MERKEBE YAZILMIŞTIR 🙂

Sonra bir teşekkür, herkes kendi dilinde, bazen çaprazlama;

MERSİ (Fr) -(Merkep)
SIPASİVA (Ru) -(Sıpa)
SİPAS (Kürtçe) – (Sıpa)
DANKE (Alm) – (Dankey ing. eşek)
THANK YOU (Eng)
TEŞEKKÜR  – (Eşek)
MÜTEŞEKKİRİM AYNALIĞINA

HAZİNE dir aranılan. Toprak altında. Mezarlıklarda, tümülüslerde… Sonu HAZİN hikayeler.
ASİNUS soft bir hazine sunar.  (Asinus latince eşek)

Çünkü biz İNSAN ız.
Hazineyi, çapayla/kürekle, kas gücümüzle bulmayacaktık.
Fark AKIL ise, mekanik dünyanın ancak YARDIMCISI, işlemcimize ulaşan  ışık, ses ve sembollerin ANALİZ edeni olacaktık.

Aklımızla bulduğumuz hazine öyle bir şey olmalıydı ki; tacı onun başına koyma sürecinde, kendimize ettiğimiz eziyetin farkına varabileydik.

……..
O, insan tarafından hep ezilen, hor görülen ESEL (alm);
Okuması sayması olmayan,
Ağzından çıkan sadece A ve İ seslerinden ibaret DONKEY

Meğer bize, akla gelmeyecek diller üzerinden, görseller, devinimler üzerinden neler anlatırmış, neler.
O kadar ezilmeye gıkı çıkmayan, üstüne üstük bize; bilme ve gülme armağanları yağmuruna tutan sevgili KARAGHEASAM (Malayam)
O kara kaşene gurban
Danke dir

Ey ciddi büyükler.
Ciddi gündemlerimizle nereye geldiğimiz ortada.
İçimizde terk ettiğimiz gülücükle birlikte, çocukları da terk ettik.
Kendi mabadımızı kurtarma derdiyle uğraşırken, cümlelerimizle insan gömmeye uğraşırken, dip diri çocukları kendimize benzetmekten çekinmedik.

Aynı hapşırırken kapatır gibi yapalım…
Pek ciddi, pek bilimsel, gömme niyetli “pek gerçek” gündemlerimiz için açtığımız ağzımızı; kendi elimizle/ kolumuzla kapatalım.

MERTEK eski evlerde ağır yük taşıyan ağaçların adıdır.
MERKEP çocukların sevgilisidir.
Dünyanın en ağır yükünü taşımak üzere programlanmıştır.
Dünyanın tüm çocuklarını sırtına alacak, onları güle oynaya arşa kadar taşıyacaktır.
Eliniz yardım için uzansın. “Büyükler” dünyasının bklu ciddiyetinde ısrar etmeyelim.
Eşek neremize, ne zaman, nasıl tepik atar hiç belli olmaz !

Eşek yokuşa sardı.
Çocuklar ve gençler, bu adımı geliştirecekler.
Asık suratlı ve ciddi dünyamızın aptallığını yüzümüze vura vura, uygun lokasyondan kahkahalarla güle güle ilerleyecekler.
Bu güne kadar hiç bir işe yaramayan kibirlerimizi ceplerimizin en derin yerine koyalım.
“Yaşam nedir ?” sorusunun yanıtını eşeklerin sırtına bindirdiği çocuklardan/gençlerden öğreneğiz.
Onlar gülecek
Onlar, biz tüm büyüklerin düştüğü hali göre göre, katıla katıla gülecekler.
Onlar bizim gibi “büyük olma” batağına düşme yaşına gelmeden, sona kadar gülmeyi hem öğrenecek hem bize öğretecekler.
Sahte sevgimizin, sahte gülücüklerimizin biyolojisini onlardan öğreneceğiz.
Çünkü eşekler acaip samimi anırırlar, hem de ciğerden;
Aaaaa İiiiiiii
Aaaaaa İiiiii

Aparkat, sağ direk, sol direk… Taze bitti

KROŞE BAŞLIYOR
Yarın aynı saatte 2. bölüm
Ai

Atalay Ergezen

22.04.2020 Perşembe
22:22 Urla

2.Bölüm

ARMADONGE VE TÜRK BAYRAĞININ GİZEMİNDEKİ GÜZELLİKLER

ARMAGEDDON hemen herkesin bildiği bir kelime.
Zamanın sonunda beklenen “savaş”.
Hakkında neler yazılmış neler… Kütüphaneler dolusu kitaplar… Filmler…

Kıyafet savaşı 🙂
Kırafat takalım mı, takmayalım mı. Ceket mi güzeldir, gömlek mi ? 🙂

Konunun eğrisi şöyle:
ARMA GED DON un yazılı olduğu tablet bulunduğunda kırık haldeymiş.
Her parçasında bir hece/harf.
Dizilimi baştan farklı yaptıklarından zamanımıza kadar farklı gelmiş.
Şöyle:
ARMA DON GE
Yani Arma Donkey
Yani, Eşek arması

DAMGALI EŞEK desek boşa gitmez ki; damga nın bir diğer adı olan KAŞE ile EŞEK ses diziliminde pek yakın akraba duruyor.

Anlamlandırma kısmına girersek:
Armalı Eşek ile kıyafet (kıyamet) savaşının aynı kelimede buluşması tesadüf değildir.

Zaten hiç bir şey tesadüf değildir.
Arma, neticede tercih ettiğimiz kıyafet gibi bize bir marka olur… Beklenen savaşın bu semboller üzerinden gideceği sonucunu çıkarabiliriz.

Varsayalım, yeşil birlikler eşek sembolünü benimser, kırmızı birlikler aslanı, bir diğeri yılanı, öbürü kartalı, beriki panteri, tavşanı gibi…
Aralarında ittifaklar, işbirlikleri vs olur. Belki iki kutupta güçlerini toplarlar ve çatışma başlar.

Yaşanacak “büyük savaş”; gerçekte, global ölçekteki bir beyin fırtınası 🙂

Bilginin işlenip yeniden yorumlanması ve sunulması…
Fikirlerin mücadelesi… İnsana yakışan yöntemlerle, herkese lazım olan hazinelerin bulunmasını sağlayan “büyük savaş”

Bu nazik geçecek “BÜYÜK SAVAŞ” sürecinde, insan; “okumak” gibi önemli eylem hakkında hiç akla gelmeyen metotlarla tanışır.

İnsan hiç aklına gelmeyen bir metodu, rakibi bir şeyi kanıtlamaya çalışırken, ondan öğrenir.
Metodoloji tartışmaları da yaşanır.

Giderek, var olmuş ve var olan her şeyin bize bir mesajı olduğunu gördükçe, kutsal olan ve kutsal olmayan diye bir ayırım yapmanın anlamsızlığını hissederiz.

Tüm dillerdeki, tüm kelimeler, tüm heceler/harfler de büyük kitabın parçası… Tüm canlılar, isimleri, resimleri, özellikleri, tarihleri her şey. Elementlerin isminden atom numaralarına kadar, “öndeki anlamlarıyla” yetinmememizi beklerler.
Her şey; devasa bir kodlamanın gizeminin çözülmesini bekleyen parçaları.

Yaşamın bir taşla bir kuş havalandıracak kadar pinti olmadığını hayret ederek görürüz.
Farklı kombinasyonlarla yan yanalıkların gizemlerine erdikçe, süreç bizi duygusal bir sınavdan da geçirir.

İhtimalle, bu bilme mücadelesinin ana tarafları; gençler/genç kalanlar ile ezberlerine daha sıkı tutunanlar olmalı.
“Galibiyet” kime yakışırdı?
Pırıl pırıl zekalarıyla, henüz ezberlere kök salmamış hayalleriyle dünyanın çocukları ve gençleri.
Lütuf da değil bu.
Bu satırlara rast gelenlerin “Uyan da balığa gidelim” dediklerini duyar gibiyim.

Eksikleri bulup, yeni açılımlarla kemiklerimizi esnetme onuru onlara aittir.
Bir babanın çocuklarına yalancıktan yenilmesi değil. Beyinle bitecek işlerde onlara yetişmek neredeyse imkansız.

Gelelim Melhame-i Kübra ‘ya…
Armageddon un doğu versiyonu.
Amik ovasında gerçekleşeceği beklenen “Büyük ve Kanlı savaş”

“Amik” neresidir, bilen yok.

Melhame hakkında etimolojik bilgiye rastlayamadım.
Bu olsa olsa Merhamet in farklı duyulup, farklı aktarılmış bir hali.
Yani Büyük Merhamet.

Büyük bir merhametle kucaklanan insanoğlunun, doğanın canlılığına büyük bir merhametle cevap vereceği dönemin adı.
“Savaş” ile yan yana gelmesi de elbette anlamlı.
Tüm dünya insanının birey birey bu içsel savaşa katılması, alışkanlıklarını yeniden tanımlayıp doğal yaşama merhamet etmesi.

İnsanoğlunun kendisine eziyet etmekten vazgeçmesiyle eş eylemli olan bu savaşın adı BÜYÜK değil midir ?
Yeterince büyük duruyor.

Yok… Hala, topla tüfekle, füzeyle, mayınla, uçakla yapılacak bir savaş beklentisi içinde olanlar var ise Amik ovasının nerede olduğunu aramaya devam edebilirler.

Armageddon üzerinden, Makedonya üzerinde şüphelerim vardı bir aralar.
Haaa…
Armageddon herkese birer don armağan edileceğinin bir habercisi de olabilir !

Üzerinde bir arma / işaret bulunan don da var bu işin içinde.
Bu Don Juan ‘ın donu olabilir !

23 NİSAN

23NİSAN
3NİSA= ?
Tersten okuyup Gaçilyaca ve İtalyanca karşılıklarına bakınız 🙂

Kim bilir çocuk ile 23 nisanı buluşturan daha neler var ?

TÜRK BAYRAĞININ GÜZELLİĞİ

Milletleri birbirine yabancılaştıran yanıyla kullanıldıklarından biraz mesafeli dururdum bayraklara. Eskiden…

Bir şeyin güzelliği/eksikliği onun nasıl anlamlandırıldığıyla ilişkili olduğunu öğrendiğimden beridir, değişti.
Tüm ülkelerin bayrakları güzel. Ve keşfedilmeyi bekleyen semboller içeriyor.

Ama bizim diye demiyorum.
Türk bayrağı, hilali ve yıldızıyla dünyanın en güzel bayrağı.
Çok şey anlatır. Pek çok düşünsel gezintilere çıkarır.

Hilal; esnekliktir, tevazudur, değişebilmektir…
Hilal; taçtır yani haledir, koronadır.
Korona (taç) hücrelerimizin yapısına dikkat çeker.

Hücrelerimizin olası enerjisiyle ilgili ipucu verir.
Dokuya yapılan aşırı yükleme hücreleri üzer. Yükü hafiflediğinde önündeki yıldız gibi parlayan bir enerjiyle yanıt vereceğini müjdeler.

Bir çanak anten gibi, ayarları tam yapılıp, rezonansı yakalandığında; odak noktasına öyle bir enerji armağan edecektir ki… O yıldızın enerjisi, doğa ile arkadaş olmaya çoktan yeter…

Hilaliyle yıldızıyla tüm dünyaya da bir konum atar;
Çanaklarınızı, kulaklarınızı Anadolu topraklarına çeviriniz.
Damarlarımızda akan kırmızı kandaki hücreler, tabiatla barışmanın bayramını bu topraklarda başlatacak.

Türk bayrağını ne yöne çevirirsek bize bir şey söyler.
Bugün yukarı çevirelim.
Koca koca gülen yüzü gördünüz mü ?
(Grafikte küçük ilavelerle tüm dünyaya gülen bu yüzü ifade etmeye çalıştım)

Yüzü gülen insanlar. Dünyaya gülümseyen Anadolu
Gülmenin formülünün içine gizlenmiş gülmek.
Gülebildikçe doğanın alna (beyne) kondurduğu armağanlar 🙂

Daha ne olsun.
Kutlu olan her şey gibi 23 Nisan da kutlu. Tarihiyle, bayrağıyla, gizemleriyle…

Çocuklarıyla, hatırlattıklarıyla hem de çok kutlu 🙂

Atalay Ergezen
23.04.2020 Perşembe
20:44 Urla

 

Bölüm 3
BU SSAKAR ASSEK ADAMI MASSKARA EDER 🙂

 

1 şeyin  1 anlamı olsaydı yaşam ne sıkıcı olurdu.

Bir sembol etrafa onlarca ok gönderince her şey renkleniyor.

Yüzlerce anlam da boş durmayıp, bir tek sembole ışıklarını tuttuğunda…
MATRİX denilen şey yani.
MATRAK sonuçlar, matrak anlamlar bizleri bekler.

Sesler, harfler aracılığıyla yay gibi gerilir; okunu dört bir yana gönderir.
“Oku” ki, özel bir tavsiye.

Osel (ru. eşek) bir yol almak üzere kAİnat OKULunda sönen her ateş, KÜLlerinden yeniden doğacak, kanatlanabilecektir.
Alman “Lese” der.

Ezelden gelen tüm dataların KARMAn çormanlığı; dolaşmış misina yumağını andırır.
KARIŞIK olan çaresini de içine yazmış:
KAR=KER=EŞEK
IŞIK= …. I=E
Samanlıkta iğne aramaya benzer. Eşeğin yardımıyla saklanmış sarı samanların arasından “zamanı gelenler” sıyrılır, bize hikayenin bir bölümünü anlatıverir.

Eşek karşılık da beklemez.
Biz çalışır para alırız.
Ona biraz arpa yeter.
Eşek anırınca ha gayret… Yumaktaki karmaşa yavaş yavaş içine gizlenmiş büyük romanı aktarmaya başlar.
Her öykünün bir kahramanı olmalı.
Yüzlerce kahraman arasından en kahraman kimdir ?

Bu na marhak deriz.
Merak diyecektim.

O zaman. Merak ettiğim kahramanın;
Şu öbeklerle ilişkisi olabilir:
KARA, ERK, KAMER, MERA, MARKA, MERKÜR
Kamera, mercek, hilal diye uzanır bu bağlantı.

(Ay Nalı Kamer ince bele)

Merak, “merkebi” kafadan söylemiş zaten de, merdiveni çıktıkta Meryem le karşılaşmaktan imtina ederim.

“Mer” in Kürtçe de “erkek” anlamına geldiğini öğrenince biraz rahatladım.
“Ker” zaten, KARA KAÇAN gibi eşek anlamına geldiğinden, bir erkek olarak, şahsen “ker” olmaya da “kek” olmaya da çoktan razıyım.
Neyse ki Eşek in erkeği de dişisi de var; cinsler arası bir rekabet malzemesi çıkmadan da konu hallolabilir.

Bundan daha ciddi bir sorun var…
Merkep üzerindeki olumsuz algıyı kaldırmadan, merkeple ilgili kanıtların aniden yayılmasından çekiniyorum.
Hakan Peker mesela… Hemşerimizdir sorun çıkarmaz.
Ama S. Peker ‘e durumu anlatacak kadar vaktim olur mu ?

Bu yüzden, Eşek hakkında Kartal gibi, Pars, Kurt gibi bir algı dönüşümü lazım önceden.

Eşeğin övünülecek bir sembol olduğunu kanıtlama çabasının altında korunma içgüdüsü yatıyor  🙂
İşi garantiye almak.
KARAntiye…
GAR tren yollarının vardığı yerdir.
GAR aj yolculukların başlama/bitiş noktasıdır.
Her yolu kaç KERE denersek deneyelim, her taşın altından çıkacaktır KER 🙂

Bu eşekte S ve Ş neden çok ?

İngilizce ‘de ASS
Bizde EŞEK
Günlük kullanımda EŞŞEK de deriz.
ASS ile EŞŞ
ASİNUS da da 2 S

“Doğru” yeterince yakmadı mı canımızı. ?
ASLOLAN eğri dir 🙂
Eğer gibi, semer gibi, S gibi kıvrılabilen, aynı kısır dairede tekrar edip durmayan, MERcek gibi kavis yapan, MERkür gibi birinci ve ESAS olan eğri.

OLAN bitenin bir kenarında NAL izlerini bulmak mümkün.

Şükür ki, ASS ile ARŞA doğru yükseldiğimizde yarı yolda bizi sırtından atmaz.

Hatta, makro ölçekte bizi selamlar.

Yemekle tüketemeyeceği yolun üzerindedir zaten;
SAMANYOLU GALAKSİSİ

Diğer dillere bakayım:
Milky-Way (İng) …. Süt yolu… (Eşek sütü kıymetlidir 🙂

Ve kimi dillerde : GALASSİA
G AL ASS İA
Aİ=EŞEK
ASS=EŞEK
ASAL=EŞEK

Bi de SALAG çıkıyor, o da ben olayım. (Eşeğe yakıştıramam)

SAMAN izlerinin takibiyle varırız AHIRa
ZAMAN ın yolu ise AHİR ile biter.
Son, “Sonne” üzerinden güneşin sön-eceğini fısıldasa da; time (taym) FİNEAL ile iyi, güzel, hoş, incelik müjdesi verir.

Galaksimizin fotoğrafını başlığa koydum.
Işıklar merkezden dışa doğru spiral yapıyor.
IŞIK neydi ?
Formül: I=E

I ile E yi eşit saymakla YANLIŞ mı yapıyorum ?
Eğrinin, “doğru” olduğunu galaksinin şekli bize fısıldıyor.

Doğu EAST veya OST
OSTern bayramı yeni bitti.
Yumurta DOĞUmla ilişkili.
Galaksi süpriz yumurtaya benziyor

NİSAN ayındayız.
ASİNUS nisana yazıldı da, Mayıs ‘ta konu Ayı ve ikizleri ise…
Bu dosya nasıl yetişecek 🙁

Manisa ‘dan bir kaç litre eşek sütü sipariş edeyim bari…
Belki, düşünme hızına, konsantreye falan da iyi geliyordur. 🙂

28.04.2020 Salı
Urla 01:10

Çocukken keletire bindirirlerdi.
Sallana sallana giderdik.
KROŞEFESTOMANİ dosyasının bölümlerinin adı artık KELETİR OLDU. Keletir 1, keletir 2… şeklinde…
KELETİR in anlamları:
ELEK
İLETİR
TIR
KEL
KER
KELEPİR

30.04-01.05.2020

Keletir 4
KORONA GÜNLERİ SÖZLÜĞÜ
CORONA GÜNLERİNDE HER TAŞIN ALTINDA SEVİMLİ SIPA

DEPREM ile
MERKEP arasında metafiziksel bağ kuran, eşşektir. (Baştan söyleyeyim.)
Eartquake-Donkey (eng) Uydu mu ? … Uymadı
ERDBEBEN-Esel (alm) Uydu mu ? Yine uymadı.

Olsa olsa, bebeklerin beşiklerini, çocukların salıncaklarını sallamak için kimi sızmalarda bulunmuştur.
SALINCAK… SALLANMAK… BEŞİK
Şaukel (alm)
Keredl (İng)

(Beşik… Farklı kombinasyonları ikilemeyi tavsiye eder. Ama konu uzamasın)

——————–

Yaşamın merkezinde ne vardır ?

Uyuttular ki… Hem de nasıl uyuttular…
Su, toprak, rüzgar varmış… Yok elementler varmış…
Bu kadar derinlere saklanır mı… Ayıp değil mi … !
M E R K E Z i bulmak için Tutankamon un mezarını kazacağız ?
M E R K E P i köşe bucak ne saklarsınız, vre zalimler !

Y ASA M ın orta yerine kurulanın elinde zopası mı vardır ?
AA çiftesi kodlama hatası…

MERTEBE nin kime ait olduğunu…
MERKEBE yakıştığını hatırladığımızda o ASA olur:ASS
(Aİ-T mi dedim ben şimdi )
Tamam… Eş anlamlısını deneyelim:
SAHİPLİK
Ahh sıpa ah…

Neyse…
Korona deyince aklımıza ilk gelen kelimeler ve bağlantıları…

MASSKE

(İsteyen Elon Musk üzerinden, Leon (aslan) incelemesi yapabilir. )

Tüm dillerde, küçük farklılıklarla kullanılan bu MASKE kelimesinde neler var ?

Hiç zorlamadan, göz kırpan ikincil, üçüncül anlamlar.

ASS zaten göz önünde.

MASKE nin M sini kenara aldığımızda
ASKE….. ESKE…. EŞEK 🙂

(AŞK da bize bir şeyler anlatacak ama o sonra…)
(Eşkiya filminde sevgilin adı Keşe miydi, Keje miydi ?)

(“KEŞKE” kelimesini cümle içinde kullanan deyimlerimiz var mıydı ?)

Sadece ses bağlantıları yeterli bulunmayabilir. Görsel destekler nerede?

Yola MASke den çıktığımızdan, maskenin işaret ettiği hayvan dostumuzun, SAMan ile beslendiğini, ZAMAN ile de bir senkronizasyon olabileceğini şüphe çuvalına koyuyorum.

Evet. Maske görseli kimi maymun türlerinde de var.
Ama “MASKE” kelimesinin en çok ok gönderdiği eşekteki maskeyi görmezden gelmek mümkün durmuyor.

SALGIN

ASAL (eşek) belirgin. ASS hakeza…
(Salı da var… Ayrı konu. Dienstag (alm) Hizmet günü, din günü)
LİSAN da var, öyleyse uluslararası karşılığından yürüyelim:

PANDEMİ
Pan değil mi ?
Peter Pan ?

Mitolojinin ünlüsü Pan.
Flüt sesiyle çobanın yoldaşı pan.
Keçi figürüyle özdeş sayılsa da, Anadolu ‘da Midas üzerinden Eşeğe dikkat çeker.
Pandemi de dolaylı yoldan eşek dedi.
(Patience)

Başlıyoruz !
Bir şeye b-aşlı-yorken, hep onu anıyoruz; o aşil tendonudur, asile dir…
Dostumuzun sadece soylu (asil) olduğunu fısıldamakla kalmıyor. Aşil tendonunun belirginliğine dikkat çekip, ipucu veriyor.
İz sürmenin, başlangıç noktası… Ya da Galaksiye rehberlik edecek canlı.
“Aşil” dedim ya “Asinus” eşek. Asile ise mülteci demek
Mülteciler asırlardır yürür.
Monalisa ya
Achilleusa selamlar.

Yük onların sırtındadır. Küfeler dolusu çöplerimizi yüzyıllarca onlar taşıdı.
“Mühl” Almanca da çöp.
Tacı kim hak edecek ? (Çöpçüler kralı)

“Biz burda eşşek başı mıyız !” cümlesinin desteğiyle de, bu başlama işinin 5 (BEŞ) ile alakasını, eşek ile alakasını unutmayalım.

Bir şeyi anarken, o anılar hep kulaklarımızda çınlıyor.
Çınlayan çanları çanak gibi kulaklar en önce duyuyor.

Başlıyoruz (Yoksa beşliyor muyuz)

Aİ kaç eder ?

“A” dörde (4) benzer, “İ” bire (1) benzer…

=41 (41 KERE …)
İki kere anırdığında: 4141 çıkıyor ki; bunu 1441 olarak okumak mümkün.
1441 şu an içinde bulunduğumuz hicri yıl.

14 ü anlatmaya gerek yok. Nereye dönsek karşımıza çıkıyor !

SS
Bundan önceki Keletirde, eşşekte bu S lerin Ş lerin neden çiftlendiğini biraz anlatmıştım.
İlaveten… Eşeğin çiftmesi olabilir mi 🙂
Tepik de denir… Grafiklerin pik noktasıyla eşeğin (de/dö) pik tercihi senkron ya da çapraz olabilir.
Çift demişken; 2020 gibi, iki rakamın iki kez tekrar ettiği bir senenin içersindeyiz.

Ama SS konusunda asıl söylemek istediğim; Si silisyumun simgesidir ve atom numarası 14.
1414
Eşek, yorulmak bilmez, İŞ üstüne İŞ yaptığından; SS leri SİSİ ye dönüştürmek zorlama olmaz.
(S=Kükürt de çok şey söyler)… Kükürt sarıdır. Farkına varmamızı ister. Sarılmamızı ister.

SS, ŞŞ dedim ya eşek çiftlemesi ?! Çiftesi… Çitmesi… İki KERE S
S de, kükürt simgesi ya !
Kürtçe de eşekin karşılığı KER ya da HER… (KAR, CAR, GAR, GER…CR şeklinde birçok dile ve kelimeye bulaşmış.)

(KER demişken… Ker, her yükü taşır. İngilizcede taşımak CARRY… Kerry diye okunur)

Bolca tekrar eden 4 ise belli… NİSAN ayı. (Asinus) Senenin 4.ayı.
BEŞ demiştim… 5 sağa doğru yatınca, oldu mu (Pİ) sayısı sembolü… Pi bize daireyi işaret ederken, kısır bir döngüyü de mi anlatıyordu ?
Bak sen işe… EŞ gibi eşsiz güzellikteki bir hecenin başına “B” getirerek yine karşımıza çıktı; 5 ve üst komşusu  4 ile yan yana düştüler… Yani 45 🙂 … Nisan, Asinus, Assi kelimelerinin peşine 45 numaralı ilimizin adını ekleyebilirsiniz.

Bu arada B oraya havadan  gelmedi. (Kafadan sallamıyoruz.)
B, nota diziliminde la  (A) dan sonra gelen 7. nota.
Yani Sİ notası. (Yukarıda iş miş, diyordum ya)

Eşek üzerinden  varılan yerlerin; zaman senkronizasyonu açısından 1441 ve 2020 ile buluştuğuna ikna olduk mu ?

OCAKMARTNİSAN
CO………RA………NA
KARANTİNA
Hay bin kunduz !
Her taraf KARA 🙂
(Karantina-Karana)

KOLONYA
Bunun tam isabet varyasyonunu bulamadım 🙁
Galiba, kolon-koloni-koku üzerinden varılan bir yer var ?
Yeni başlayanlar için, film Kolonya Cumhuriyeti tavsiye olunur.
(Kolonya-Karana)


HAPİSHANE

Tüm dünya, hep birlikte, hanelerimize hapis olduk mu ?
HAPİS… SİPAH…. SIPA 🙂
(Anaa burda “sipahi” de var !)

Yeter mi ?
Yetmez…

EŞEK-ZEBRA-SIPA-HAPİS

Farklı cümlelerle aynı sonuca;
İnsanın en çok nerede sabra ihtiyacı olur ?
Kapısı kilitlenmiş bir yere hapsedildiğinde.
Sıpa yı tersten yazdık mı oldu; Apis…
Başına bir H eklersek zorlama mı olur: HAPİS

Yukarıda Kükürt dedim ya S yüzünden;
Kükürt atom no 16
SABUR dan BURSA ya otobüs var mıdır ?
BURSA Plakası 16
(16 sayısı başka nereye varıyordu unuttum… İlerde bakarım)

SABIR diyecekken  ZEBRA demek…

Eşek in akrabası zebra ‘nın üstündeki çizgili desenler bize neyi çağrıştırıyor ?
Siyah-beyaz-siyah-beyaz düz çizgiler.
Ayaklarda yatay, diğer kısımlarda dikey -iki üç parmak eninde- çizgiler.

Hapishane ve parmaklıklar.
Aynı deseni mahkum kıyafeti olarak tanırız.
Siyah-beyaz çizgiler.

Zebradan gelen bu doğal sembolü kafes olarak da düşünebiliriz. Hayvanların açık hava hapishanesi; çitlerle çevrili alan olarak da.

Ara tonları reddetip siyah-beyaz zıtlığındaki gel gitlerin insanın hem ruhunu hem bedenini hapsettiğini anlatmaya çalışır.
Bitmedi…

PENJARA Endonezya dilinde HAPİS anlamında.
Dört duvara hapsedilen kişi, haliyle pencere üzerinden dışarıyı görebilir.
Pencerenin klasik görsel ikonu, bir kare ve içindeki + formundaki bölümlerdir.

Bir ruh özgür olmak isterken, onun bedenini dört duvar arasına hapseden şey nedir ?
Bunun temel cevapları da eşek ve ailesi tarafından veriliyor olmalı. Bunu sonraya bırakayım.

Korona günlerinde HAPİS olduğumuz HANElerimizin pencerelerinden  sarkıp dışarıyı seyrediyoruz.

CARCEREM latince HAPİSHANE
MERCEP 🙂

VİRÜS
Bir sürü çeşidi var da… Son onlar yılı sallayan AİDS oldu.
Aİ yi DüŞünmek durumundayız.
Testinin adı ELİZA… = Asile… Asinus…
DON KEY ve ASS köprüsünden kurulabilecek komik bağlantıları okuyanlara bırakıyorum.

Yeri gelmişken, buradan…
Eyy dünyanın ülkeleri, yöneticileri…
Canlı dünyayı korumaya eşeklerden başlayınız. Onları hapsetmek, şusu busu için öldürmek ya da bunlara göz yummak affedilebilir bir eksiklik midir, bilemeyiz ! Afrika nefes almaya başlamanın isabetli bir coğrafyası olabilir.

AŞI
ASİNUS diyorum. Başka da bi şey demiyorum.

BAĞIŞIKLIK
Bağ ile ışık ı bulabilirsin 🙂
Kıllıdır, üzüm taşır, şikayet etmez, güzeldir şık tır şüphesiz…
KORONA
Fazla söze gerek yok…
KARA NA…
İster Ker… Her…
İster KARA KAÇ AN…
(Taç, haç, hilal ilişkisi sonraki Keletirlerde…)
(“Kaynana” ile mantıklı bir bağlantı bulunamadı)

YASAKLAR
Neredeyse ostrmak ve scmaya varacak bir yelpazede yasaklar.
Y…ASAK…LAR … (Esad, esed… Hatırlatmaya gerek var mı )
ASAL zaten ikincil destek olarak görünüyor…

KUYRUK
MARKET kuyruğunda iken, aklıma MERKEP geliyor.
Manav kuyruğunda da…
Eczaneye MASKE kuyruğuna girdiğimde de…
Merkepi kuyruğundan bağımsız düşünmek mümkün müdür ?
Her şey bir bütün.
(Kuyruk konusu çok özeldir. İlerleyen Keletirlerde tekrar işlenecek)
MAKARNA-KARGO
Köyde çocukken, marketimiz merkeplerin sırtındaydı. (ÇERÇİ=KER Çİ)
Çerçi derdik. Şimdi adı Market oldu.
Hapis günlerinde KAR (A) GOO yardımımıza yetişiyor. (Ker/kara)

Makarna daki kara zaten  söylüyor ama yetmez.
Türkçedeki mastar eki olduğundan da özel bir önem işareti veriyor… MEK… MAK…
“Rap diye rap rap… rep rep” R ve P ilave… MRKP
(Macerena diye bir şarkı ünlenmişti. Vücudunuzu sevin falan diyordu…)
Magen bir çok dilde mide.
Bi de Karne kısmı var ki… MA hakkında alacağımız karne…

Bir çok dilde eşek adının karşılığı Makarna ya benziyor. Burada, Makedonca ile yetineyim;
MAGARE …. Boşnakça eşek: MAGARAC

MARKA… MERKE…P diye devam eder gider.
Merken… Almancada bir şeyi idrak etmek, anlamak…
Angela Merkel ‘e selam olsun. (Angel=Melek)

Makaraya saran mı var yoksa 🙂
Makarnayı çatala güzelce sarar ağzımıza atarız.
Sarılan bu ince uzun çubukların rengi SARI dır.
SAMAN ın rengi de sarı.

Eksik söyledim.
SPAGETTİ demeliydim.
ASEG zaten görünüyor da, SIPA daha önde duruyor.
Sıpa inat edince İTTEGleyebiliriz.
Sıpagetti nin dışarıda kalan kısımlarını elimizle itteglemeyelim. Çatal kullanmak, nezaket falan…:)

LAZANYA…. LAZA….AZAL… ASAL… ESEL

FİYONG MAKARNA
Fİ YÖN …
Fi sayısı 1.618
Galaksi görseli 🙂

Fİ  YONG
SAL YANG OZ
Yorum:
Eşek GARİP tir.
RAKİPliği göreceli. REHBERliği garanti.

Eşeğin her köşede bir iz bırakmasından yola çıkıp, sıkıntıların “sebebi” şeklinde bir hatalı yorumdan köşe bucak sakınırım.

Yaşamın, etme-bulma yasasından daha önce bahsetmiştim. Kusuru kendinde arayanın, kendine iyilik yapması…
Yaşam içindeki herhangi bir öğeye “kötücül” sıfatlar yakıştırırsam, onu var edene de ayıp etmiş sayarım kendimi.
Kainat içindeki harflerden hecelerden, kurda, kuşa, böceğe kadar her şeyin; okunmayı bekleyen büyükçe bir kitap olduğunu, bizzat kendim, geç fark ettim.

Var edilmiş her şey… Hepsi birlikte ve her biri insanın yolculuğuna rehberlik etmek ister.
Korona nın insanlığa faydaları saymakla bitmez.
Düşünmek için, eksiklerimizi aramak için, telaşe arasında bize boş zaman yarattı.

Eşek gariptir.
Ve başlangıcın rehberliğine çok yakışıyor.
Gramerin, lisanların, hecelerin derinlerine sızmasının onur verici tarafları var.

GAR İP tir.
KER Pİ dir.
Kerpiç leri çok taşımıştır.
Kimi zaman kerpiç taşınan tahtarevanın tahtına “adıyla” oturup insana kendini taşıtmıştır.

Dairenin kısır döngüsünden kurtulmamız için bize daha çok yardımı vardır.

Bize nasıl düşünmemiz gerektiğiyle ilgili yüzlerce, binlerce ipucu sunarken; mavra, komedi sağanağına tutar…

İhtimalle, insanlar tarafından evcilleştirilmeyi kabul etmekten bin pişmandır.
Yabanlıktan taviz vermeyen akrabası Zebra ‘ya gıcık olmuş, hapsolmaya tepkisini zebra üzerinden vermiştir.

Estetik algımızın şekillenmesinden, estetik literatüre kadar; GRAMERKEP in günlük hayatımızda ne denli yoğun yer aldığını ilerki Keletirlerde sunacağım.

Bir kaç hafta öncesine kadar, maske takmayı pek anlamlı bulmasam da, “mecburen” takıyordum.
Şimdi güle oynaya takıyorum.

Bizim evin doğusundan bir anırma sesi geliyor sabahları.
Bi fırsatını bulursam, maskemle o eşeğin göreceği mesafeden geçmek isterim.
Görsün bi…
Arkadaşlarına söyler…

Onu hor görmek mi !
Eşeklerle çakışan yanlarımdan utanmak, hakaret saymak mı ?
Asal çok güzel bir HYVNDR 🙂
Yani (NDR) nadir bir HYVN
Dünyanın en güzel gözleri eşşeklerdedir

Bu Keletirde zoom yaptığım kelimeler üzerinden, güncel yepyeni tecrübelerimiz üzerinden, mesajı algılayıp eksiklerimizi güle oynaya tamamlama vaktidir.
Tepik in, çiftenin anlam dünyamızdaki yerini yeniden konumlandırma vaktidir.

Bu kadar  tecrübe sonrasında, yaşam “eski tas, eski hamam” şeklinde sürer mi hiç…

Sevimli eşeğin gaz çıkarmasının ya da yılanın huzursuzluğunun anlamdaşını yaşamaya ne hacet 🙂 !

Kim bilir.
Sevgili Korona diye başlayabilir o zaman cümleler.
“Maskemiz de hazırdı… Hem de evimizdeydik.”
Meğer korona beni, daha zor olanın üstesinden gelebilmem için, hem madden hem manen hazırlamış 😉

PARA dediğimiz şey, neticede KARA değil mi…
Kaç KERe el sürdük, biriktirdik, harcadık…
O ellerimizle gidip, bizi ve yükümüzü yüzyıllarca taşıyan bir sıpaya sürdük mü ?
Başını, boynunu okşayıp “seni unutmadık” dedik mi ?
Kara paraya dokundukça eşeğin işini “daha iyi yapan”, tırlara, traktörlere vs. yatırım yaptık.

Eşek şimdi şu para denen kağıt tomarlarına gıcık olsa haksız mıdır ?

Keletir 4 burada bitti

(Tahminim toplamda 20 keletir var. )

————————————————————–

Keletir 5

MERKEBİN MEDRESEYE ÖZEL BİR İLGİSİ Mİ VAR ?

MEKTEPTEN MEZUNİYETLE, MÜREKKEP YALAMIŞ MERTEBESİ MERASİMLE VERİLDİ.
SEMERESİ; MERKEB-İ KEBİR DE, MERCEKLE MARKA ARAMAK.

Başşlık konusuna girmeden önce…
Bugün 03.05.2020
Tüm dünyanın World PR355 day ‘i kutlu olsun 🙂 (PRESS)

GAZEteci, kokuyu tez duyup tezelden duyurur.
Onlar olmasa, GAZZE şeridinden haberimiz olur muydu ?

Yanlışım olursa, 3536lig bendedir.

Bugün, 7. Padişah F.S.Mehmet ‘in vefatının 539 uncu yılıymış. Ona da selam olsun…

Şimdi geleyim…
Merkep, mekteplere neden bu kadar çok sızmış.
Sanki işgal etmiş.
Gerçi, tüm alanları incelemeden böyle bir kanıya varmak abes olabilir. Ama okuyunca siz de hak verebilirsiniz.

Sızmak nedir ? İşgal nedir ?
Bu S ve İ nasıl olmuş da, bir bütünden dIŞa çıkan veya içe enJEKte edilen kelimelere nüfuz etmiş ?
İS…Sİ…
Sİlah tan çıkan MERmi Sİvri ve hIZlı…
SİvriSİnek iğnesiyle bizi SIkıntıya sokuyor
Yılan dİŞiyle zehrini zERKediyor.
Sİperlik ile benzer tehditlerden korunmaya çalışıyoruz.

KERvan yola koyulduğunda da ayın işi yapıyor. Ve bize Eşek ile Silisyumu birlikte düşünmemiz gerektiği hakkında ipucu veriyor.
Bunla beraber; Si, iS ve varyasyonlarının rakamları cepte hazır dursun… Her zaman lazım olur:
Sİ silisyum:14
Si nota:7
Sİ grafik:51 veya 15

Bu sayıların hemencecik çağrıştırdıkları;
Pi sayısı: 3.1415….
Mekanikte en sık kullanılan anahtar 14-15… Açık ağız ya da yıldız…
7 ise saymakla bitmez… (Zokaysa yememekte fayda var)

Şimdilerde değişse de, mektep 7 yaşında başlayıp 14 yaşlarında ilköğretim tamamlandı.
Ardından gelen LİSE…

Okullarda SIniflara girdik. 4 ayaklı SIralarda oturduk.
Kalabalık sınıflarda koku olabilir pencere açtık havalandırdık.

Sınıfa ingilizce girelim:
CL ASS ROOM
Klass anladık da odadaki morluğu incelemek lazım…

Almanca da oda nın karşılığı ZİMMER.
MOR ile MER birleşip KEP i kafasına koydu mu ?
Yok daha koymadı.
Birazdan diploma töreninde takılacak o…
(Zİ..-Sİ.. arada kaynamasın !)

Öğrenmek, öğretmek, öğretmen,
OGRMEN…
MERKEN… (Alm) Anlamak, farkına varmak..
Mektepe uygun bir eylem.
Merken işlemi tamamlanınca, -merkep kenardan seyreder mi bilinmez- örtmen KERNA yı verir, KEP de takılır başa… Sonra havaya. To the AİR 🙂
Aydınlık KARAnlıkla anlam kazandığına göre, KARNE onun KAŞE Sİ 🙂

OGRDT sesleri boşlukta durmuyor.
GAİDAROS Yunanca Eşek
GUİDE (gayd) İngilizce rehber

“Haydar” Türkçe de erkek ismi. Hay veren, haydi diyen, motive eden anlamları çıkarılabilir.
Hayrat karşılık beklenmeden sunulan 🙂

Bi MERTEBE yükselince tebrik edilir ya…
GR orda da karşımıza çıkıyor.
GRATULATİON…
Elbet… Kır At da tebriği hak eder.
Amma… MARGA Paşa ya Aİ t görünüyor 🙂

(FRAG ı unutmayalım… FRAK da deniyor, kuyruklu olanı…)

(Bu arada MATGAP da delici bir alettir (Sİ), MAGARAC Boşnakça eşek, VATKA da dış müdahale ile omuza katkı)

Neyse…
Bir eğitimden geçtik… Sinavları başarıyla verdik. Başımıza taç koyulacak elbet.
CAPasitemiz arttı neticede.
KEP i hak ettik 🙂
(P harfi Yunanca da R olarak okunur…)

KARA ya da KER ya da İS ya da MER her yerden çıkıyor dedim yaa…
Şekil, renk ve anlam buluşması burada şaşırtıcı düzeyde:

MERdivenleri tırmandık…
KEP i kafamıza taktık
KeMER i belimize taktık
KARA renkli kep,
KARE şeklindeydi,
PÜSKÜLÜ havada (Air) bir kuyruklu uçurtma gibi salındı.

MERasimde… KEP töreninde MEHTER MARŞI gitmez mi ? (Arşın/Arzın merkebine seyahat… Kara deli…)

MARŞIN yaraya MERHEM gibi olur
MERSİN Akdenizde bir ilimiz.
Plaka 33… (Sih mer (kürtçe)=30 erkek)

İçel, çilenin/çarenin adresini tüm dünyaya fıssıldıyor. (Bugün Silifke ye çok dolu yağmış)
Dudaklarımızla OTUZÜÇ derken MURT ilçesinin meyvelerinin ne çok ŞİFA olduğunu okuyoruz.
Yine, 3539lig bende kalsın, yumurta nın kuluçka süresi 20 mi 21 mi?… (Eşek ömür 20)
39=EG süreyle ilgili söylüyor bir şeyler. 35 ? …. Simerne

Bu araya sıkıştırayım.
Yukarda GR dedim ya…
Medeniyet sembolümüz GRAVAT
KIR (boz) KER vs… açılım mümkün.
Ama gereği yoook..
GR yunan diline bakmamızı tavsiye ediyor olabilir;
GAİDAROS…

Gravatı tersten yazayım
TAVARG 🙂
Tavla Gar… Tavla Ker…
Kravatı, nihayet bizi görenleri tavlamak için takarız. Şekil olarak kuyruğa benzer ve kuyruk bir çok canlı türünde rengarenktir; diğerlerine fark ettirmek için halden hale girerler 🙂
Yular özelliği de gözden kaçırılamaz tabi ki 🙂
(Bu arada tavla oyunu 4 bölüm… 6 şar hane… Haneler gravat gibi üçgen…sivri
15 kara 15 beyaz taş vardır. 1515 … İSİS )

Kara ve kare olan püsküllü kepimiz aslında bir kapı gibi de…
Kapı açıldıkça ardından bir şeyler çıkıyor… Sonra bir kapı daha…

Bak şimdi… Aklıma ne geldi…
KAPI deyince, hani bir şeyi KAPatır, örter…
KEP te aynı şeyi yapar aslında. ŞAPKA nın başındaki ve sonundaki harfleri attığımızda, ortada APK harfleri kalıyor…. KAP
Ortadaki P yi uçurduğumuzda ise: ŞAKA… AŞAK… 🙂 (Hayır başak değil… A=E)
(KASKET ?)
MRK(g)P(f) sessizlerini ayıklamıştık ya…. MİGFER de başa konuyor.

Elbisedeki CEP de aynı işi görür. Kapsama alanındakini sarıp, muhafaza eder.

Kep de başa konur, kepek de başta olur… Şu 5 her yerde Merkeple ya da baş la buluşmaya uğraşıyor… Niyeyse !
(CAPS /Kapital… Cümleye büyük -CAPS-harfle başlanır)

Neyse…
Kare ve kara olan KEPimizi, KÜPe dönüştürdüğümüzde renginin değişmesine gerek kalmıyor.
Neticede 4 köşeli geometrik bir şekil, üstündeki kara boyasıyla 2 boyuttan 3 boyutlu bir nesneye dönüşüyor ve daha görünür hale geliyor.
DÖRT üzerinden ÖRTÜNMÜŞ olan bu şeyi ejnebi dilinde yazarsam CÜP olur mu.
Cüp diye yazılır Küp diye okunur.
Ama insan bunu isterse CÜBBE diye de okuyabilir 🙂
Anaaa ! KUBBE desek de aynı anlama hizmet ediyor :
Ayrıntıları ve içi gizleyen, aynı zamanda koruyan, yukarıdan aşağıya doğru GİYDİRME 🙂

Mahrem bir objeyi, haram kılma.
Haremi, maharet gerektiren düşün egzersizleriyle aralama…

İyi de eşek nerde şimdi ?
Nereye kaçtın KARA KAÇAN !

“Yollarına baka baka kaldı gözlerim…”
Yorumun yorumu:
İnsan yoruluyor. Alnı da terliyor, terki de terliyor.
Merkep, eğitmek/öğrenmek/keriyer şablonumuzla, dalgasını geçiyorsa; aralara tavsiye de sıkıştırmış olabilir. İAAİ diyosa, bu teknolojik çağda örgün eğitimin yeniden tanımlanmasının vaktidir. (Yaş meselesi de tartışmaya dahil…)

03.04.2020 Pazar
17:45 Urla

 


Keletir 6

MEYDAN OKUYORUM !

Meydan okumaya başlamadan önce, kısaca…

Bugün Hıdırellez.
En çok tuttuğum; ELLEZ hali.

ZELLE Almanca da HÜCRE demek.
ALLES (her şey) Hücre der gibi 🙂

CELL İngilizcesi (Sel gibi olan)

GEL ECEK olan aşşa yukarı belli galiba.

Gidecek olan ?

Kele bir el atmamızı ister amma, hücre biraz ücra köşelerde olduğundan cüretkarlık riski mi var…?

Arapçadaki “ellezi” de yakın duruyor.

Hem öyle tam isabet bir anlamı var ki… Tek başına anlamsız…

Sadece bir bağlaç.

———————–
Geçelim meydan okumaya….

Heeeyyyyyt ulan heeeeeeeeyyyyyyyt!

Var mı şu tahtaya yan bakaan ?

Düz bakıp eğri okuyoruz:
M  E  Y  D  A  N

6 harfli bir kelime.
Sanırım Türkçe.
Ama Rusca da da aynı kelime:
MAYDAN майдан

Tamam, kabul… Bu kendi ezberime bir meydan okumadır.

Meydan orta yerde dururken, ezberlerimin benden gizlediği neler vardır ?

“Meydanda duran şey” ortalık yerde duran.
Herkesin ulaşabileceği.
“Bir şeyi saklamanın en işe yarar yöntemi ortalığa atmaktır” (Kimin lafıydı ?)

MERKEZ in içine
MERKEP in saklandığı gibi.

YALan ın, İngilizcenin içine
LAY olarak saklanması gibi.
………………….

Meydan ile Maydon-oz kardeşliği bir çok dilde var;

Persegi ile Peterseli gibi. Endonezce deki bu örnekle yetiniyorum. Konu uzamasın.
(Ot=Grass=ASS…GAİDAROS… yine de bu fasılda bir şeyler eksik)

Maydonoz ile tam isabet bağlantıyı bulamadım. Ama illa ki bir şeyler var ve bunun üzerinde gelişecek tartışma bir MEYDAN MUHAREBESİ ne neden olabilir. ! (Muhabere ile yakınlığı tesadüf müdür )

Anaa… Meydan ın arapça karşılığına baktım: Murabae

Muharebe gibi duyuluyor. Karşıma kare şekiller çıkıyor.

Şaşırmamın nedeni, bir çok dilde meydanın karşılığı SQUARE… Bir diğer anlamı KARE…
Dört kenarı, dört köşesi olan. KARA da desek olur KARO da desek olur.

Haydaa… Bir şaşkınlık daha !
Square den kareye, kareden GORA ya vardık diyelim.
AGORA şehrin çarşı/alışveriş merkezi 🙂

Uzaylıların ışık yıllar uzaktaki gora medeniyeti indi mi bizim merkepli meydana 🙂

Elbet.
Meydan da iz ararken eşeğe neden gelmeyeyim ?
Ki meydanlar; yüzlerce / binlerce yıl atların eşeklerin uğrak yeri olmuş.
Meydanlara iz bırakmamış olmaları mümkün mü ?

MEY DON-KEY kolay bir lokma. Tamam.
Maydonoz da bir ottur. Mideye (magen) iyi geldiği bilinir. Merkeplerin küfesinde meydanlara getirilip satılmıştır.

Almancası PLATZ… At ve Ezel in kuyruğu görünüyor da, FLAT (düz) mimarisi de okunuyor.
Square üzerinden; karakaçan ve ker faslını kısaca hatırlatmış olayım.

Mey diyoruz ya. İçeceklerin bulunduğu satıldığı alan anlamı da çıkar. Main ‘e de uzak durmuyor.
MAİN PLATZ / PLAZA… Ana, esas anlamında.

YEM dersek, yemek ve yemlerin sunulduğu yere de gider… Yemeni üzerinden elbiselerin bulunduğu çarşıyı da tanımlar.

Evet. Meydanlar genelde karedir.
KERVANSARAYLAR da kare yapılar.
(Burda da ker var ! )

Sabah horozun ötmesiyle hareketlilik başlar.
Horoz ü ürü üüü şeklinde öter.
Kısa…. kısa-uzun …. uzun…
.  ._   _
Mors karşılığı: EAT
Yemek vakti mi anlayalım… ATEŞ… At ve eşekleri çıkarın yola mı ?
Her çağa uygun bir karşılığı vardır. Teatr başlasın mesela 🙂

Meydanlar önemli.
Meydanlar değerli.

Meydan isimleriyle, meydan sembolleriyle merkebi yan yana düşüren bir çok örnek var.
İz sürenler bunları rahatlıkla bulabilir.

Meydanlar, işçinin emekçinin, yüzlerce, binlerce yıl at/eşek sırtında ürününü getirip alın terinin karşılığını aldığı/aradığı yerler.

Sanayi devrimiyle emeğin hakkının, alın terinin arandığı Meeting meydanları.
Buluşma yerleri.

WORKER İng. İşçi
KARKER Kürtçe İşçi

Emek ve hak deyince…
Karl Marx 05.05.1818 yılında doğmuş.
Bugün 202. yıldönümü.

Eşek, cismiyle ismiyle alışkanlıklarımıza sızıp dalgasını geçerken, bir öneriyle de ışık olması gerekmez mi ?

Algıladığım önerisi şöyle:

Alın teri/ kas gücüyle ilişkili.
Yaşamı kas gücünün üzerine kurgulamak, insan aklını kenara alan bir yaklaşım.
Alın terinin karşılığını almak için verilen savaş, beyhude bir savaş.
Ter ‘in karşılığı tam alındı diyelim. Hatta fazlasıyla…
Ne olacak ? Başımız göğe mi erecek ?

Fabrikalarda, tarlalarda, inşaatlarda tek düze işleri yapan insanların var olma biçimlerine nasıl bir anlam vereceğiz ?

Öyleyse önce beklentileri, dilekleri şöyle kökünden gıdıklayalım ;
Bireyin hayatının neredeyse yarısını çalan kas gücü üzerine kurgulanmış sistem nicedir.?

Bu yüzyılda hala elinde kazmayla duvarlara vuran maden işçisi hayatından “memnun olduğunu” sanabilir ! Ya da varsayalım grev yapıp maaşını ikiye katladığında !

Bir kaç aylık eğitimle kazanılan el becerisi de menüye dahil.
O el beceresiyle, iş bantının bir parçası ol, ömür tüket… Bu mudur ?

Mürekkep yalamış olmak, gerçek anlamda “alın terletmekten” biraz kurtardıysa beni; o alnı terleyerek var olan her kişiye kendimi borçlu sayarım.

Hem… Bu makul bir sürede bu başarılamaz ise; kalemi/defteri bir kenara bırakıp kazmayı, küreği kapmanın vaktidir.

İnsanın varoluş gerekçesi, ömür boyunca 50 bin elma kasası taşımak; 500 bin mikap harç karmak, 500 bin saat dağlarda koyun gütmekle tanımlanacak bir ağırlıkta mıdır ?.
Yakışmıyor.
Yeryüzüne doğmuş her bireyin; ezilmeden ve ezmeden, akıl yoğunluklu yaşama hakkı; onun “alın terinin karşılığını” alabilmesinden çok daha değerli.

Tabi, bu MEYDANLARA çıkıp, sloganlarla, grevlerle başarılacak bir şey değil.

Zamane MEYDANI nedir belli…

MEDYA 🙂

Meydan okur yazarlığı.
Ana dilimizi biliyoruz. Bir kaç ilave dil de öğrenilebiliyor.
Bu da öğrenilebilir. Herkes öğrenebilir.

05.05.2020 Urla
23:23 Salı

 


Keletir 7

PERSON FART ETTİĞİNDE FARK EDERİZ

Konu derdi yok.
Nereye baksan iplik ucu.

Sıralama derdi var. Paylaşma derdi var.

Korona nın sunduğu “boş zaman” tahminim bir çok insana yetmemeye başladı.

Uykudan mı biraz çalsak…  TV den mi…

Beyne gelen dataları düzenleme uğraşına girişince, midenin taleplerinin daha geri planda kaldığını, benim gibi fark eden var mı ?

Bugün perşembe, konu da “PERŞEMBE” olsun.

Kırk yıllık perşembe bizi nasıl bir yolculuğa çıkarır, nerelere götürür ?

Ayın 7 si, keletir 7 yi nasıl dolacak….

Soru: En üst başlık EŞEK olduğundan, bu perşembenin yolu eşeğe uğrar mı ?

Cevap: Eşeğin sızmadığı yer var mı ? 🙂

“P” den başlayayım.

Sessiz harf.
Dudaklar kapalı vaziyetteyken, ağız boşluğunda hava basıncı oluşturulur.
Aniden açıldığında P sesi çıkar.
Arkasından gelen sesli harfe göre dil dudak pozisyon alır… PO, PA, PÜ vs…

Hemen aklıma gelen POMPA…
Aynı sistemle çalışır. Yani bir yandaki yükseltilmiş hava basıncı, diğer yana doğru püskürür. (PÜSKÜRMEK)
P harfini sağa doğru yatırdığımızda, o el pompalarına benzedi mi 🙂

Alfabemizde dışa doğru Patlayan sadece iki harfimiz var. P ve B.
Dudakları, aç-kapa sistemiyle çalışan bir de M var. Ama o diğerlerinin yanında sakin.
İsterseniz deneyin. “M” sesi çıkarma niyetiyle, hava basıncını artırın: P veya B çıkıyor 🙂

Bu dudakların ürettiği minyatür BOMBA, gündelik hayatta “B”asınç altında kalan ne varsa, aniden açığa çıkınca PAT diyor.
“B”ağırmak başka bir sesle başlasaydı ayıp olurdu.

P nin tekrar etmesi durumunda RE nin devreye girmesi uygun olacaktı…
R sesini çıkarırken dilin damaktaki titreşiminden faydalanıyoruz.
Dil defalarca damağa çarparken… Rrrrrrrrrrrrrrrrr

O zaman motor sesi geliyor:
PARPARPAR…
Ya da
Bir motosiklet yanımdan farfarfar geçti gitti.

PIRRR diye uçan kanatlarıyla aynı şeyi yapıyor.

PERŞ embe
PARS

Panterin pençesi yaman olur.
KaPlan pençesi de öyle..

Çene ile yapılan “Power” (kuvvet) işi gibi; PENÇ-E (farsça-beş) parmak (tırnakla) yapılır.
Fars komşumuz da zaten zamanın Persleri.

PARİS Fransa nın başkenti.
PAR-füm ü Paris ten ayrı düşünemeyiz.

FÜME= İs… Tütsü, koku + renk…

PARİS te, -zamanındaki- tuvalet geleneğinden kaynaklı, sokaklarda kokunun şiddeti yüzünden parfüm sektörünün geliştiğini tarih bize söylüyor.
Ama bunu gramer nasıl oluyor da söylüyor ?

PAR…
FART (ing) Ostrmk…

Biri FART ettiğinde, sesi ya da kokusuyla FARK ederiz. 🙂

Aracın farı da fark etmek/fark edilmek için.

PER (ing) bütünün bölümlerinden bir PARça

HER bir öğe REPEAT – TEK olanın RAR hali 🙂
P; hattı zatının grafiği ortada. Kapalı olan yüksek basınç alanına ilave edilen anahtar ile R haline gelmiş.

POT yani TOP; P basıncının O içine sıkıştırılmış hali. Bir T epik ile kaleye ya da taca gidecek olan 🙂
Ecnebiler ona BALL der ki, top ile toparlamak kardeşliği onlara da geçmiş;
BALL
RALLY

Bir diğer iç basıncın pörtlemesi BALGAM… (Yine PB)
Bal tüketiminin gam vereceğini fısıldıyor olabilir !

BALON da P nin hakkını vermiştir. Ama P nin hakkını en iyi veren, kütüphanelerce yazılsa bitmeyecek olan iki önemli beden bölümümüz var:

BRUST ve POPO 🙂

Kapital (büyük) B harfinin grafiğini bire bir karşılarlar.
Bebe ‘sine süt vermek üzere formu daha keskinleşen bu mucize organ, Anadolu ‘da B ‘den M ‘ye dönüşür.
İki tane olduğu için çiftlenir ME ME 🙂  (Mami, Mutter, Mama…)

Bu arada koyunlar neden “Havlamazlar” ?
Alfabesi, lugatı olmayan, sütlerini içtiğimiz bu hayvanlardan hep aynı şarkıyı duyarız;
“Meeee meeeee” 🙂

Çok dilde memeden Milk alınır.
İnsan yavrusu, ilk olarak M ile buluşup ondan sütünü EMER…
ABSORBE eder. (Ters Basınç)

Burnundan gelene kadar ! Kendisinin bir kilit olup, o kilidin kendisinin aynı zamanda anahtar olduğunu bulana kadar 🙂

“Ayıp” ile örtülüp yaklaşılması yasak olan alanların içersine saklanmış anahtar…
İnsana çok faydalı olabilecek bilgilerin bulunma ihtimalini göz ardı etmeden devam edelim.

Canlı-cansız her bünye içinde kimyasal/biyolojik/fiziksel/psikolojik işlemler olur.
Bu işlemlerin dengesi bozuk ise atığın niceliği ve niteliği tahammül sınırlarını aşar.
(Hem kendisi hem çevre için)

Atık, bünye içersine hapsedilemez.
O mutlaka çıkacaktır.
Hiç kimse tutamaz.

BART çok dilde sakal. Ve bir çığlık sanki. Kestikçe çıkıyor. Kestikçe çıkıyor.
P nin börtlemesini de yerine getiriyor, R nin tekrarını da…
“Barbar” tanımının içinde nasıl,  içindeki dengesizliği zorbalıkla dışa patlatan tipleme var ise; BER ‘in içindeki RE de; sakal ve traş olma kısır döngüsünü tek heceyle anlatmakta güçlük çekiyor sanki…
Böylece BERBER diyoruz.
Ve “dil” bize; bizim için sıradanlaşmış, REPEAT eden ne varsa REORGANİZE ettiğimizde bunun  fiziki karşılığına kavuşacağımızı müjdeliyor.

Perşembe den başladık.
P den ilerledik.
Geleyim hassas bölgeye.

OSRK
Öksürük diyecektim 🙂
Her ikisi de, içten dışa atılan KÜSÜRAT.
Fazlalığın (ihtimalle kusurlu fazlalık) dışa sürülmesi.

P=Basınç
O=Oval kapı

PORK (domuz) çok gaz çıkaran bir hayvan mıdır bilmem. Ama ağzından çıkan sesin fork fork şeklinde olduğunu bizzat kendisinden  duydum.
Bu arada bizdeki B.K  kelimesinin de dahil, ortak anlam havuzunda benzer seslerle bulunduğunu hatırlatayım.

BEBE, MAMA, MEME, ANNA, ANNE, PAPA, BABA, POPO çiftlemelerinin nedenleri düşünmeye değer.

PO hem estetik ve çekici.
Hem itici ve uzak durulması gereken…
İyi ve kötü nün. Ying ile yang ın… Daha isabetli bir arada bulunduğu başka bir şey var mıdır ?
İnsanlığın ortak estetik alanı.
Ortak ayıp alanı. Ortak dert ve temizlik alanı.

Ömrün rutini.
P..B… kapsamında oluşan basınç temizce PAketlenir ya da Boru içinden Pompalanır ya da;
Posthaneden POstalanır 🙂
Post bi kereye mahsustur. Repost iradi bir tekrar amma;
POOR sanki bir kader gibi tepemize çökmüş, insanı acınası bir zavallı hale sokmuş 🙁
(Bedendeki basıncın bir şekilde ruha da yansıyıp “POsta atmaya” varması)
Öyle bir zavallılık ki, zengin olmanın bile fayda etmediği bir fakirlik.
Sanki, “mahkumiyet” benzeri bir zavallılık.

POOR
ARME
ARSCH
SCHLECHT (Hem zavallı hem kötü)

Zavallı Baba
Armes Vater
Poor Father

Şimdi kritik soru !

Baba neden zavallıdır ?!
Bu papaların kıçı neden bu kadar terler ?
Sırtındaki yükün çok olması gerekir ki, poop (osr. ing) kaçırsın, po terlesin, P (basınç simgesi) öyle bir seviyeye çıksın ki, ya etrafını ya kendini yıksın…
POrter = Sırtında ağır yük taşıyanın PO su TERler elbet…

GEĞİRMEK
Bir şeyin geri tepmesi.
Japonca da GEPPU
Ama ilginç bir şey var; sanki geğirmek eylemi iletişim çağından sonra çıkmış gibi; dünyanın birbirine çok uzak coğrafyalarında bile BURP kelimesiyle anılıyor !
Parçaladığımda; B..P… malum…
Yüksek basınç, alçak basınç yönünde UR yapar… Hava içerikliyse gURültüden kurtuluş yok…
TüKURmek için lütfen TUCH kullanınız. (Alm. bez/mendil)

Daha ciddi bir soru daha ?
P (basınç) bizi, bir çok koldan kıç olgusuna götürdü ya…
ASS dediğimizde bir çok dilde iki anlamı olan bir kelime…
Bir anlamı G.T.
Diğer anlamı Eşek 🙂
(Sırttaki ağır yük gaz kaçırmaya neden olur ! )
Ve ezilmekten, yükten, atıktan, dengeyi bozan fazlalıktan söz ediyoruz.
Hafızamızdaki kelime dağarcığı ile yetinsek dahi; bu sıraladığım kelimelerin ve anlamların aynı sepette bir araya gelmesiyle anlatılmak istenen ne olabilir ?

Merkebin kendi bünyesinde oluşan basıncın dışa patlama eşiği ile, insanın, (erkeğin, kadının) dışa patlayan rutin ve rutini bile aşan halleriyle ilgili bir dikkat çekme mi vardır ?

Şakacı Ker, merkep isminin üzerinden kısır döngüye bir aynalık yapıyor.
Per, yani her bireyin -dış dünyadan önce- bünyesinin girdi ve çıktılarıyla, dalgasını geçerek dikkat çekiyor.

BAğıran BAğırsaklardan, kan damarlarından, dokulara kadar; iç BAsınçtaki dengesiz hali bir dengeye kavuşturmadan dış dünya “dizaynıyla” huzur aramanın boş olduğunu mu fısıldıyor ?

Ezcümle;
POwer (güç), akibeti yenilgi olan geçici bir “galibiyet”.

Merkep, bu dönmedolap tekerin girdileriyle/çıktılarıyla ilgili ünlemi anırma sesine de saklamış olabilir.
O anırmanın Aaa kısmını tamamladıktan sonra, nefesini içine çekerken ! İiiii faslına geçer.

İiii faslına benzer ses insandan da çıkıyor.!
İstemsiz.
Hıçkırırken 🙂

Mideyi aşırı yüklemeyle hasıl oluyor.
HIÇKIRIK… İÇKİ… hık 🙂

Bir çok dilde HİCCUP ve varyasyonları…
Anırmanın dillerde en sık gördüğüm karşılığı ilginç: BRAY

Poor Assinus

Zavallı Karakıçan

(Asinusun içine anüs ü kim koyduysa çıksın ortaya)
🙂

——————————
İlave başlıklar:

KALP
Kalbin çok kullandığımız sembolüne bir bakar mısınız ?
Ezberden sıyrılıp eşleştirmeye kalktığımızda en çok neye benziyor ?

HERZ frekans tamam. Küt küt…
Kimi dillerde karşılığı “Dil” ve “Serçe” varyasyonları…
KARDİO
İngilizcede Hear duymak Heart kalp
Oysa kanı pompalayan işleviyle POPO kelimesi ona daha çok yakışıyor 🙂
Sembolünün görseliyle de birebir uyumlu….

Neler gördüğümüzde kalp atışlarımız birden hızlanıyor ?

SÜMÜK = SLİME (çok dilde)
Sümük silmek gibi 🙂
Tükrük… Ter…
Vücudu terk eden ne varsa daha fazla incelenmeye ihtiyacı var.
07-08.05.2020
02:20 Urla

 

 

Keletir 8
ARABASI 4 ÇEKER
GALAKSİYE KUM ÇEKER

İnsana en az 4000 yıllık emeği var mıdır ?
Belki beş tir.
Bu uzun yan yanalığın sonuna bakalım.
1900 lü yıllar.

Karakaçan ev halkını sırtında taşımış. Yıllarca.
Dağdan odununu, tarladan buğdayını getirmiş.
Dedesi, büyük büyük annesi gibi…
Ahh bile dememiş ağır yüklere koşulduğunda.

Evin üç beş çocuğunun yüzünü güldürmek, sırtına alıp çarşıya pazara götürmek, onların seslerini duyabilmek için susmak…

Derin bir sessizlik varsa, o durağanlığı yıkarcasına anırmak. “Hadi kalkın, işe koyulalım” der gibi…
Sadece menfaat ilişkileri ile nasıl açıklanır ?.
5000 + 17…20 yılın alışkanlıklarının her canlının sırtına yüklediği sorumluluk nicedir ?

Bir sabah ev halkı uyanır. Karakaçan her zamanki yerinde. Oradaki ağaca bağlı olması bile umurunda değil. Birazdan gelip onu çözecekler ve elma toplanmaya gidilecek.

Bugün garip bir şekilde ev halkı sevinçli.
Hepsi bahçeye doluşmuş babayı heyecanla bekliyor.
Nihayet çocuklar çığlık atmaya başlıyorlar. Karakaçan onların sevincini görünce, o da katılıyor: Aaaaa iiiii….

Çığlık seslerini başka bir ses bastırıyor: Düüüüüüttt düüüüütttt
Motor gürültüsüyle karışık, garip bir araç evin önünde duruyor.
Babanın getirdiği kamyonetin şöför mahalline önce anne biniyor. Yanına nine…
Çocuklar çığlık ata ata kamyonetin kasasına atlıyorlar.

Araç yerden toz kaldırarak karakaçanın önünden geçiyor.
Toz-duman içinde, kamyonet gözden kaybolona kadar umutla bakıyor.

Bir veda bile edilmeden gerçekleşen bu ayrılık… Bu ayrılık var ya…
O koca gözleriyle, demir üzerinde giden aileye öyle bir bakar ki…
Bir “ah” çıkmış mıdır… Küçük bir “ah”… O, makaralar üzerindeki vedasız ayrılığa…

O ah ki…
Betonu deler…

Betonu deler…

Arzın dibine de iner, arşın tepesine de çıkar.

O gözlere bir bakın.
Uzun uzun bakın.

Yaptığı “icatlarla”, “eşekten kurtulduk” nidalarıyla, kendisine “eşya” muamelesi yapan insanoğluna öyle bir bakar ki…

Tüm yaşadıklarına rağmen umutla bakar.
O beğenilmeyen merkep… Merhametle bakar.

“Bildiğini sanmak” şımarıklığımıza, bilgelikle bakar, komediyle bakar.

“Görme” yeteneğini sadece kendimizde sanmamızla dalgasını geçer.

“Ben eşya değilim” diye gülümserken, “Sen de eşya değilsin… Gel…” der.

O, derin “ahı” moleküllerine ayırır. Hecelere harflere sıkıştırır.
Kendi, binlerce yıl yaptığı işi elinden alan o araçların her bir köşesine sıkıştırır.

“Ayrılık” gibi insanın içini acıtan bir kelimenin tam göbeğine oturur.
Var iken canımızın bir parçası olmuş her şeyden bir YARIk ile engel ile ayrılırız.

Ayrıldığımız YAR dir. Uzayıp giden RAYlar, bir habitatı ayırdığı gibi bizi de sevdiklerimizden ayırır.

TRENNUNG (ayrılmak- alm) uzaklaşıp giden trenin adıdır. Kıllı diye beğenmeyip yüz çevirdiğimiz; ayrılık acısı üzerinden bizi A-kıllı olmaya davet ederek, bir kez daha mahcup eder.
Ama bir tahammül sınırı var her canlının.
Sanki doğa adına bağırır gibi AAAiiii diye anırır.
“İrkilin artık, silkinin artık, uyanın artık” der gibi.
Aİ ile 41 i fısıldar. Ray ile de 14 ü fısıldar (143.5 mm ray açıklığı)
Uzaklık onun işidir. METRE nin içine girer merkep. ARŞIN ın içine girer.

Kar olur gökten yağar.
Bembeyaz.
Akı karayı size öğreteceğim der gibi.
Kartopu olur çocukları/büyükleri eğlendirir.
Neye ulaşmak istiyorsak onun içine gizlenip, kendi vazgeçilmişliğini bilgelikle yanıtlar.

KARga ya da bir mektup sıkıştırır.
KARınca ya da bir mektup sıkıştırır.

“Taktım sana” der.
KR ve GR molekülleri üzerinden taktım der. ASS üzerinden taktım, ESS üzerinden taktım, ERK üzerinden taktım der. Sana “R” üzerinden taktım der. aRa der aRaaaa…

Kar edeceğim diye çabalamana da taktım, cebinde kartla kredi almana da taktım der.
Borç yükü altında inlerken, benim yükümü hatırla der.
Unutama der.
Hadi CARRY (taşı) der. Kolay mıymış der.
KASA da, KERedi KERtiyle ödeme yaparken, ASALına SANAL ına bile nüfuz etmiştir.

Borca girip aldığımız arabanın KAPısına MERKEP bir çizik atmış mıdır ?
MARKA peşinde koşarken, unutama der. Arabanın KAPortasına PAK der, iyi PAK der. Onu ak PAK ederken beni unutama der.

En son ne zaman gerçek bir eşek gördün ?
Hayatında hiç bir eşek görmeden, onun başını okşamadan bu yaşa gelmiş insanlar var mıdır ?
Arabanın koltuğuna oturduğunda, emniyet kemerini takarken beni hatırla der.

Beni unutama der;
Ben MERKEP, her yolculuğunda KEMERin olup sarılmak isterim. Yolculuk benim işim. Taşımak benim işim. Senin yolculuğunu GARanti altına almaya çalışmanda bir tuzum olsun der.

CARRY den TRAGEN ‘e, bu taşıma işi, götürme işi benim işimdir der. Traktörde beni ara der.
TIR da beni de an, akrabamı da anmayı unutma der. KARgo siparişi verirken KARAkaçanını unutama der.

Hele hele, tüm bu araçların altındaki o teKER leri her gördüğünde selamımı almayı unutma der.

Ve o dört tekerlekli tenekenin adını her anarken -belki de- dalgasını geçer:
CAR
This is my CAR, isnt it ?
Yeesss You are…

İch habe neue AUTO

Bizim araba tam gaz gider

Ama giderken KARıncaları ezmemeye dikkat et.
Hepimiz can taşıyoruz. Tüm can taşıyanların hisleri vardır. Ayrılmak, kavuşmak, güven, yardım… En önemlisi ayağına diken batan her canlının canı yanar.

Burda “süslü” laflar ederek ASS’ın açık sözlülüğüne, samimiyetine muhalif durmaktan sakınırım. Merkebin örttüğümüz her şeyi şak diye söyleyen bir tavrı var.

Bunun kalıp bir söylem olduğunu bilirsiniz.
Merkep bize “süslü bir rüya” halini değil, birebir gerçek halini haşırt diye gözümüze sokar: Dünya ve yaşam içindeki her öğeyle tek bir bedendir.

Ve hiç bir canlı, bir uzvu ile başka bir uzvunu dövmez, dişlemez.

Keletir 8, devam edecek. Kelime, grafik ve işlev bağları üzerinden otomobil/araba elemanlarıda merkebin diğer izleri…

TRİGER kayışı uygun GERGinlikte ise Galaksi istikametinde uçuşa geçeriz.
MARŞ bi bASStık mı, GERisi kolay…

12.05.2020
20:55 Salı

TÜNELİN SONUNDAKİ IŞEK ORDAN DA GÖRÜLÜYOR MU ?

Bugün eve dönerken, yoldan karpuz aldık.
Eve kadar sabredemedim, hemen ortadan ikiye yardım.
Kar ve Puz parçalarını lokma lokma sindirene kadar eve vardık. Neredeyse doydum ama yine de dilimledik.
Dilimleme, “dil” yani lisanla ilgili bir dilimleme tavsiyesi; karpuz üzerinden geldiğine göre, “karpuz” un, öyle bir kaç paragrafla bitecek bir hacmi olmaması lazım.

Kara ve Ker; haliyle konumuz merkep.
“Karpuz” yoğun bir gönderme yapıyor “Karpaz” a…

“Karpaz Eşek” kelimelerini google arattım.
Kıbrıs ‘ın Karpaz eşekleri bayağı meşhurmuş 🙂

İz sürüldüğünde zuper sonuçlara ulaşacak bir alan gibi görünüyor.
Ama bu başlığın konusu olmadığı için burada kesiyorum.

İnsanın kafasında sorular varsa, hayatın olağan akışı içinde, yanıtlar burnunun ucuna geligeli veriyor.
İnsanın kafasında sorular yoksa, soru sormaya teşvik eden deneyimler onunla buluşuyor.

Bunu çoğu insan tecrübe etmiştir. Ediyordur.
Sıradan şeyler. Sadece biraz dikkat istiyor.

Bizim evde bitmeyen senfoni: “Too aççç”
Mete ‘nin TV deki çizgi filmi. Başlarda “Çekici Tom” un kısaltması olarak kullanıyordu. Sonradan “Pavl Patrol” a transfer oldu.

“Baba too açç” diye evi inlettiğinde, o amacına bir şekilde ulaşıyor da, kendim ulaşabiliyor muyum ?

Zaman içinde; TOR, yani kapıyı açmaya uğraştım.
Feryat devam.
Do notasını açmayı denedim…
Hala feryat devam.
Tek umudum OT ta…
Bugünkü yazının içinde şu OT u da açayım, bakalım bir değişiklik olacak mı ?

Keletir 8 e kaldığımız yerden devam.

Merhamet in Merkepte, Şevkatin Eşekte, Şeker gibi tatlılığın Eşekte, Kas gücünün de ASS da, Merakın Merkepte, Sakarlığın yine Kara da, tekrarın yine Ker de, Şer lik ve Asi lik taraflarının  da olduğunu ve bu listenin epey uzayabileceğini hatırlayarak düşün zincirine başlayayım.

İnsanı tüm yönleriyle taklit eder bir hali var. Ayna gibi…
Eşek sanki, düşünce dünyamızdan çok, fiili hallerimizle ilgileniyor.

Bizim için sıradanlaşmış hallerimizi tiiye alıyor.
Hangi “ideoloji” onayladığımız umurunda değil.

Günlük hayatımızda neye ne kadar zaman ayırıyoruz mesela ?

Bedenin sıkça bulunduğu noktaları özel olarak işaretliyor !

Bir heykeli bir objeyi ya da bir kimliği PUTlaştırmamızı belki çok dert etmiyor da, MUTFAK başlığında Butperestliğe itirazı daha fazla görünüyor.

Şimdi sıra ARABA da.
A BAR A
A ları atalım.
BAR
BAR

Bağırıp  duran.
Bağırmak için basınca ihtiyacı olan. Ya da A ‘ya varma niyetiyle yapılan eylemin hesap edilmemiş bir B basıncı oluşturması !

P, B ve M seslerinin dudaklar kapalı, iç basıncın artırılarak çıktığını önceki keletirlerde anlatmıştım.

BAR önemli ve değerli bir hece.
Basıncın birimi BAR
Su şebekesinin standart basıncı 4 bar galiba.
(KaBAR amazsın kel fatma 🙂

KiBAR lık insanın kendine ve karşısındakine nazikçe bir basınçı mı ?

Ve Merkebin 4 nalının 4 tekere dönüşmüş hali ARABAmız
Çoğu sistemin yüksek ve alçak basınç üzerine kurulu olduğunu, yani BAR düzeninin arabanın merkezinde olduğunu biliyoruz.
(BARajlar kendi ellerimizle basınç yükselttiğimiz düzenekler.)
(ŞaRAB ta gönderme malum, “abartma” tavsiyesi seziyorum ama emin olacağım bir madene erişemedim)

TeKERler zaten belli de… Merkebin en yoğun imza attığı yer MOTOR…
(Ön ve arka TAMPONU PASS geçiyorum 🙂

Toynakların oynak olması, onu besin kaynağı olan OT a doğru yönelmesini sağlar.
ROT ve ROTiller araca yön verebildiğimiz “oynak” aktarma organları.

ROT ayarının düzgün yapılması, kızıl bir denge durumuna gelmesi, şoförün hakimiyet oranını artırır. BALANS = ASAL 🙂
Tüm aktarma mekaniğinin oynak yerleri GRESS yağıyla yağlanır.
(ROTA, ROAD, OFF-ROAD)

Merkebin Menzilini bilmek zor ama, rot ayarı yaparken cihaz sanal bir KERteriz noktasına göre ustayı yönlendirir.

GEM; at ve eşekleri yönlendirmek için takılan.
Onların eMEG lerine yön verir.
Bu kontrolün gam verme özelliği de var. Merkepin emniyet KEMER i üzerinden selamı da var. MASGE ye de sızmışlığı vardır.

Gem deyince… GEMİ fiziki dünyada insanı suyun üstünde tutup, hedef rotaya ulaştıran bir araç. Su üzerinde savunmasız kalan insanı felaketten koruyan bir araç.
Sandal da aynı şeyi yapar ve ASAL a bir selam çakar.
Akıl yordamıyla, bu fiziki kurtuluşun sembolize etmeye çalıştığı şeyi aradığımda; yepyeni bir vizyonla yaşamı yeniden anlamlandırma, gibi görüyorum.
Zamane tehlikesi ! fiziki dünyadan  gelse dahi, bu tehlikenin temel nedeni ancak düşün dünyasındaki kolektif  “doğrular” dan kaynaklanıyordur.

Öyleyse, gemi yeni bir düşünce/algı iklimine davet eder, ki fiziki rotasını içinde barındırsın.

Gem üzerinden rotasını tayin ettiğimiz tek toynaklıların, GEMİ sembolü üzerinden bize farklı rotalar işaret etmeleri şaşırtıcı mı ? Gemi azıya almak, yularını başına dolamak; aklı kimseye kiraya vermeden, birey birey iz sürerek aynı rotada buluşmak.
Limana yanaşan dev gemiye hücum etmekten daha mantıklı durmuyor mu ?
Hem de hiç kimsenin vazgeçilmeyeceği bir gemi.
(Gem, gemme, gemo bir çok dilde mücevher anlamında kullanılıyor)

———————

OTO MOBİL i yürüten M OTO R, petrol ile gass ile çalışır.
OT ile enerjiye kavuşan ASS, arabaya gaz ile kendini yansıtır.

Çayır, çimen… Yani OT un diğer isimleri; KRAUT… GRASS 🙂

Mobil diyince EŞEL MOBİL sistemini atlamayayım.
Akaryakıtta esnek/hareketli fiyatlandırma sisteminin adı. (Eşek olarak ya da Esel olarak okunabilir)

Motor, yanyana silindir yuvalarıyla “m” görselini andırıyor.
KARbüratör den emilen ya da SİBOP sıpalarının püskürttüğü yanıcı madde, yanma odasında patlar, o kuvvet KRANK milini çevirir. (Si… Asinus faslı… 14…7 vs…)

Araba MERKEPlerinin kralı; MERCEDESS, bu arada 🙂
(KRAL-KERAL-KER-KRAL-KARA)

Bu arada, Ukrayna ‘daki CERN-OBİL ve İsviçre ‘deki CERN atom enerjisi konulu merkezler.
İkisinin de “KER” de buluştuğu görülebiliyor mu ?
Kern aynı zamanda çekirdek demek.
Büyük Hadron çarpıştırıcısının uzunluğu 27 km… 14 her yerde 🙂
O hızlandırıcı tünelin içine saman koyulmazsa bir işe yarayacağını tahmin etmiyorum.
Yani orda bir HARMAN oluşacak ki, ortaya bir HARMONY çıksın.
Kara delik ? O delik olsa olsa KARA KAÇAN ile görülebilir 🙂

MİNYATÜR KARA DELİK MESELESİ

—————-
Eşşeğin sıpası ilk kıvılcımda önemli rol üstleniyor.
SPARK, kıvılcım/buji çaktığında hava gaz karışımı patlıyor. (ZündKERze=alm buji)
Burdan Paris, Eyfel, Kambur Felek, Telef, falan diyecek halim yok.

Buji bazen meme yapar. Burada meme canlılık vermez, motoru  durdurur. Çünkü uçların arasına yabancı bir madde girmiştir, buji bu vaziyette ark (kıvılcım) yapamaz. (Memeden ayrılma, mama ve insan ?)

Ama bu SIkıştırma ve PARlama ile BAR basıncının aniden fırlayıp pistonu kuvvetle itmesi acaip anlamlı…
Ayaklarımız bizi meyhaneye, bara götürürken de zaten üzerimizde mevcut bir baskı var. Orada yapılan yüklemenin kısa-uzun vadede fiziksel ve ruhsal baskı üzerinde yaptığı değişiklikler tartışmaya açık.

Yani sıpa parlatınca yanma odasındaki basınç piston yüzeyine bir DARBE yapar.
SEGMANlar pistonu saran bilezikler. Pistonun alt ve üst kısımlarındaki basınç farkından doğacak SIzmaları önlerler. (Segmanın eşekle alakası için, başına E ekleyiniz)

Eşeklerin çok egzantrik canlılar olduğuna hala şüphemiz var mı ?
Eksantrik milinin nasıl bir düzen içinde dans ettiğini, sipopları şıkır şıkır nasıl hareket ettirdiğini internetten görebilirsiniz.

Darbe yi pass geçmeyeyim.
D BAR E … Anaaa bur da da BAR var 🙂

Aşırı sıkışmanın pistonun üstüne yaptığı ani baskı.
Alfabenin ilk harfi A ve hemen yanındaki B yan yana geldiğinde, 1 ve 2 olur.
12 de diyebilirsiniz. Yumurtanın içerden gelen basınçla 21 de çatlaması da diyebiliriz.
Ama bu tepe noktaya yakınlık üzerinden “en olma kavgası”, B yi fazla doldurmuşa benziyor ki, A ya doğru BAR ıyor 🙂

B ikinci harfse alfabenin taaa sonundaki harf onun zıttı olmalı ve imdada yetişmesi uzun sürmez.
Böylece BA ile BAtlayıp durma kısır döngüsü, AZ ile kimseyi üzmeyecek bir dengeye kavuşuyor.

BAĞ toplanıp BASkülde tartılır. Şarap tanrısı BAKÜS fiziksel ve ruhsal basıncın KUSMAK ile ya da KÜSMEK ile sonuçlanacağını fısıldar. ABAKÜS ile konuyu iyi hesapla diye tavsiyede bulunur.

BASUR da bu basınç konusunu tek kelimeyle anlatıyor.  SU BASıncı artarsa ASS da UR oluşur. 🙂

Peki D bu işin neresinde ?
Tüm bu olan bitenler, bir DÜNNEL in içinde olur biter.
Bu SAMAN tüneli gibi bir şey.
Tüneller karanlık olur. Bir yönüyle, içinde olup biteni tam bilemesek de, girdi çıktı verilerini yorumlamaya davet eder.
Şimdi Darbe nin D sini sola yatıralım.
Oldu mu tünelin girişi ?
Tünelin sonunda ne olabilir ?
D başlangıcıyla donkey.. Ama  yetmez.
D dördüncü harfimiz olduğuna göre, 4 ayaklı 🙂
Sondaki E de ister Esel olsun, ister Eşek :)… ( E=1 e yandan gelen 3 ok… 13 ya da 31 ama toplam 4 doğrunun yan yana gelmesi)

D nin aynı zamanda, Pi döngüsünü yarıdan bölen, yani dairenin ikiye ayrılmış parçalarından biri olduğunu hatırladım. Öyleyse 314/2=157 rakamları cepte dursun. Her zaman lazım olur 🙂
Yolda giderken, ortadaki çizgi İZ lerini takip önemli.
DİREK Sİ YÖN ünü tutturabilmemiz için o dairesel Sİ mid ‘i yönlendiririz.
(Ker burada başına neden di almış anlayamadım ?)

Bu arada REK RAK… Rock end Roll… Döndür  ve çevir…

İç aynanın adını kim koyduysa eksik koymuş. Nadikiz… İldikiz… Nodikiz olabilirdi.

Dikiz le yasallaşan şey KIZDIrabiliyor insanları.

MerKEP in KAPortası, KAPısı standartın içinde.
Sİfır SSAtın alırken farklı PAKetler sunabiliyorlar.

EGZOST en önemli parçalardan birisi.
GAS üzerinden SOS verir.
Her patlaması bir EGG (yumurta) bırakır. Ve yumurtanın kuluçka süresi 20 – 21 dir…

Eşek toynaklarıyla yere bASSar, araba teKERleriyle yere bASAr.
Bir anlamda asa ile yeri dövmek gibidir. Dikkat gerektirir.
“Lan” diye birine seslendiğimizde, NAL ile bir tepik atıyor olabiliriz.

Her lASStiğe kaç BAR hava bASılacağı istasyonlardaki levhada vardır. (28-30 veya 30-32)

Ortada bir KUMPAS varsa, bunda SİPASS ın parmağı olabilir. Silisyum Kum dan elde ediliyor. Atom no 14.
SPASS (Şaka) olup olmadığını insanlığın SIçramaSI ile ilgili olabilir.
SPACE yani uzay, sıpanın yolu…

ARABA içine sıkıştırılmış PARA ile de, putlaştırdıklarımızla ilgili ipuçları veriyor ise;
İnsanın arabasını sevmesi onu PUTlaştırma mıdır ?

Varsın putlaştırma olsun. Kişisel düşüncem, yaşamın bize sunduğu araçları biraz fazla sevmemizde çok ciddi bir sakınca olmamalı.
Neticede bu kolektif bilincin, ortak kabullerinin, ortak normallerinin birey üzerindeki yansıması.

“PUT” tanımına sokulan, (ya da giren) ne olursa olsun, onun fiziki işlevinin yanında daha önemli işlevleri var.
Bu örnekte mesela ARABA dedik.
Araba bizi bir yerden bir yere götürür. Eşyamızı, ailemizi taşır falan filan.
Bu fonksiyonunu, -kolektif genişlikte- uygun tırpanlamalar yaparak kullanmayı sürdürebiliriz.
İlgimizi de sürdürebiliriz.
Ama beğenmekle/ötelemek arasında gidip geldiğimiz o “PUT” un, cismiyle değil de kelimeleriyle bizi galaksi yolculuğuna davet ettiğini görebiliyor muyuz ?

MOTORun MÖÖÖ sü bize, mandanın, öküzün fiziksel gücünün teknolojik yansıması olduğuna işaret ediyor.
Benim anladığım; vahşi  dünyanın kaldırma, itme, yıkma, parçalama vs fiziksel gücü ile varılabilecek yer en fazla, beygir kuvvetinin “ÇOK KUVVETLİ” versiyonudur. İnsanoğlu sadece motor teknolojisinden medet umar onu zirveye ulaştırırsa, isminin ikinci harfi yıldızlarla süslenmeye adaydır: MÖÖTOR

İnsan bedeni de bir nevi ENGİNE ise, onun yatak sarmaması, su kaynatmaması, keçe patlatmaması, conta yakmaması; tüm girdi-çıktılarının mükemmel kalibrasyonuna bağlı olmalı.

ALAK yani öz olan, kelimelerden, cümlelerden fiile taşan, gündelik hayata yansıyan kişisel aksiyonları tarif etmeye çalışıyor. Artı KERteriz hakkında muhteşem ipuçları veriyor.

BAR bize hücre sevyesinden makro sevyeye kadar BASSINC ı düşünmemizi tavsiye ediyor.
AZAT edip terk ettiğimiz eşekler, kendi ızdıraplı AZADI üzerinden bile yardımcı olmaya çalışıyor.
Fazla tatava yapma az at…
Gerçek özgürlüğe, fiziki/biyolojik girdi-çıktı üzerinden ulaşılır. Ağzımıza attıklarımızı AZALT abiliriz.
OT ağırlıklı beslenmek bir çözüm olabilir ?
(To yeterince açıldı mı Mete ?)

Herkesin kerterizi kendine. Ayrı konu.
Zeka, zekat paylaşım, ayrı konu…

Kim bilir, gözümden kaçan daha neler var.
Eşek aslında, sadece kendisinin okunmasıyla sınırlı olmayan, koskoca bir dili öğretmeye çalışıyor.
Kötü, iyi, alçak, yüksek, ayıp, yasak, tehlikeli, güvenli vs şeklinde kolektif bilinç ve bilinçaltındaki tüm kodlamalar aslında hepimizin duygusal sınavı. Kibir sınavı.

Bilgi bankasının verileri her yerde 🙂
Saygıyı hak etmeyen küçük bir çakıl taşı dahi yok.
Devasa masalın baş kahramanı ve rehberi merkebe bir kaç ALKIŞ; şak şak değil de, şek şek düzeyinde; komşunun bir tuğla ilave etmesine vesile olabilir.
NASA nın Merkebi onaylamasını bekleyenlere duyurulur;
NASA ASAL ‘ı zaten çoktan onaylamış 🙂

14.05.2020 Urla
02:02 Perşembe

RENKLERİN EN GÜZELİ ?

Bir diğer sorunsal büyük masalın asal rengi ne olacaktı ?
Saman sarı… Güzel. Dikkat diyen  bir renk. Eşeğin dünyasında bolca var.
Yeşil… Doğa canlılık. Geçme izni, yürüme izni… OT un rengi. Esel in çayır çimeni… Bu da güzel…
Mavi… Bu da güzel. Hem deniz, hem gök. Uzakları kerteriz edinme rengi. Eşekle doğrudan bir bağlantısı yok ama enginlik ve MAİ üzerinden göz kırpıyor
Siyah-beyaz… Akı karayı öğrenmek açısından isabetli duruyor. Hatta KARA nın tek başına bir çok merkezi gönderme yapması onu ciddi bir şüpheli haline getiriyor.

Aylardır bu renkler arasında gidip geliyorum.
Ama bir renk var ki, ihtimali zayıf ama işlevi yüzünden hepsine üstün gelir.
O rengin gerçek olmadığı, sadece insan algısının ürettiğiyle ilgili bilgiler var.

DONKEY in armağan ettiği renk ne olmalıydı ?
İç çamaşırlar, atletler, donlar beyaz olur.
Ama bugün bir şey oldu.
Afedersiniz ! benim don yanlışlıkla renklilerle birlikte yıkandığı için, rengi PEMBE olmuş 🙂
Bugün de günlerden; PERŞPEMBE 🙂
“Dudağımda son bir türkü gülpembe”
(Gül-lügat)
Öyleyse KARARIM PEMBE (Karar ın içinde kara dan boz eşeğe gönderme olmasına rağmen )

Sevilen çizgi film Pembe Panter aşkına, çocukların en sevdiği renk, kırmızı ve beyazın karışımı: PEMBE 🙂
Hayal ve düşlerin rengi pembe
B-P-M patlamasını e ile yumuşatan pembe

Efendim kızın rengi, erkeğin rengi !
Erkeği, dişiyi birbirine uzaylı etmenin alemi var mı …

14.05.2020
18:45

—————-

Tesla (asal) 6.02.2018 de Mars ‘a doğru sanal bir otomobil gönderdi.
Space ye gönderilen bu aracın Eşeğin yolculuğunun sembolik ve alkışlanası bir fragmanı olduğunu ben baya geç anladım 🙂
Aracın bir köşesinde yazıyordu: DON T PANİC 🙂

Pan hakkında olumsuz düşünceler içinde olanlar, pantolonlarına şüpheyle bakmaya başlayabilir !

– Tüm bunları paylaşmamın bir nedeni de, gerçek arayışında bir yere anlamsız bir tuğla koyduysam, belki bir yerlerden daha isabetli bir öneri gelir ümidi…
Ki eminim, eksiği de çoktur, daha isabetlisi de çoktur.



 

Keletir 9

EŞEĞİN SIRTINDA ISTAVROZ
“Aç açç aaaç diye haykırıyor yüzlerce mahkum” C. Yücel

Saklanmışlar denizinde yolculuk…
Yelkenleri aça aça devam ediyor.

SAKLA nın içindeki ASAL (eşek) başlama noktasını onaylıyor. (bAŞLAmak da onaylıyor)

Eşeğin sırtında ıstavrozun ne işi var ?
Bu anlamsız bir “tesadüf” mü, yoksa aynı anlam keletirine düşenler, oklarını aynı yere mi gönderiyor ?

TESADÜF= …ESA……ESSA…
RASLANTI= …ASAL… (+aslan)

——-

AÇ AÇ
HUNGER=…KER…NUH…
OPEN= Kalem (pen) ile, fen ile, ilim ile aç

AÇ… HAÇ… TAÇ…

HAZRET
HZ
Titreşimin, frekansın birimi.
+ HAZZI REDdetme tavsiyesi de olabilir mi ?
+ HIZ… Işık hızı sn 300000 km.
Eşek hızı ise, saatte 6 km olsa… 300000 x 6 = 432…  km eder.
432 evrenin ideal titreşim frekansı olarak bilinir. Klasik bestecilerden Mozart ın müziklerini 432 herz e ayarladığı söylenir.
EZA(k) gibi bir açılımı olan bu sayının ışık hızını aşıp, zaman ötesinden seslendiği zaten aşikardır. (EŞAKFİYET TEORİSİ)

HASTALIK, HAKİKAT, HAZIRLIK, HAKARET, HAZAN, HATA, HASAT…

Birbirini yalanlayan bir çok kombinasyonlar da içeriyor.
H tek başına üzerinde uzun uzun durmayı HAK eden ses ve sembol. Daha önceki yazılarımda kısa bir giriş yapmıştım.
Burada, bir HASRET e konu olan tarafıyla ele alayım. Değilse konu çok dağılacak.

Hz. İsa ‘nın gerçekte hiç yaşamadığı yönünde iddialar da var.
Bunun çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Bundan 2000 yıl önce “yaşanılmış gerçek” ile “yaşanılmış gerçek !” anlatısı arasında, işlev açısından çok büyük fark yok.

Dede korkut masallarını da, “yaşanması mümkün olmayan anlatılar” diye okuyoruz ama neyi tarif ettiğini algılamaya çalışıyoruz.

HAÇ, ıstavroz; Hz. İsa ile bütünleşmiş bir figür.
Merkep in sırtındaki bu figür, kelime ve hecelerde paralel göndermeler var mı diye düşünmeye itiyor.

JESUS, Hz. İsa’ nın dünyada en sık kullanılan ismi.
ASİNUS Latince eşek

ASİ…. İsa nın tersten yazılımı (anlamı, dayatılanı reddeden, başkaldıran)
ASS… İngilizce Eşek.

Zamanında, Hz. İsa nın, mevcut din algısına muhalefet etmesiyle isminin ters okunuşunun ASİ olması tesadüf müdür ? Üstelik bu “asilik” çarmıha gerilmekle sonuçlanmışken…!

Burda bir SIR vardır.
MISIR hakkında bulabildiğim sırları daha önce yazmıştım.

“MISIR” A GİRİŞ -KELİMENİN DERİNLERİNE KUANTUM BİR GEZİNTİ

SIRT ta bulunan SIR kilit sırlardan biri olması gerekir. Nihayet, yük sırtta taşınır ve sırttaki sırra varmadan yükten kurtulmak kolay değil.

Bu arada İSA, SIR, SIRT…hepsinde (hepSİ dahil) Sİ tekrarı var. Bunun da silisyum kaynaklı 14 ve grafik kaynaklı 15 rakamlarına gönderme yaptığını daha önce bahsetmiştim.

Hicri 1441 yılında olmamız, tüm bu üstü örtülü kalmış olanların açılmaya başladığı zamanlar olması açısından da anlamlı.

Peki, dini literatürde İsa ile Eşek içerikli anlatılar var mı ?

Var. Hem de en kritik yerlerde.

Nasıralı İsa Kudüs ‘e bir eşekle girer.
İlginçtir; NASIRALI= SIR, ASAL, ASIR, NAL, Sİ, ASS, SIPA…
Nasıra nın bir diğer adı NAZERENO

Kudüsün adı Yerusalem… Yeruşalem
JERUSALEM= Jesus, Salam, Asal, Şer (asi)…

Hz. İsa  bir sıpanın sırtında şehre girer. Bu mütevazı kimliğini gösterdiği kadar, kanımca hafif bir kişi olduğunu da vurgulamak içindir. Konu hakkında son akşam yemeği yazıma bakabilirsiniz.

SIPA ‘nın da içinde SİA-İSA olduğuna şaşırdık mı ?
Aİ de çok yerde var. Önceki keletirlerde bunun 1 ve 4 rakamlarını işaret ettiğini yazmıştım.
Hapis desek… Hz. İsa ‘nın tutuklandığını biliyoruz.
Hatta. “… Ama onlar hep bir ağızdan, “Yok et bu adamı, bize Barabba’yı salıver!” diye bağırdılar…. ” Luka 23

Şimdi kelimeleri alt alta sıralayım:
İSA
İSRAİL
ISTAVROZ – ÇARMIH
CHROSS – KER ASS
SIPA
NASIRALI
BARABBA

Tevratta en önemli ismin saklandığı söylenir.
YHV sesli harfleri gizlenmiş bir kelime. YE HO VA şeklinde yorumlanmış.
Yahudi isminin de bu kökten geldiği söyleniyor.

Çok bariz görüneni dillendirip okuyana saygısızlık yapmak istemiyorum.

NASIRALI İSA nın DİNİ literatürü üzerinden Merkep bağlantılarını ararken;
NASREDDİN HOCA ve EŞEĞİNİ unutursak ayıp olur 🙂

ÇARMIH 4 çivinin yanında çok önemli bir göndermesi daha var. (4=14=si=İA=ASİNUS)
Bu gözümüzün önünde duran CAR… Yani ARABA.

Kökeninin CARRY den geldiğini, bunun da taşıma olduğunu, KER ‘in de Kürtçe de ve bir çok dilde yakın versiyonlarla EŞEK olduğunu bir önceki keletirde anlatmıştım.

Bir tanıdığımız vardı. Ona  “Ese emmi” derlerdi. Onun gerçek adının “İsa” olduğunu seneler sonra öğrenmiştim.

EŞEK i; KEŞE diye ters yazdığımda KAŞE nin onda olduğu bir daha onaylanıyor.

Ve bu damganın, mühürün; beden üzerindeki işareti “BEN” ile anlatılıyor.

Siğil değil de, BEN isminin diğer anlamı, birinci tekil şahıs.
Hemen akla gelen, Tevrat ta geçen cümle:
“ehyeh aşer ehyeh” Eski İbranice
Yani: “Ben benim”

Fransızca daki karşılığı: Je Seus…
“Jös vi” gibi okunuyor ama, yazıldığı gibi okumaya kalkarsak: JESUS 🙂
Almanca da: İch bin…
Bayern ‘de İŞŞ BİN de diyorlardı galiba.

Eşeğe binmek için “1000 ve katlarını” yoğun kullanıma saklanmış görünüyor.

İngilizce deki “I am I” ise yine yoğun kullanıma saklanmış kıymetli hecelerden ikisi.

Maya mı deriz, mayasız bayramı mı deriz, mayıs mı deriz…
Ama en çok sanki AY diyor. Geceleri, kece, ecek, eşek üzerinden gülümseyen MOON.

(Daha önce AY ın daha yoğun olarak Maymuna gönderme yaptığını yazmıştım.)
“AY” tüm dünyanın çeşitli vesilelerle çok kullandığı bir sesleniş. Ve her “AYY” da Aİ ‘yi hatırlayabiliriz.

AY, SEMER, KEMER, KAMER oklarının MOON a yönelmesi orada Eİ üzerinden yumurta aramaya da itiyor insanı. (Hal ay 21 gün)
Google Earth uygulamasından aya baktım biraz. Kırılmış bir yumurta ve yumurtadan ayrılmak üzere olan bir çocuk görseli yakaladım. Ama sonra onu bir daha bulamadım. 🙁

Ay yüzeyinde bir eşek görseli olduğunu düşünüyorum. Hatta, bir çocuk eşeğe ters binmiş görseli buldum. (büyük resimde)  Ama çok emin olduğumu söyleyemem.

HRİSTİYAN
CHRİST
CHURCH
KİLİSE
CHR
Car en önde duyuluyor sanıyorum.

MA DON NA, Hz. MERyem in adıdır.

KEY ingilizcede ANAHTAR.
DON KEY… ASS İNUS ‘un anahtarı…
Don bir ünvandır. Lord gibi. Aziz gibi.

Hz. Meryem virgin dir. Bekardır yani. BKR.

“…O’nu terk ettiler, yapayalnız bıraktılar. İsa tutuklandı. O’na işkence edildi. Kendi infaz aracını, çarmıhı oluşturacak kalaslardan birini sırtında taşıdı….” (KALAS-ASAL)

Büyük tufan mitleri arasında bir paragrafa rastladım. Çok ilgimi çekti.
İhtiyar ve çocuk Hz.Nuh un yanına geliyorlar. Dede çocuğa, onu dinlememesini hatta elindeki değnekle vurmasını istiyor. Ve çocuk asa ile Nuh ‘un kafasına vuruyor.
Nuh bu şekilde çok kez “dayak yiyor” !
Gemiyi tamamladığında, sıra eşeğe geliyor.
Şeytan (iblis) de gemiye sızmak istediğinden eşeğin kuyruğuna tutunuyor.
Eşek durumdan haberdar olduğu için kapıdan içeri uzunca bir süre girmiyor.

“Gir. Ya Mel’un” der. Bunun üzerine eşekle birlikte şeytan gemiye girmiş, bir müddet sonra gemide iblisi gören Nebi aleyhisselâm
“Ya mel­un! Burada işin ne? Ne hakla gemiye bindin?” dediğinde; İblis:
“Ya Nuh! Sen emir verdin. Ben girdim” dedi. Nuh Aleyhis­selâm:
“Hayret! Ben sana müsaade vermedim” dediğinde “Eşeğe (Gir ya mel’un) demedin mi? Mel’un olan benim. Bu benim için izindir” dedi.

Böylece geldik KUYRUK konusuna 🙂
Bilinen ve beklenen yıldız HALLEY kuyruklu yıldızı.
İnsanın ortalama yaşam süresine eşit yörünge süresi var 75 yıl.

0000 yılında 24 Aralık gününde, yani Hz. İsa nın doğumunda görüldüğü iddiaları var.

En son 1986 yılında görüldü. Hatta Eurovision Şarkı yarışmasına “Halley hello… Bir müjde ver şu kalplere” diye güzel bir şarkıyla katılmıştık.

1986 ya 75 yıl eklediğimizde sonuç 2061.
Eeeee ?

Hesap tutmadı mı ?
Tutmayacak bir şey yok. 75 yıl fiziki yörünge ve kesin sayıları.
Aklın çalışma alanı ise maddeden mesafeli durmayı öneren sanal olanın gerçekliği.
Öyleyse 2061=2016=2019
(Samsung 216)

HALLEY diyoruz.
YELLAH ya da yallah diye kime deriz ?
HALAY durmak ise mevzu, sıra sıra dizilmiş yıldızlar nicedir ?

En önemlisi KUYRUKLU diyoruz o YILDIZA.
Kuyruğu Nuh Peygamber menkıbesine girmiş yıldız.
5 köşeli PENTAGRAM yıldızı. (Beş diyecektim)
Merkepten daha güzel kuyruklu yıldız var mıdır ?

B ‘nin EŞİNE gönderme var ise:
B, do majör gamında 7. nota. Biz ona Sİ deriz.
Ortalık bir daha 75…. 41…14…15 doldu galiba…

Bu 75 i;
1 ve 7 ve 5 şeklinde okuyabilir miyim
1 ve 5 ve 7 şeklinde ?

Bir önceki yazıda 5 in sağa doğru devrilmesiyle Pİ sayısı sembolüne benzediğini onun 2 ye bölünmesiyle 157 sayısına ulaşıldığını yazmıştım.

Kıyamet saati denip duruyor ya ?
Kur-an da bu uyanma zamanı, “saat” kelimesiyle de ifade ediliyor.
Saat e bizim verdiğimiz anlam üzerinden gittiğimizde, 1 gün=24 saat=1440 ediyor.

Hicri 1441 yine geldik… (Ah… arada 1 sayı fark var… sayılmaz! )

157 yalnız değil. Halley Kuyruklu uzun eşşeğinin boyu 15 km. Genişliği de 7-8 km.

Bu arada bugün 17.05…. (Vallahi manüpülasyon yok. O kadar disiplinli / programlı biri olduğumu sanmıyorum)

Beklenen MESSİAH mıydı ? Gökten gelecek olan, yeniden dirilecek olan ?
M ASS İA H ….. ASS… Aİ… SİYAH… KARA vs.

Hz. İsa inananlarına diyor ki; Ben gitmezsem o gelmez. O benim adımla gelecek !

Dünya AŞI nın peşinde mi bu günlerde. Bulundu bulunacak…

Taşlanan, sopa yiyen, çarmıha gerilen…
Ama mesh eden. Dokunduğu yerdeki hastalığı iyileştiren.
İhtimalle sopa yemek yerine mesh (pet) edilmeyi de ümit eden…

İlginçtir. Hz. Üzeyir de Kudüs ‘e eşeğiyle gelir. Bakara 259. ayette bahsediliyor. (Arapçada bkr  nin diğer anlamı parlak, ışıldayan)

7 uyurlar misali uykuya dalar. Çünkü ortam tahammül edilemeyecek kadar bozulmuştur. Uyandığında, 100 yıl geçmiştir. “… Bir de eşeğine bak! Bunlar, seni insanlara karşı gücümüzün bir canlı delili yapmamız içindir….”

Haç sembolü ile Hacca gitmek arasında sadece ses benzerliği mi var ?

Istavroz, hilal ve yıldız deşifre bekleyen, gerçek ile hayalin, imgenin iç içe geçtiği devasa bir öykünün en öndeki enstrumanları.

Kuyruk diyince. Halley den sonra ilk akla gelen; Uçurtma.
Istavroz formuna giydirme yapılıp bir de kuyruk eklendiğinde; Drache oluyor. (..asshe)
Yani uçurtma ya da şeytan uçurtması..

Nuhun gemisine girmeden eşeğin kuyruğuna tutunan şeytan geldi aklıma şimdi….

Evet çok KARIŞIK.
KER EŞEK in karıştırdığını düşünüyor isek, SIRA ile ışık tutar hepisi aydınlanır evelallah.
Neticede her şey kar şı kar şı ya 🙂  (+…lıklı)

BİLMEK diyoruz ya. Öncelikli olarak neyi bilmeye davet ediyor BİLMEK ?
MEK= MASTAR…— ME..K..p —- STAR… ARS…- SAM…an (mek=gem=mücevher)
BİL= LİBrary-LİBerty-LİBE- AŞŞK- 7.nota-Sİ

WİSSEN= ..İSSE..K- 1553?- SS- 55-1414-İŞ-

İŞ EMEK, ÖZGÜRLÜK…
Konu sadece bir alanla sınırlı değil. Öyle, bir kişinin ömrü falan yetmez. Bulmak… Sonra idrak etmek…

Eşek ile, -kelime ile anlam ile- yan yana düşmek, düşürmek HAKARET mi ?
Bunun bir ONUR olduğu; akıl yordamıyla bulunabilen bir şey.
HaKER ler HaKARAt kelimesine dahi sızıp, eşeğin bu KARA bahtını dEĞİŞtirebilirler.

Eşeğin kaç KARATlık bir mücevher  olduğunu öGRendikçe şaşırmamak elde değil.

17.05.2020 Pazar
14:57 Urla