“LANETLİ BATAKLIKTAKİ” NERGİS

Nergislerin o güzel kokuları otobüsün içine kadar gelmiş.
Onlarca otobüs uygun yerlerde mola vermişler.
“Çok kalabalık” diyor babam.
Rehberlik ettiği otobüste, Börklüce Mustafa yı da anlatmış, Narkisos ‘u da…

Bu muhteşem coğrafi buluşmayı anlatmak istedim.
Muhteşem tarih buluşması da…
Muhteşem anlam buluşması da…

Enstantane 1
Sene 1414 ile başlayan bir süreç.
Börklüce Mustafa Karaburun ‘a gelir. O bölgede yaşayanlar, Börklüce ‘nin önerilerini mantıklı bulmuş olmalılar ki, “beraberiz” derler.
Literatürde “isyan” diye geçer.
Tahminim “isyan” değil, sıradan, “normal” kabul edilen yaşam biçimine alternatif bir yaşam tarzı benimsenir.
Uzunca serüveni internette bulabilirsiniz. Hatta Nazım Hikmet ‘in Şeyh Bedrettin destanı çok güzel anlatır.
Dikkat çekmek istediğim başka bir şey.
Börklüce, sevenlerinin “iriş dede sultanım iriş” yakarışları eşliğinde Efes ‘te can verdikten sonra, Karaburun ‘da ne oldu ? (Şeyh Bedrettin Seres ‘de asıldı. 18 Aralık 1420)
Kaynaklara göre zaten kimse kalmamıştı.
Bölge iskana kapatıldı.
Zamanın propaganda makinesi nasıl çalıştı ise, “lanetli topraklar” ilan edildi.
Hem de 100 yıl boyunca.
Rivayetlere göre, bölgeyi ziyarete gelenler, dönüş yolundaki köprüde ayakkabılarını çıkarıp atarlardı.  “Lanetli toprakların” tozunu evlerine taşımamak için…

Enstantane 2
Mitolojide yer alan Nergis, diğer adıyla Narkissos ‘un Karaburun ‘lu olduğuna dair bir çok ipucu var. Mordoğan ‘da bulunan Narkisos Pınarı bunlardan birisi.
(Narcissos erkekmiş bu arada. Ben dişi sanıyordum)
Echo, bir kız. Onunla ilgileniyor ama saklanıyormuş.
Narkisos bir gün seslenmiş “Orada kim var ?”
Cevap gelmiş “Var”
Echo bu… Adı üstünde…
Kavuşmak imkansız…!
Tanrıça Nemessis, Narkissos u cezalandırmak için onu sadece kendisini sevmeye mahkum etmiş.
Sudaki yansımasını izlemekle yetinmek zorunda kalan Narkissos, ne zaman dokunmaya kalksa, haliyle görüntü bulanıklaşırmış. Bir gün dayanamamış ekosunun üstüne atlamış.
İşte o güzel nergis çiçekleri onun bu yok oluşuyla var olmuşlar.

Tüm dünyanın bildiği Narsizm kelimesinin de kaynağı olan bu mit… Ve Karaburun.

Lanetlenmiş kara bir bataklık. Ortasında güzel kokulu nergis.
Sanki, güzele kavuşmayı karakter testinden geçiren bir şablon.

İnsan çukura düşmeden, bataklığa gerek kalmadan, güzele, en güzele kavuşabilir mi ?

Kendi kişisel öyküme bakıyorum…
Hep çukurlara düşmek zorunda kalmışım.
Her “bataklık” bir okul olmuş.
(Halen, her dünümü beğenmemekle meşgulüm, yarın ayağım bir taşa takılmasın… Neme lazım…)

Buna rağmen, aksini iddia ediyorum.
Şartların insanı “mecbur” etmesi aşamasına gelmeden, insan çiçekleri koklayabilir.
Öğrenme yeteneğini, sadece “tuzak tecrübesi” ne hapsetmek, akıl sahibi olan canlının yeteneklerini  hafife almak olmuyor mu ?

Bugün Karaburun ‘u gezenler nergislerin kokularını göğüslerinde taşıyıp evlerine götürüyor.
Yarımada ‘dan çıkarken ayakkabılarını atmıyorlar.

Yaradan kimseyi modern, sanal bataklıklara düşürmeden, tüketmeden sevmeyi ilham etsin.
Atalay Ergezen
26.01.2020 Pazar
Urla 14:53