NEDEN İNCİRALTI, NEDEN URLA ?

 

EXPO 2015 için yer ararken en yoğun kullandığımız kriterler; maliyet ve statü…

“İnciraltı olmaz” Neden ? “İstimlak bedelleri maliyeti yükseltir”

“İnciraltı olmaz” Neden ? “Çünkü, bölge tarım arazisi”

“Urla olmaz” Neden ? “Çünkü, kent merkezine uzak”

“Urla olmaz” Neden ? “Çünkü, metronun Urla’ya kadar gitmesi çok pahalı olur”

İzmir ve çevresinin gelecek yüz yılını etkileyebilecek bu büyük projenin, kentin sağlıklı gelişimiyle ilgili düşünce egzersizleri çerçevesinde şekillenmesi, EXPO 2015 dışı konularda da bir bilgi birikimi yaratabilirdi.

İnciraltı ‘nın avantajları; – Denize kıyısı vardır, – İzmir’in içindedir, (Şehrin kalbindedir) – Rekreasyon ve yapılaşma için, var olanı yıkma ihtiyacı yoktur

Dezavantajları ise şöyle; Yer seçimi yaparken sadece fuar alanını düşünürsek bu hareketliliğin önemli ayaklarını göz ardı etmiş oluruz. Basit bir tahminle, 6 ay süreyle 30 milyon insanın ziyaret etmesi bekleniyor. Bu, günde ortalama 150 bin insanın hareket halinde olması demek. Fuar alanı tel örgüyle çevrilip, ziyaretçilerin seyahat özgürlükleri kısıtlanamayacağına göre; insanlar İzmir içindeki gezilerinde, trafik ve görsel açıdan büyük sorunlarla karşılaşacaklardır. On seneye kadar, metro ve hafif raylı sistemlerle ulaşım düzenlenebilir ama kentin görselliğinin -Şangay’daki gibi bir semti tamamen kaldırmakla bile- bir estetiğe kavuşması pek mümkün görünmüyor. Diyelim Agora’yı düzenledik, oradan Kadifekale’ye teleferikle çıkmalarını sağladık…Kalenin burçlarından İzmir’i seyreden misafirlerin iyi bir izlenimle ayrılmaları için akşam saatlerini tercih etmeleri gerekecek… Ya da şehrin üçte ikisinin görülmesini engelleyecek bir perdeye… Kentler maalesef mimarisiyle, insanıyla, doğasıyla ancak yüzlerce yıl içersinde şekilleniyor. 10 yıl İzmir’in bir çok alanda yeniden yapılanması için çok kısa bir zaman.

Misafirlerin maksimum memnuniyeti

Maliyet ve yer statüsüyle ilgili sorunlar, bizim memnuniyetimizle ilgili. Peki beklenen 30 milyon ziyaretçinin memnuniyeti ne olacak ? Yer tartışmaları yapılırken, şu soru öncelikli olmalıydı; “Gelecek misafirlerin maksimum memnuniyeti nerede ve nasıl sağlanır ?” 6 ay içinde gelecek 30 milyon ziyaretçi için seçilecek merkezi nokta; trafik, görsellik ve konaklama açılarından değerlendirilebilir. Fuar alanı ve konaklama olanakları Urla civarında planlandığında, hareketlilik daha rahat nefes alınan bir alana taşınmış oluyor. Deniz ulaşımı mümkün, karayolu ve demiryolu ulaşımı mümkün… İnsanları hiç bir karmaşayla karşılaştırmadan günlük ve bir kaç günlük tur organizasyonları sunmak mümkün. Fuarın yanında, çevreyi gezmek isteyenlere, Çeşme, Ildırı, Alaçatı, Urla, Demircili turları… Tabii İzmir turu da… Ama güzergahı belirlenmiş, rehber yönetiminde, “nokta” ziyaretler şeklinde… İsteyenlere daha uzak mesafeler; Bergama, Efes, Didim, Milet, Priene, Pamukkale… Fethiye, Antalya, Kapadokya… EXPO geliri nasıl ikiye, üçe katlanır ?

En uzun konaklama süresine göre organize olmak, geliri ikiye, üçe katlar… Bizim, expo standartlarındaki “ortalama konaklama süresiyle” yetinecek lüksümüz var mı ? Aksine, bu ortalamanın EXPO tarihindeki en üst seviyesini yakalama ihtiyacımız söz konusu… Gelen misafirlerin güzel ve rahat bir çevrede konaklamasını temin etmek ve Türkiye’de en az 15 gün kalmalarını özendirecek programlar sunmak EXPO 2015 den beklenen gelirin inanılmaz büyüklüklere ulaşmasını sağlayabilir. Tüm Türkiye için mantıklı ve doyurucu bir rota tespiti, o rota üzerindeki ulaşım imkanlarının olabildiğince geliştirilmesiyle ilgili plan, merkezi noktanın seçiminde önemli bir kriter… Hedeflenecek “en uzun konaklama” için Gülbahçe/Urla çevresi turistik yapılanmaya ve merkezi nokta olmaya elverişli bir yer. EXPO 2015 için hazırlanacak konaklama ve ulaşım imkanları, gelecek yüzyıllar boyunca İzmir’i, “Ege ve Türkiye’yi gezme noktası” haline getirecektir. 2015 öncesinde ve sonrasında; hava, deniz, karayolları ve demiryollarıyla Türkiye’nin önemli tarihi ve turistik noktalarına kısa bir zaman / rahat yolculuk ile ulaşabilme şansı, görünürde EXPO 2015 ziyaretçisi 30 milyon insan için düşünülse de, İzmir’in gelecek yüzyıla damgasını vuracağı bir yapılanma olması mümkündür.

Fuar alanı seçimi, İzmir’in kent gelişimiyle örtüşmeli İzmir kenti bu haliyle olması gerekenden çok daha küçük bir alana sıkışmış ise ve batı yönüne gelişmeye niyetli ise, fuar alanının Urla olarak seçilmesi tam isabet bir seçim olur… EXPO vesilesiyle yeniden şekillenecek ulaşım olanakları, sosyal tesisler, fuar öncesinde ve sonrasında İzmir’in kent sağlığına önemli katkılar sunacaktır. Şimdilik “kentin kalbinde” olmayan Urla ve çevresinin 10 yıl sonra sadece kalbi değil, kalbin atardamarı haline gelmesi işten bile değil. Henüz 2015 yılına varmadan bile, kent içindeki yoğunluk merkezlerinin, kamu kurumlarının, sosyal tesislerin, hızlı trenle 15 dakika mesafedeki Urla ve civarına taşınması için ne tür bir engel var ?

Kent merkezleri sokaktaki insanı çoğu zaman bir mıknatıs gibi çekiyor. Kentin yüz yıl sonrasını görme sorumluluğuyla baş başa olanların bu çekim gücünün kapsama alanından sıyrılması, İzmir’e yeni, tarihi bir anlayışın modeli olabilecektir.

İstimlak maliyetleri, arazi statüleri… Bir kentin yüz yıllık geleceği halen bu konuların etrafında mı şekillenecek…

24.02.2007

Akşam Ege

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.