OT OBÜS VE DALDAKİ TOPRAK

OT OBÜS VE DALDAKİ TOPRAK

Beş litrelik pet şişe incir ağacının bir dalındaydı.
Yaklaşınca içinin toprakla dolu olduğunu gördük. Altı delinmiş, dala geçirilmiş, toprak eklenmiş ve iplerle bağlanmış. Komşu dala da aynı işlem yapılmış.
Gözümüzde canlansın; kökleriyle toprağı kucaklamış incir ağacı, iki koluna da topraktan iki bilezik takmış…
Defne ile anlamaya çalıştık.
O, “dallar yere sarksın diye yapılmış” dedi.
Ben, “dallar genelde yukarı kaldırılır” dedim.
Neyse, bir kaç dakika sonra konunun mimarı geldi, sebebi anladık.
“Dallardaki topraklar ne hikmet ?”
“Oradan saçak atınca, kesip başka yere dikeceğim”
“Böyle bir yöntem var mı, senin icadın mı ?”
“Yok… Kendi aklıma geldi. İlk defa deniyorum…”
Çeşmealtı ‘da yaşayan yakınımız, herhangi bir ağacın toprakla temas eden kısımlarının saçak attığını gözlemledikçe; ağacın bir dalını toprakla kavuşturduğunda aynı şeyin olacağını ümit etmiş ve denemeye girişmiş.
Gayet mantıklı. Ara sıra su verip nemli kalmasını sağlıyor…
Fide üretim merkezleri böylesi bir yöntem kullanıyorlar mıdır ?
Babam, seneler önce Yunan TV de böylesi bir belgesel gördüğünü hatırlıyor.

Bitki topraktan ihtiyaçlarını süzüp kendisine can ediyor, büyüyor… Çiçek / tohum marifetiyle taşınıyor, ürüyor.
Üremenin, üretmenin bildiğimiz yöntemleri doğanın yetenekleri yanında sönük kalıyor olabilir.
Zaten o Artvinli aileden her şey beklenir.
Çiviyi çakarken, demiri bükerken, sazın teline dokunurken; “acaba daha iyi yapmanın bir yolu var mıdır ?”
Arka cepte sürekli taşıdıkları bir soru.
Yusufeli ilçesinden -çocuk yaşta iken- bu tarafa taşınmışlar. Yusufeli ‘nin Erenköy ‘ü. Eski adı Hers imiş.
Hers ‘in anlamı ?
Hers ‘in bir anlamı “tokmak ile dövmek”
Tak tak tak
Herz ise kalp (yürek) (almanca)
Küt küt küt
Hertz ;  titreşim, frekans
Tık tık tık
Hz ; saniyedeki titreşim sayısının birim simgesi
Hıızzzzzz
Hız; haz veren bir şey
Zaman (Zeit-alm.); Madde ‘nin zurnası

OT YÜKLEMELİ OBÜS
Bildiğimiz obüs; uzun namlulu, başka bir araçla taşınan, uzun mesafelere içindekini fırlatan bir top çeşidi.
Nerelerde, hangi amaçla kullanılır, herkes bilir.
Görüp şaşırdığım obüs ise başka.
İki tekerli basit bir araba, üstünde teneke soba, yaklaşık 45 derece açıyla bağlanmış. Ve arabayı bir eşek çekiyor.
Soba, yakıt haznesi, burnunu uzaklara dikmiş borusu da obüs namlusu.
Batarya komutanı, sırası gelince sobayı (obüsü) ateşliyor, borudan çıkan dumanlar etrafa yayılıyor, eşek ot obüsü çekerek geçişi tamamlıyor.
Alkış kıyamet 🙂
Protokol de ot obüsten dumanaltı oluyor, onların da yüzü gülüyor.
İşte bu şenlik her 1 Mart tarihinde Hanak ‘ta kutlanan, kurtuluş şenliği.
Milis kuvvetleri kılığına bürünen yöre insanları, şaşırtıcı kıyafetlerle gösteriye katılıyor.
Koruma altına alınmayı hak eden bir kültürel etkinlik.
(“Mühimmatın” üzerlik otuyla renklendirilmesi önerim…)

OTOBÜS FİLMİ
Seneler sonra Tunç Okan ‘ın “Otobüs” filmini tekrar izledim. (Vizyon 1974)
Film, bir mikroskopla gözlenebilen mikro canlıların serüvenini hatırlattı.
Bir telaşı, bir serüveni, bir yazgısı olan mikro birimler.

Huy bulaşmasının, huy üremesinin mikro karşılığı var mıdır ?
Kuantum dünyada, “huyun” güzel olanının bulaşma yeteneği, diğerine göre daha üstün sanki.
Bir taraf ağaç dalından imal ettiği mızrağı nükleer bombaya kadar geliştirecek.
Dünyanın huyu güzel insanları da; OBUS ü SOBA ya evirip tütsünün kokusunu içine çeken herkese gizli (secret) soruyu fısıldayacak:
“Dal toprakla buluşturulduğunda çimleniyorsa, akıl etkinlikleri de otobüsün rotası ve hızına senkron bir serüvenle yol alıyordur.”
Yani, OT – OBÜS ‘ ün icadı nın, bize modern ve çağdaş hem de matrak bir önerisi var.
“Güzele” mecburi istikamet öngörmüş varlık yolculuğunda “yenmek” dediğimiz şey nedir ki ?

Atalay Ergezen
06.03.2019