PEKİN DEN, BOSNA DAN; ADNAN HOCA YA DÜŞÜNCE GEZİNTİSİ


Rusya ya borç yüzünden, mutfaktaki çatal, bıçak, tencere tava ne varsa devlete teslim edilmesi emrini ver, uygula…
Ürünlerine el koy… Ailenin kendi kendini beslemesinin dahi tüm yollarını tıka…
Ve sen, Çin ‘de “Büyük Atılım” adı altında 1958 den 1961 e kadar milyonlarca insanın açlıktan ölmesinin üstünü ört…

Sen, Avrupa nın göbeğinde, uydunla/ajanlarınla her bir hareketi anlık izlediğin halde; askeri gücünle müdahale ettiğin halde; “hadi silahlarınızı verin, barış getirdik” de… Çin deki safların tencerelerini vermesi gibi, “otoriteye güvenen” insanlardan silahlarını topla…
Ardından binlerce insanın öldürülmesini seyret…
Ardından, -sanki organizasyon senin değilmiş gibi- kendi emrindeki bir kaç “kasabı” ve Hollanda askerlerinden bir kaç komutanı “mahkum” edip, suçtan sıyrıl… Tüm dünyayı bir daha yuttur.

Yutmadık mı… Yutarız evelallah…
Sen “Saddam kötü” de… Yutarız..
Sen, “Esad iyi” de… Yutarız
Sen “Esad kötü” de… Onu da yutarız
Sen, sonuçlarını bildiğin kavgalara giriş, onu da yutarız
Sen, “sana muhalif” figürler koy sahneye, onu da yutarız

Sen, 2011 den buyana, kendine ait olan uyduda yer verip desteklediğin, yüzlerce kitap yazılmasına, onlarca dile tercüme edilip tüm dünyaya yayılmasına senelerce sesini çıkarmayarak önünü açtığın bir yapıyı; “çökertme” operasyonu yaparsan, onu da yutarız.

Hiç bir şeyci olmadığım gibi, Adnan Hoca cı da değilim.
O ve ekibinin, “ekranlarda görünen vagonun” ötesindeki; oldukça geniş, kanaat ve bilgi aktarımlarına bir çok eleştirim vardır.
Amma, besleyip büyüttüğün, sonra küçük düşürücü suçlar savurarak benim algı dünyamı ipotek altına almana itirazım var.

Neticede “suçlayanın sicili”; “suçlananın sicilinden” çok çok çok daha bozuk…
Sen, bu saatten sonra, “sabah güneş doğacak” desen, sabah güneşin doğduğunu görene kadar söylediğini umursamam.

Sen, dünyanın ve ülkelerin koordineli “derin yapısı”
Sen, silah üretip satan, sonra barış naraları atan
Sen, gıdada, enerjide ipleri tamamen eline alıp, insanları doğadan koparan
Sen, insanların umutlarıyla oyuncak gibi oynayan, hayal kırıklığının derin başkenti,

Tüm kötüleri tükettin de, yeni bir “kötü” ile beni oyalamaya mı çalışıyorsun ?

Bana “kötü” tanımlayana kadar kendine bir bak….

İnsanlık elbet, yüzlerce  yıldır milyon kez kandırılmaya bir gün “yeter” diyecektir.