SCHORDİNGER ‘İN KEDİSİNİN YAŞAMA İHTİMALİ

Biz ve onlar meselesinin ipotek altına aldığı kanaatler ne yazık ki sadece siyasi alanla sınırlı değil. Hasan kavga etmiş. Hasan bizdense muhakkak haklıdır kavgasında. Onlardansa, düzenbaz, hain ve yalancıdır. İteleyin öteye gitsin.

Politize edilip ipotek altına alınmış kanaatlerin en belirgin özelliği, “onların” yıkılması yolundaki her tür ihtimalin “sevindirici” olması. Yeni bir gelişmenin, yeni bir bilginin “doğru” olması da çok önemli değil. Neticede, havalarda uçuşan bilgi kırıntıları “onlara” zarar verecek ya… Bir odun daha atalım gitsin…
Diyelim, düşmanın, -düşmanlık konusunun dışında dahi olsa- eşini aldatmış olma ihtimalinin yayılması, bir aile faciası yaşayıp, dünyanın onun için zindan olma ihtimali… Özlenilen bu ihtimalleri gerçek kılma yolunda, -en güvenli kamuflaj halinde bile- bir tuğla koymaktan kim alıkoyar kendini ?
Evlilikten örnek vermem boşuna değil. En çok aşk ilişkilerinde gösteriyor bu durum kendini. Kin, nefret, intikam… Aradaki “Kara kedinin” ölme ihtimali bile, özlenilen, sıkıca tutunulan, bazen gerçekleşmesi için çaba harcanan bir hal alabiliyor.
Bunu bir kente transpoze ettiğimizde,
“onların” dünyanın en rezil suçlarını işlemiş olma ihtimalleri, kentin bir yat limanına kavuşması ihtimaline galebe çalabiliyor. Fırsatın kente maliyeti bir kenara bırakılıp, negatif ihtimallere kilitlenmek etik bir davranış biçimine dönüşebiliyor.

Kedi Paradoksu denen bir düşünsel deney vardır. Bu paradoksun sahibi, bilim adamı Erwin Schrödinger. Bir sandık ya da büyük bir kutu içinde, bir kedi ile bir potasyum siyanür şişesi ve vurmaya hazır bir çekiç bulunmaktadır. Kutuda ayrıca bir parça da radyoaktif madde yer almaktadır. Hiç kimse bu maddenin ne zaman alfa parçacıkları yayınlayacağını kesinlikle bilmemektedir. Parçacıklar yayınlanacağı zaman, çekiç şişeye vuracak, şişe parçalanacak ve çıkan gaz kediyi öldürecektir. Hiç kimse ne olduğunu araştırmadığı taktirde kedi ölü müdür,diri mi bilinemeyecektir. Kuantum fiziğinde de, gözlemcinin beklentisinin deneyin sonucunu etkilediği iddia edilmektedir.

Schrödinger ‘in kedisinin ölü mü yoksa diri mi olduğu, eğer adalete intikal eder ve gerçeğin ne olduğuyla ilgili karar yargıya bırakılırsa ne olur ?
Bireylere ve guruplara ait sanrılarının bir hükme ve infaza dönüşmeden, otoritenin ilgili organlarına teslim edilmesi de zaten, kedinin durumunu gözlemleyenin subjektif davranma ihtimalinin yüksekliğinden kaynaklanıyor.
Konu ne olursa olsun, nihai sonuç alınana kadar geçen sürede; kedinin ölmemiş olma ihtimali üzerine yatırım yapmak, her şeyin güzel ve temiz olduğunu varsaymak, aynı yaşamın kendisi gibi; -kendine özel gerekçelerle- negatif ihtimaller üzerine mesaj bombardımanı yapanlara kulak asmadan,
pozitif ihtimallere sarılmak… Doğru, bilimsel, ekonomik ve politik bir tavır olmayabilir. Yoruma göre, vicdani, ahlaki bir yaklaşım biçimi.

Kedi paradoksu da iyi tesadüf etti bu yazıya. Hayvanlar arasında dokunmaya çekindiklerim arasında kedi başta gelir. Schrödinger ‘in içindeki düzeneği hazırlanmış ve bir kedi koyulmuş kapalı kutusu önüme koyulursa, kedinin ölmemiş olma ihtimali tercihimdir.
Ateş olan yerde tüten dumanların yoğun bulutu arasında, kedinin yaşama ihtimalini düşünmek akıntıya kürek çekmek gibi…
Bir de, Jhon Wheleer, kuantum deneylerinde, bir dizi karmaşık ışık ilişkilerini anlatıp “
gözlemci gözlemlenene müdahale etmiş olmakta gözlemci statüsünden çıkarak katılımcı durumuna geçmektedir.” diyor.

Pozitif ihtimalleri daha çok sevmek, hayatı pozitif ihtimaller üzerine kurgulamak, kimi zaman gerçek çirkinliklerin en işe yarar panzehiri olabilir.

12.08.2007

Akşam EGe