Sevgili antibiyotik…

Geçenlerde, Amerika ‘da bir sağlık kurumu açıklama yapmıştı; “Bebeklerde, 3 yaşına kadar ilaç kullanmak doğru değil…” Amerika ‘da bilim dünyasında söylenenler “kanun hükmünde” algılandığı için bir art niyetten şüphelenmemiz de mümkün. Yine de ben bu öneriyi çok tuttum: Üç yaşına kadar ilaç kullanmak doğru değil.

Nefes borusunda yanma, kulak ağrısı, öksürük, halsizlik… Bu günlerin değişmeyen mönüsü… Cümleler “doktorunuza danışmadan kesinlikle…” diye başlıyor. Doktorunuza danışın, doktorunuza danışın… Bizim 1 yaşındaki bebek hasta olunca, evin duvarlarında daha bir kararlılıkla yankılandı; Doktora ne zaman gideceğiz ?

Artık kurtuluş yoktu. Bebek üzerinde hassas olmama suçunu işlemektense doktora gitmek en iyisiydi. Bebeği kucağa alıp hastane koridorlarında bir oraya bir buraya gitmek, gözle görülür, hassasiyetin en güzel kanıtıydı. Yolda hanıma, insanlığın bir çok şeye çare bulduğunu ama şu “grip” denen hastalıktan halen kurtulamadığını, hayatın ritmi içersinde doğanın, insanı üç beş gün yatırabilen bu solunum yolları enfeksiyonlarının anlamsız olmadığı… Çocukken yaşanılan bu tür enfeksiyon sorunlarının ilerde kalp krizi riskini azalttığı… Hanım, teorilerimi kendime saklamamı istedi ve bana kucağındaki bebeği gösterdi.

Defne boynunu bükmüş, gözlerinin etrafında kızarıklık, o hiç durmayan elleri, ayakları hareketsiz, yarım açık gözleriyle bana bakıyor, “ııııı” diye bir ses çıkarıyor, sesinin rengi değişmiş, elini hafifçe kaldırıyor, benim için bir şeyler yapın mı diyor, elini daha fazla havada tutamıyor, gövdesinin üzerine bırakıyor… Senin için bir şey yapıyoruz işte… Doktora gidiyoruz.

Sağlık ocağında, aile doktorumuz Defne ‘yi muayene ediyor. Yani dinliyor ve parmaklarıyla bademciklerini yokluyor… Evet, bademcikler şiş… Ve yapılan “derin araştırmalar” sonunda, en önemli aksiyon; ilaç yazma işlemi başlıyor. Bir ağrı kesici şurup. Bir ateş düşürücü şurup. Bir de antibiyotik şurup… O an kendi kendime, bu ilaçların ismini bir kenara not etsem, ilerde bademcik şiştiğinde, ateş yükseldiğinde aynı ilaçları alsam, ben de doktorun fonksiyonunu yerine getirmiş olurum diye düşünüyorum. (Tahlil yapıp bakteri türünü tespit etmek şart olmadığına göre…)

Doktor hanıma, 3 yaşına kadar ilaç kullanmanın doğru olmadığı şeklinde haberler okuduğumu söyledim. O da bana, safsatalara inanmamam gerektiğini, ilaç kullanılmaz ise “havale” riskinin söz konusu olduğunu söyledi. 38 derecenin üzerinde ateşi düşürmek için ilaçla müdahale gerektiğini, antibiyotik ile vücudun mikropları yenmesine yardımcı olmak gerektiğini söyledi. Lafı uzatmadım. Havalenin birebir ateşle bağlantılı olmadığını, mikrobun türüne göre ateş azken bile havalenin yaşanabildiğini söylemedim. Uzman olmadan ukalalık yapmak gereksiz. Ama tıbbın felsefesini yapmanın bir sakıncası yoktur sanıyorum… Klinik vakalar bir kenara, yaşamın ritmi içersinde yer aldığını varsaydığım, belki, iyi ki de çözümü olmayan, virüsün, bakterinin beden içersine girip 3-5 günlük bir sıkıntı yaratması durumunda, bedenin dışardan desteğe ihtiyacı olmasına benim aklım ermiyor. Oysa beden, yapmamız gerekenlere bizi zorluyor. Mikroplarla savaşan bedenin sıcağa ihtiyacı olmalı ki ateş yükseliyor. Yetmiyor, üşüme hissiyle daha fazla örtünmemizi istiyor. Yoksa bu mucize beden, mikroplar yüzünden şaşkınlığa uğramış bize hatalı emir mi veriyor ? Kimi uzmanlar risk sınırına gelmeden ateş düşürmenin iyileşmeyi geciktirdiğini yazıyorlar.

Bu kez tarihi bir fırsat elime geçmiş oldu. Büyük ihtimalle aynı tür bakteriden bebek, hanım ve ben istirahattayız. Bakalım ben, ilaç kullanmamanın ne tür sıkıntılarını yaşayacağım…Vücudumdaki iyi huylu -faydalı bakterileri telef etmediğimi biliyorum…

27.01.2008

Akşam Ege