Sivil “tek tip”, ara durak mı, son durak mı ?

Modern dünyanın çoktan terk ettiği; eğitim kurumlarında tek tip kıyafet uygulaması, zaman içinde ülkemizde de terk edileceğe benziyor. İlk sinyallerini bu eğitim-öğretim yılının başlarında aldık.

2007 yılının eylül ayında internet ortamında başlattığım küçük çaplı kampanyada, kıyafet tercihinin, hedeflenen insan tipi tercihiyle sıkı ilişkisine vurgu yapmıştım. Bu vesileyle kamuoyunun konuya yaklaşımı hakkında fikir edinme şansım oldu.

Ülkenin yeni yetişen nesillerini tek tip kıyafete zorlayarak, fikri hür vicdanı hür insanlar yetiştirmenin zor olduğunu iddia edenlerin sayısı oldukça az. Bu durum normal karşılanabilir. Serbest kıyafetten yana görüşlerini açıklayanlar konunun zamana yayılan sonuçlarından ziyade günlük yaşam içersindeki rolü üzerinde duruyorlar. Öğrencilerin tepkisi malum… Böylesi bir ihtimal onların büyük çoğunluğunu sevindiriyor.

Kıyafet disiplininin devamından yana olanların en sık kullandıkları argüman ise “ekonomik koşulları nedeniyle bir öğrencinin diğerinin yanında ezilmesi”… Bir diğer kaygı da, böylesi bir serbestlikte siyasi simge sayılabilecek giyim tarzlarının eğitim kurumlarında görülebilecek olması…

Halen devam eden uygulamada; velinin, okulun istediği kıyafete ödediği parayla, –kimsenin yanında utandırmayacak kadar- iyi bir sivil kıyafet alabileceği karşı görüşü de yaygın. Bu karşılamaya bir katkı sunayım; marka ürüne, lüks ürüne “mutlaka sahip olmak isteyen” çocuk, ailede verilen “mutlu olma formülünde” biraz aksama olduğunu da gösterir. Reklamlar neye özendirirse özendirsin, statü sahibi olmanın ve mutlu olmanın tek yolunun “en gösterişli” eşyalara sahip olmaktan değil, kendi bilgi ve becerilerini geliştirmekten geçtiğini öğretmenin yolları mutlaka vardır. Pek anlamlı olmayan özneler üzerinde, dış dünyanın “diğerleriyle” didişmek ne kazandırır ? “Yarışı” kendisiyle olan, kendi yetersizliklerini “yeterliliğe dönüştürme” azmiyle hayata atılan insan tipi, sanırım hem aileyi hem ülkeyi daha çok mutlu eder.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ‘nün öğretim yılı başında açıkladığı bölgesel uygulama ve bakanlığın 2009-2010 öğretim yılı için yayınladığı örnek kıyafetler, devletin bu konudaki yeni açılımına işaret ediyor. Kıyafette sivilleşmeye doğru “kademeli bir geçişin” uygun bulunduğunu tahmin ediyorum. Yani 2009 ‘da –ihtimalle- kravatlı tek tip yerine, kravatsız tek tip göreceğiz. Sivilleşme yönündeki iradenin kimi yönetsel kaygılar taşıdığını da tahmin etmek mümkün.

İçkinin hangi dozda, ne zaman, nerede ve ne kadar içilebileceğini bilmeyen “etkin bir azınlık” mevcut ise, “içki ruhsatı” uygulamasının kaldırılmasını beklemek saflık olur. Öğrencilere “giyimde serbestsiniz” denildiğinde, ortaya çıkacak tablo özgürlüğün “başıbozukluk” olarak yaşanmasına neden olacaksa, iyi niyet suya düşebilir.

Eğitim kurumlarında tek başına “kıyafet”, belki de toptan bir zihniyet değişikliği ihtiyacının önemli ve görsel yanı olan bir sembolü. Ritüelleriyle, öğretmen-öğrenci ilişkileriyle, okul içinde “yazılı olmayan” kırmızı çizgileriyle, bir bütün olarak güncellenmesi; beyinlerin özgür düşünmesinin, yaratıcılığının önünü açabilir. Tabii niyet konusunda samimiyet varsa…

27.09.2008

Akşam Ege