TEBLİGAT VE ASTRAL SEYAHAT YARDIM KLAVUZU


Başkalarının başına gelen sürpriz ödemelerin yanında lafı bile olmaz.
Emniyet kemeri cezası: 108 TL
Şikayetçi değilim.
Hatta evrensel memnuniyet formülünü uyarlarsam: 1008, 10008 değil ya…
108 sadece, diye seviniyorum.
“18 olsaydı, 1.8 olsaydı” sızlanmalarına da gerek yok.

Nerden geldiği çok açık olmayan, kapının bir köşesinde beliren resmi kağıtlardan bahsediyorum.
“Tebligat” kelimesini görünce içerden  bir ses “amanın” diyor, “amanın bu ne ola”
Güzelim BLG kökü ve anlamı, bir ürpertiyle adresleniyor.
Arapça “buluğ” kelimesinden geliyormuş. (İnternetten yeni öğrendim)
Ermek, erişmek, varmak gibi anlamları var.
Bildirmek, haber vermek.
Tebellüğ: Bilginin hedef kişiye ulaşması.
Muhtarlık: Tebliğin tebellüğ edilmeden tebellüğ sayılma formülü…

İçerikte mantık ararsak laf çok:
Ama kısa geçeyim.
– Kendi canımı kollama, koruma tercihime devlet müdahale edemez.
– Kazalarda %15 lik bir oranda, emniyet kemeri takmamanın avantajı varsa, kişisel yatırımımı bu %15 üzerine yapabilirim. (Kişinin kendi hayatında yüksek olasılıklar mı, düşük olasılıklar mı hakim, herkes kendi bilsin)
– Suçun şahsiliği esas ise, direksiyondaki kişinin kural ihlali neden araç sahibine yazılıyor ?
– Trafiğin dili daha kibar. Belediyeden gelen “tebligatta”; icra, hapis, tazyik… Bir yığın ürkünç kabus vardı…

Geçelim
Bilişim çağındayız.
Ama muhtarlığa, adınıza tebliğ gittiyse, bildirim size ulaşmış sayılıyor.
Muhtarın sizi arayıp bilgilendirmesi gibi bir sorumluluğu da yok.
Canı nasıl isterse. Bakkalda, manavda işlerinin arasında, yoldan geçerken sizi görür aklına gelirse kağıdı verir.

Böylece tebliğ almadan resmen almış kabul edilebileceğimiz bir zamanda yaşıyoruz.
Bunun derin anlamları vardır.
Kapının önüne, zil çalma gereği bile duyulmadan “belki” bırakılan küçük kağıt ele ulaşmayabilir…
Konunun arkasından girip mantıksızlığı mantığa, anlamsızlığı anlama dönüştürmek gibi bir şey…
“Ben bilgilendirilmedim !” beyhude bir sesleniş.
Bu düzende ayakta kalabilmek, tehlikeleri uzakta tutabilmek; astral seyahatlere, müneccimliğe kaldı.
İnternette uygulamalar var. “Hakkımda açılmış dava var mı ?”
Size de garip gelmedi mi ?
Bu çağda, “ulaşılabilir olmama ihtimaliniz yüksek”, internete girip başa örülmüş bir çorap var mı, yok mu diye araştıracaksınız…
Sonra, bir gün uyanacağız; bizi aramışlar bulamamışlar, ama tebligat yapılmış, gıyabımızda mahkeme tamamlanmış, hüküm verilmiş…

Eh… Hayat bir sınavsa bizi müneccimliğe zorlayan karmaşaları çözmemizi bekliyor.
Oturduğumuz yerde, muhtarın sana yağı kutusunun içindeki tebligatlardan birisinin bize tebellüğ ettiğini bilmek.
Zor.
Başa bir şey gelince, türbülansa girmeden konuyu anlamak.
Her şey olup bittikten sonra doğru anlamlandırmak…

Rahip Brunson
Celal Kaşıkçı
Arda Turan
Hadise ‘nin annesi
Michael Kasırgası
1999
ALAK suresi
Andımız

“…Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda…”
Kur-an a baktım.
Şüheda bazen şehit bazen şahit olarak anlaşılmış.

“… Toprağı incelesen sana şahitlik eder…” diye farklı bir meal yapayım.
İnceleme sabırla sürerse, maddedeki kuantum, zaman ötesi merkezi akıl, nerden gelip nereye gidildiği… Görmek mümkün olabilir.
Maddenin, olayların, olguların, ifadelerin, imajların içinde, bireye özel tebligat var mıdır ?.
Aynı muhtarlığın kasasında, yerinden kıpırdamadan tebellüğ sayılması gibi.

Ezberdeki mantığın bittiği yerdir.
Ezberdeki adaletin.
Belki de, 1 birimlik ön beynin, 1 milyon birimlik sistemi anlama çabasıdır.
İkisi de aynı bünyede, akıl kendini idareci sanıyor, küçük bir arayüzle devasa sisteme dokunmaya çalışıyor…

Okur yazarlığım, ilkokul hazırlık sınıfı düzeyindedir.

Aslında devekuşunun kafasını kuma gömmesi; metafor haliyle negatif, eylem olarak pozitif sayılabilir.
Ya da Martı Johnatten, gökyüzündeki sıradışılığına, kozmik çorbayı bataklıkta aramayı ekler.
Batağa dalıp çıkmak. Bir daha dalıp çıkmak.
Herkesin uzaktan, fena ve rutin dışı bulduğu; makro dan mikroya sonra yine makroya devridaim eden işleyişte kendisine yer arayan martı…

Bir muhtar sözüyle yazımı noktalayayım:
“Muhtara gelince tebligat
Tebellüğ etmiş sayılır
Güneş küser, ay yarılır
Kimi erken kimi geç ayılır”
Derintarla Mh.Muh. Cafer Diyar Nekimoğlu

20.10.2018
A.E. Urla

Tavsiye makaleler:

Düzmece sözler (Soner Yalçın)
https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/soner-yalcin/duzmece-sozler-2689142/

Bir tür ahlaksızlık… (Onur Caymaz)
https://www.aydinlik.com.tr/bir-tur-ahlaksizlik-les-edebiyati-onur-caymaz-kose-yazilari-ekim-2018

Yine yeşillenmiş fındık dalları (Yalçın Doğan)
https://t24.com.tr/yazarlar/yalcin-dogan/yine-yesillenmis-findik-dallari,20633