TEHLİKELERİN EN FAYDALISI: MARDUK GEZEGENİ

Gitgide anlamsızlaşan hayata nasıl bir tehlike bulmalı ki, tehlikenin kendisinden çok varlığı işe yarasın diye kara kara düşünürken, geçen ayın ortalarında Serdar Turgut imdadıma yetişti. Marduk Gezegeni. (17.05.2007 Akşam Gazetesi)

Kurumların halkla ilişkiler birimleri bu fırsatı iyi değerlendirmediler. Oysa süper bir buluş. Bir kere 2012 de dünyaya çarpması beklenen bu gezegenin kulaklara hoş gelen bir ismi var: Marduk ! Horror gibi… Konu bilinmese dahi ismin tınısı insanın içine bir ürperti serpmeye yetiyor…

Ne var ki, halkla ilişkiler birimleri hazıra konmaya meyilli. Hazırda bir tehlike varken, ne üdüğü belirsiz tehlikenin üzerine kim yatırım yapar… Küre ısınıyor, bilimsel veriler ortada, tüm talepler son derece ahlaki, kimsenin itirazı da olmaz; öyleyse saldır dört bir koldan… Afişler, internet siteleri, sloganlar, broşürler… Yakında mitingler yapılırsa şaşmamak gerek : “Kahrolsun küresel ısınma !”

Bu konudaki bilgilendirme faaliyetlerine tepki duyduğum sanılmasın. Al Gore ‘un Global warning and an inconvenient truth” isimli filmini de izledim, bilgilendim.  Ama onun aynı zamanda dünyaya bir Amerikan propagandası yapan yanını, kurumların çözmesi gereken bir işe kitleleri hangi niyetle bulaştırmaya çalıştığını da görmezden gelemedim.

“Ey vatandaş suyu az kullan, arabanı yıkarken dikkat et, musluklarını kontrol et, çok benzin yakan arabalardan uzak dur… Bunların yapılmasında ben sana öncülük ediyorum, çünkü ben o kadar ahlaklı biriyim ki, seni o kadar çok düşünüyor, doğru yolu görmen için o kadar çok çalışıyorum ki, sorma gitsin… “

Tuvaletlerdeki rezervuarlara içi su dolu pet şişe koyulmasını önerenler de oldu. Bunun fazla su harcanmasına neden olacağını öneri sahipleri test edip görmediler sanıyorum. Bir kere, çoğu şamandıralar ayarlanabilir olduğu için, pet şişeye ihtiyaç olmadan rezervuar içindeki su seviyesi düşürülebilir. Ancak klozetler genellikle “uyduruk” üretildiği, birer mühendislik harikası olduğu için, az su ile atıkların kanalizasyon borusuna gönderilmesine elverişli değildir. Bu yüzden böyle bir “tedbirle” rezervuara iki kez basmak zorunda kalınması kuvvetle muhtemel…

 

Bu küçük örnek bir çok şeyi anlatmaya yetebilir.   “Küresel ısınma tehlikesi” bireylerden çok devlet otoritelerinin alacağı tedbirlerle bertaraf edilebilecek büyüklüktedir. Devlet, -küresel ısınma söz konusu olmasa dahi- uyulması gereken standartları koymuyor ve zorla uygulatmıyor ise, Ahmet Emminin kapısının önüne gelen 1 YTL’ lik kömürden vazgeçip 5 YTL’ lik kömürden satın almasını sağlamak için yapılan halkla ilişkiler çalışmaları, ancak propagandistin asıl amacı olan zahiri hedeflere hizmet edebilir.

Küre ısınsın ısınmasın, doğal kaynakları gelişigüzel harcayan ürünler daha üretim aşamasında kontrol edilebiliyor mu ? Devlet, “ithal ettiğin ya da ürettiğin bu klozet aşırı su kaybına neden olur, satışına izin vermiyorum” diyebiliyor mu ? “Bu klima benim standardımın üzerinde elektrik harcıyor, ülkeme sokmuyorum ya da kara listeye alıp halkı uyarıyorum” diyebiliyor mu ? Denizi, gölleri, akarsuları veya havayı göz göre göre kirleten fabrikalara önlem almak için küresel ısınma tehlikesine mi ihtiyaç var, kitlesel gösterilere mi ? Yarım yüzyıldır benzini su gibi yakan “tenekelerin” üretilmesine kamusal otorite “dur” demeyecek, başka çare bulamadığı için o araca binmek zorunda kalan sokaktaki vatandaş “çevre düşmanı” olacak !

Var mı böyle bir mantık…

Dünyanın her yerinde ancak kurumların otoritesi ve tedbiriyle, yani zorla doğru olanı yaptırmasıyla önlenebilecek “Küresel Isınma Tehlikesi” hem canlı hem de heyecanlı bir konu. Ama ben, başta da dediğim gibi, Serdar Turgut ‘un dikkat çektiği Marduk Gezegeni ‘ni daha heyecanlı buluyorum. Halkla ilişkiler birimlerine de bu konuyu işlemelerini öneriyorum. Turgut ‘un dediğine göre Burak Erdem “2012: Marduk’la Randevu” isimli kitap için çok ciddi araştırmalar yaptı.

Marduk diye bir gezegenin olmadığını, 2012 de de dünyaya çarpmayacağını mı söyleyeceksiniz ? Yani bu gerçek değil mi ?

Olsun… Kurumların ihmal ettikleri görevleri bireylerin sırtına yüklemeye çalışan gerçek üstü algı zorlamasından daha işe yarar bir gerçek dışılık seziyorum ben bu Marduk Gezegeni ‘nde… Bu arada konuyla ilgili bilimsel veri üretenlere rica ediyorum, gezegenin çarpma tarihini biraz erkene alınsa pek iyi olur. Birkaç hafta sonrası için planlar yapmak bize uygun değil, yakın ve ciddi bir gezegen çarpma tehlikesi hücrelerimizin ihtiyaç duyabileceği teyakkuz halini ve adrenalin oranını uygun seviyeye getirecektir.

03.06.2007

Akşam Ege