TEKERİNİZE ÇOMAK…

“Yeni dünyanın eski gafaları… Çekilin yoldan…  Kenarda takılın… Tak taka tak taka…Yeni nesiller sizi gaşıkla oynatacak…;) ”

Ciddi ciddi suratlarınızla yaptığınız komediler artık güldürmüyor be eski gafalar…

Bir kesim, yeni dünyanın uzayıyla, kodlamasıyla uğraşıyor; yaşamın manasının dibini arıyor; siz hala insanları eski dünyada tutmak için çırpınıyorsunuz.

Boşa güreşmeyin. Bu teknoloji çağının nimetleri temiz yürekli Anadolu insanıyla buluşuyor. Yeni nesil gümbür gümbür sizi kaşık havasıyla oynatmaya geliyor…

Hani… “Dalgamıza taş koyma” dersiniz ya hep… Bir kişiye bile tahammül etmezsiniz, gerçeği söyleyen…

Milyonlar yolda huuu, “Dalganıza taş koyup”, hem size hem dünyaya insanlık öğretecek donanımla geliyorlar…

Mevcut yaşananın adı bile yok… Henüz doğru tarifi bile yapılmamış, halen yaşıyor olduğumuz her şeyin…
Büyük sahnede hiç eksik olmayan bir tuluat. Karagöz ile Hacivat ya da Kavuklu ile Pişekar… At, tut birbirine….
Koca bir ordu “bilinçli yorumcu” da, münazaranın aktif katılımcısı…

Oysa bir yangın varsa ilk kurtarılacak kesim; çocuklar, gençler… Ama bakıyorsun, okullarda yeni dünyaya hazırlık şöyle dursun; akıllı tahta eşliğinde, eski dünyanın despot yöntemleri / yönetimleri… Hani, yüklenilen bilgiden zaten umut yok; hiç olmazsa iyi insan olmanın temelleri atılsaydı…

O yüzden kızım Defne ‘ye fırsat buldukça anlatmaya çalışıyorum. O, altıncı sınıfa gidiyor; iyi bir YOUTUBER olmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Hele bir Barış Abisi var ki… Okulda hayatta veremezler o bilgileri…904 bin abonesi 50 milyon izlenmesi var.  (İsterseniz bir bakın, okulun kralı nasıl geliyor parmağınızın ucuna…-Barış Özcan-) Ve o sadece bir kişi… O kadar geniş bir video kütüphanesi oluşuyor, sorma gitsin… Dolmuşla, servisle okul yollarında zaman harcayıp, hem de bin bir zahmetle gittiğin yerde gerzek gerzek uygulamaların parçası olmaya hiç ihtiyaç yok.

“Kızım diyorum, bak…”
Uzun süredir; yeni dünya ve eski dünya iç içe geçmiş vaziyette ilerliyor. Biri hızlı tren biri kağnı arabası…
Yeni dünya bilgiye ulaşma ve yetenek geliştirme için binlerce seçenek sunuyor. Ama resmi okullar, özel okullar hala eski dünyanın kafasıyla organize oluyorlar. Hala içini boşaltıp putlaştırdıkları sembolleri kendilerine kalkan yapıyor, birey olmayı tırpanlıyorlar.
“Rahat”, “Hazrol”, “Hizaya geç”… Öğretmen gelince ayağa kalk… Bir terslik görürsen ağzını açama… Tek derdin sınavlarda aldığın puan olsun… Fayda eğrisi diğerlerine göre çok az olan, çeşit çeşit luzumsuz bilgiyi ezberle; puanın yüksek olsun…
Gel, diyorum… Zaman hırsızlığı, ömür hırsızlığı yapan şu okul ezberinden vazgeç. Ona yapacağımız masrafın çeyreğiyle sana donanım ve yazılım alalım. Canın hangi konuda ilerlemek isterse; 3-5 sene içersinde o konunun ustası olursun.

Bir işi iyi yaptıktan sonra, kimse sana nerden mezunsun diye sormaz. Yok ille, örgün eğitimli (diplomalı) bir alana ilgi duyarsan, bir kaç senelik çalışmayla, dışardan sınava girer lise mezunu olursun.

Tamam… Şüphe yok… Yeni dünya “Yetti Gari” deyip, eski dünyanın tüm kurumlarını da anlayışlarını da kökten değiştirecek.
O günden itibaren, üç-beş kuruş için, üstüne yaranmak için insanoğlunun onurunu, zamanını çalanlar utançlarından yerin dibine girecek.
Var olanı hem unutmak, hem de unutturmak için çalışmanın vebali onların ayaklarına dolanacak…
O zaman, okullar da güzelleşecek; hızla giden treni yakalamak üzere organize olacak.

İnsan yavrusuna, cebindeki para, sınavdaki puan gözüyle bakılmayacak… İnsan yavrusu, sürünün bir parçası olmaya zorlanmayacak. Kısacık ömrün önemli bir kısmı; “öğretiyormuş gibi” yapılıp, çalınmayacak.

Gel, diyorum… Bu dönüşüm gerçekleşene kadar zamanını boşa harcama…. Yoğun olarak “itaatin” öğretildiği şu gerzekliğin uzağında kal…
“Sadece kendi yavrusunu bu çarkın dişlilerinden kurtarmaya çalışıyor” diye düşünmeyin.
Yok… O, hizaya girmiş yavruları gördükçe içim sızlıyor, boğazım düğümleniyor…
Aslında hayalim, diğerlerine de örnek olup, bu acımasız çarkın “dalgasına taş koyup“, tüm kurumların yaşadığımız çağa uygun hale gelmesine yönelik bir fayda sunmak.

Hayallerin kemiği yok.
Bu yazıya rast gelen eski dünyanın Eski Gafaları…
Yatay, dikey, bir çok kurumda köşebaşlarını tutup, despotluk yapanlar…
Eğitim kurumlarında dahi “hizaya sokma” geleneğinden vazgeçmeyenler…
Korkmayın… “Bize ne olacak” diye… Yeni dünya insanları size benzeyecek olsaydı; onun adı YENİ olmazdı.
Sizler, en fazla, inzivaya çekilirsiniz …

Bol bol düşünecek vaktiniz olur… Mahlukatı eşref eden kudretin, herkesin içine vicdan denen bir yazılım attığını… Bu yazılıma nasıl sırt çevirebildiğinizi… Akıl akıl deyip, akıldışılığı nasıl yücelttiğinizi…

Düşünecek konu mu yok…

TEKERİNİZE ÇOMAK…