GRİP… ÇARESİ BASİT “OKU”

“Cahildim
Dünya’nın ezberine kandım”

Bilirsiniz… Kamyon çarpmış gibi olur insan. Eller, ayaklar güçten kesilir. Bir de boğazda enfeksiyon eşlik ediyorsa, yutkunmak bile zordur…
Bazen hafif atlatıldığı da olur ama bende hep ağır geçti. Her kış en az bir hafta yatağa çakıldım.
Çocukken, zaten zayıftım, ikilediği de olurdu.
Her seferinde doktor, iğne, ilaç…
30 lu  yaşlara gelince önce doktordan vazgeçtim. 30 yılın tecrübesiyle ilaçlar artık belli. Dozları da belli. Antibiyotik, ağrı kesici, ateş düşürücü… Eczaneye gidip kendim alırdım, hatta iğnenin nasıl yapıldığını da öğrenip kendim yapmaya da başlamıştım.

40 lı yaşların başında “yeter” noktasına geldim.
Her yıl bu çileyi çekiyorum, bir çare bulmalıyım… Aklıselim ile… Usanmadan, yılmadan…

Birinci adım; Tüm bildiklerini unut…
İkinci adım; Tüm tavsiyelere kulaklarını tıka
Üçüncü adım; Oku… Bedeninin kendi diliyle sana anlattıklarını oku…

Şimdi bu tercümeyi beraber yapalım;
Kaslarda enerji kalmamış, ne demek istiyor ?
– YAT
İştah azalmış, ne demek istiyor ?
– YEME
Boğaz şiş, tükürük bile acı veriyor, ne demek istiyor ?
– İÇME / YEME

İşte beden formülü söylüyor. Ama biz, “bilimsel yöntemlerle” daha iyi bildiğimizi iddia ediyoruz ve basıyoruz ilacı, basıyoruz gıdayı.

On yıl önce bulduğum formülü ve sonuçlarını açıklıyorum;

24 SAAT DİŞİNİ SIK HASTALIK İNİŞE GEÇER 🙂

Belki bakteri, belki virüs… Onu bilemem, grip başladığında boğazımdan mideme hiç bir madde düşmez. Ne ilaç, ne şurup, ne bal, ne portakal, ne pilav, ne çorba, ne de su… Buğu kürü de yok, şırınga da yok.
Ne kadar süreyle ?
Sadece 24 saat…
Her seferinde aynı seyri izlediği tecrübeyle sabittir. Mutlak açlık kürünün 24. saatine kadar hastalık hızlı bir düşüşe geçiyor, 48 saatte bir şey kalmıyor.
Dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı; 24 saat sonra iyileştim diyerek, yiyeceklere saldırmak yok… Öyle yapıldığında hastalık nüksediyor. O hafiflik hissedildikten sonraki 3-5 gün tamamlanana kadar, yiyecek içecek var ama minimum düzeyde…

Şimdi mutlak açlığın gribe nasıl çare olduğuyla ilgili önermelerimi aktarayım;

– Bedendeki virüs/bakteri faaliyetinin aşırı beslenmeye bir tepki olarak gelişme ihtimali var.
– Mevsimsel geçişlerde vücut yeni duruma adapte olmadığı için grip gibi akut sorunlarla çözüm arıyor…
– Besin alımı durdurulduğunda, zararlı yapılar, bağırsaklardaki çorbadan mahrum kalıyorlar
– Besin alımı durdurulduğunda, kandaki zararlı yapıların besinleri de azalıyor
– Zararlı yapıların beklediği besin gelmeyince, toplu saldırı emrini sayıları henüz azken vermek zorunda kalıyorlar. Dokulara saldırmaya başladıklarında savunma sistemi de harekete geçiyor.
– Damarlardaki plazma suyunu bir miktar kaybedip hacim olarak küçüldüğü için, savunma birimleriyle zararlı birimlerin karşılaşması kolaylaşıyor,
– Besin alımını durdurmak, bedenin merkezi yönetiminin acil durum sinyali vermesine neden oluyor. Bu alarm durumunun özü; “Sıkıntıları bir an önce ortadan kaldır, çünkü daha ciddi, besinle ilgili, sıkıntı ihtimali var”
-Dış yardım almadan bir hastalığı (bedenin kendi kaynaklarıyla) atlatmak, gelecekteki hastalıklara karşı daha donanımlı olmasını sağlıyordur.

Eğer, yaşlılık, tansiyon, şeker gibi özel durum/rahatsızlık yoksa; riski/yan etkisi, diğer tedavi yöntemleri yanında hiç olmayan bir alternatif…
Bence, sadece grip, nezle gibi hastalıklarda değil, diğer bir çok hastalıkta denenip, sonuçları incelenmeli. (Fasılalı açlığın kimi kanser türlerinde başarılı olduğuyla ilgili bir makale okumuştum)
(Kim bilir… Biz küçük beynimizle, nedensellik zinciri içerisinde anlamlar ararken; belki de; Yaratıcı, tasarladığı bedenin yeteneklerine güvenen, onu doğru okumaya çalışan kullarına küçük ödüller veriyordur.)

Tıp bilse neden söylemesin, diye soranlara…

Aaahhh ahhh… Ben bunu soranı, bir soruyla yanıtlayım;

Kalabalıkların öyle inandırılmış olması senin bir şeyi “öyle bilmen” için yeterli bir neden mi

Tıp… Doktorların başvuru kitapçığı Klavuz… Boka bulanmış… Uzun hikaye…

Not: Tavsiye ettiğim yöntem, yaygın karşılaşılan virüs ve bakterilerin neden olduğu durumlar için geçerlidir. Çok özel, vücudun antikor üretemeyecek kadar yabancı bir virüs ya da bakteriye maruz kalıp da… Sana uyduk… Öldük… Demeyin bana…

A.E.