ŞEMSİYE

ŞEMSİYE

Boris Johnson un şemsiyesi tam vaktinde uçtu.
Şems-i Tebrizi araştırması yaparken, neredeyse şemsiyeyi unutuyordum.
Diyar diyar gezen Tebrizi “Şemseddin Perende” diye de anılıyormuş.
‘Uçan şemseddin’ manasında.

Doğum tarihi: 1185, Tebriz, İran
Ölüm tarihi ve yeri: 1248, Hoy, İran

Eski isimler hep uzun. Arkadaşlar arasında ona, Şemsiteb demişler midir ? Daha da yakın olanlar; Şemteb…

Şems, güneş iken, teb Farsça da ateş demekmiş.
Riz, ise “döken”. Ateş döken. Tebriz ‘deki kaplıcalar bu anlamla buluşturuluyor.
Tebriz in bir diğer anlamı, gururlu olmakmış.
Eski ismi Tavrez. Tavruz… Tavaris şeklinde de anılmış. (Tavariş Rusça yoldaş)
Navruz da ateş üstünden atlanır. (21 Mart) Ne kadar enteresan değil mi ?

Muhammed Celâleddîn-i Rumi, veya kısaca bilinen adıyla Mevlânâ , 30.09.1207 – 17.12.1273
66 yaşında vefat etmiş.

Şems, Arapça da güneş manasında.
Antik Mezopotamya da Güneş tanrısının adı ŞAMAŞ mış.

Şavk kelimesi de aynı aileden görünüyor.
Şaman geleneğini hatırladığımızda, güneşin, ateşin: “isimlerine” de yazıldığını söyleyebilir miyiz ?

Saman da sarıdır ve tutuşması çok kolaydır. Bonus.

Öyleyse ZAMAN bizi, güneşi, ışığı, ateşi biraz daha öncelikli anlamaya davet ediyor, sanki… Öyle değil mi ?
(Toprağı unutmadım. Kara. Hem renk, hem denizin bittiği yer.)

Güneş, ateş, ışık çoğu zaman zorunlu ihtiyaçken, kimi hallerde korunmak icab ediyor. Ateş ve suyun kardeşliği; şemsiyede birleşmiş. Şemsiye, her ikisinden de korunmak üzere geliştirilmiş.

İngilizcesi UMBRELLA
Brille Almanca da gözlük.
Berlin duvarından bahsederken, duvarın altına saklanan hazine miti aklıma gelmişti.

DU-VAR ın derinlerine girip hazineyi bulmak için ışık da lazım olursa… Ele bir çıra alınabilir. Ya da orta yere bir ateş. Hem ışığından, hem ısısından…

The Wall ile der Wald ‘ın (orman) eşsese yaklaşması belki bundandır.
Der Welt (dünya), anlaşılmak için hem duvarı hem de ormanı masaya çağırıyor.

Zaten, sıvının, katının, ışığın ve ısının yaptığı çağrı, kelimelerin hücreleriyle de ifade edilmiş. “YAKLAŞ” çağrısı duyulabilir boyutlarda değil mi ?

ŞAM güneşti, ışıktı ya…
CAM, CEM toplanmaktı,
Böylece ŞEMS, hem ışığın kendisi, hem de kendisine gölge edip ferahlatacak çareyi ŞEMSİYE ile fısıldıyor.
Bu, ateşin hem faydasını hem zararını, hem de kendisiyle ilgili çarenin yine kendisinde olduğunu özetlemiyor mu ?

Etimolojinin resmi tarafı belli.
Şimdi gayrı resmi, “korsan” etimolojiye bir örnek vereyim.

TSUNAMİ japonca bir kelime.
Resmi etimoloji “liman dalgası” olarak açıyor.

Kelimeyi tersten okursak: İMANUST…
LİMAN ve SU görülebiliyor.

Korsanlıkta biraz daha ileri gidersek; two sun (iki güneş) ile buluşup, mitolojik sembollere yolculuk başlayabilir.

Ateş, ışık, gölge dedik.
Anlam havuzundaki SU ve diğerleri; birbirlerine vekil olup, unutulduğu nispette, hatırlatmalar yapıyorlar.

ŞEMS in ışığı gelmeden olmaz.
Ama fazlası da zarar verir.
Varsa bir şemsiye açar, durumu idare ederiz.
Yoksa, yaz-kış yapraklarını dökmeyen bir ağaç CEM için uygun bir adres olabilir:
ÇAM ağacının gölgesi.
Soğuğa ve sıcağa dayanıklılığı ve bir dizi özelliği buraya sığmaz.
Yaprakları, şemsiyenin telleri gibi ince ince.

Şemsiye formunun bir diğer buluşması da MANTAR.

Onun da, alt kısmında, merkezden çevreye ince teller dizili.
Yoksa ismi buluşmadı mı ? MAN TAR ?
Buluştu, buluştu;

CHAMPİGNON

Sadece şampiyonluk değil buluşan; PİNE (ing çam) yi de fısıldıyor.
Nebileyim. Bu kadar kodlanmış kozmosa sırtını dönmek, kendime daha zahmetli geliyor.

Bitti mi ? Bitmedi.
Mantarın İngilizcesi mushroom.
MAŞrum diye okunuyor.
ŞAM ŞEM ile yola çıkmıştık.

Görselleri peş peşe aklıma getiriyorum.
ŞEMSİYE, AĞAÇ (tercihan çam) ve MANTAR

Üçünden de, tahminim birbirine yakın semboller çıkar.
Atom mantarı görseli üzerinden yapılan filmler, şarkılar,şiirler…
Tarihe düşülen notlar.
ATOM BOMB a yapılan -mantığın almadığı- güzellemelerin altında bu yatıyor olmasın.
BAUM (ağaç) gibi yere kök salan, göğe dallanan, bağlantısal bir bütünlük.
Kelime ve hücrelerinin, zenginleştirilmiş uranyum misali hızlı bir şekilde tepkimeye girip, bomba misali bir anlam patlaması yaşanması.

Su, ateş, toprak ve rüzgar, ismiyle kendisini hatırlatması yetmiyor olmalı ki, cismiyle de, tüm dünyada gözümüzün önüne daha fazla geliyor.
Büyük ROMANın özetinin özetini okusak belki yetecek.

4 elemente bir de TAHTA eklemek, Çam Yılmaz ‘ın mavrası gibi görünüyordu.
“Ormanlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa yine Mesnevi’nin biteceğini umma” demiş Mevlana.
Mesnevi diyince…
(Cem buraya da saklanmış.)

(Or-man ın: Ro-man ile ses bağını kendim de sıkça unutuyorum. O yüzden ekstra hatırlatmak istedim)

Şemsiye, Çam, Mantar görsel bütünlüğünün iskambil kartlarında da karşılığı da var.
MAÇA
Eril olduğu ve mızrak ucunu temsil ettiği yazıyor.
Rengi kara.

Türkiye nin en doğusunda, son on yıllara kadar saklanan MAÇAHEL.
Karakovan balıyla ve çok sesli şan performanslarıyla ünlenen.

Siyah rengin, bu anlam havuzundaki yerinden bahsedersem, yazı çok uzayacak.
ŞEMS in en yakın halkasıyla sınırladım.
ŞİMŞEK
ŞANLI
ŞAN (müzik terimi)
ŞAH
ŞEN
ŞENLİK
ŞEKER
ŞEB-İ ARUS
Yine, gayrı resmi etimolojiyle, hem sesleri hem de anlamlarıyla havuzda yerini yadırgamayacak kelimeler.

MECLİS in; vekalet edenlerin
CEM alanı olduğu gibi…

ÇAN-AK antenin de işi ışık ile. Sadece sesiyle değil görseliyle de havuza dahil.

Hayatta olsaydı Boris Yeltsin ‘in şemsiyesi konulu haber de tam isabet olabilirdi.
BORİS ŞANSON un şemsiyesi hala anlamlı bir buluşma değilse, bir ilave daha yapayım.
Bor, atom numarası 5 olan element.
Grafiği ters döndürdüğümüzde eğlenceli bir görsel, -ŞEBEK gibi- kelimeyi ters çevirdiğimizde ŞEB çıkıyor.

“Dövmeye” diye çıkılan yolculuk övme ile finallenmek zorunda değil. Ama aklın yolunu bir eden şey, çoğunlukla aynı şemse yönlendiriyor, aynı şemsiye etrafında cem ettiriyor.

Yolculuğu yarıda bıraktıran, belki de, sürekli ekvatorun alt kısmına dikkat kesilmek; taksinin taksimetre ölçümünü görünce noktayı koymakla ilişkili olabilir mi ?

Sizce, kodlama, ucuz bir komediye son noktayı yerleştirmiş olabilir mi ?
Bu bonkörlük olmaz mıydı ?

Bir çin atasözüyle mektubuma son veriyorum

“Ağaçlarla kaplasan da, saklayamazsın tepeyi”

(Yeni gördüm. Mavros, Grekçede kara demekmiş 🙂

(Vay be… “Şambali Tarikatı” mavra-komedi olsun diye savrulmuştu. Meğer külliyatı sonradan gelecekmiş 🙂

Atalay Ergezen
31.07.2021 Cumartesi
Urla 13:19