T305′ lu şaire, “To Anacreon in Heaven”

“To Anacreon in Heaven”

Kaos ve Sarhoşluk tanrısı Dyonysos. Diğer adı Bakküs.
İçelim, uçalım, güzelleşelim tanrısı.

Diyelim teolojiye merak sardık. Tanrı bilim. TEO zaten tanrı demek. Latincesi DEUS muş.
ZEUS, ünlü, tanınmış bir tanrı. İyon dünyasında. En yukarıdaki.
TEOS ise denize kıyısı bulunan, 12 İyon kentinden birisi. Dyonysos un oğlu kurmuş.

Asmanın kökü şurdadır mesela. Ama dalları sefere çıkar. Dört bir yana. Ulaşabildiği her yeri sarar. Sarar da sarar.
Üzümünün suyu sıkılır. Şıra olur. Şarap olur. Şarkı olur…
Olur da olur. Barış bile olur. Şöyle bir tokalaşılır, bi sarışılır.

Yaşamın rengi yeşilse, sarp uçurumların, şaşkınlıkların rengi sarı olabilir.
Altının rengi de sarı…

Bir tanrı, kendi dertleriyle bu kadar meşgul olur mu ? Hem de, insanları kendi özel dertleriyle meşgul eder mi ? Tanrının, acıkması, susaması, arzuları, şehveti, üzülmesi, intikamı, hırsı falan olur mu ?
İyon tanrıları öyle. Gel de bunların gerçekliğine inan…

Şu gelip geçici dünyanın zevki, sefası uğruna, hem de TEO adıyla, olana bitene bakınca…
Yani bu İyon tanrıları, “beni taklit edin” diyor mu gerçekten ? Yoksa, ben sizleri taklit ediyorum mu diyor.

Dyonysos, Zeus ‘un baldırından doğmuş.
Zevk-ü sefanın yanında bir de KAOS hediyesi var.
2000 yıldır, bu alanda müşteri sıkıntısı hiç çekmiyor.

Dyonysos, babasının hayrına mı, çifte yürekliydi. Bir yanıyla içki ve eğlence, bir yanıyla şiddet ve dehşet. Bir elde manicilik, bir elde sarsan depremler.

KOZMOS
Kozmos denilen, kaos ile birlikte anılıyor.
KAOS çorbasında her şey, karman çorman görünür.
Asma dallarının halleri gibi, kaotik.
Dolaşık olta yumağı, çözülene kadar adı kaos.
Çözünce, haa meğerse kozmos muş.

Antik Anadolu nun, bu kozmosu anlatma yeteneği bayağı var galiba.
Mitoloji ile iç içe. Madde ile masalın sarmaş dolaş olduğu yer.
Anlayana kadar, filmin tekrar tekrar başa sarıldığı bi yer.

Abaküsü ele alıp basitçe matematik işlemleri yapınca sonuçlara ulaşılacak da…
Toz bulutunun arkasına saklanınca… yakalaması zor oluyor.
Toz kimi zaman, saklayan değil de, saklanan oluyor. Ayrı konu…
Zaten abak İbranice de toz demekmiş. Düz bir tahtaya serilen toz üzerinde hesap yapmak.

Mevsimler dairesinin sağ yanına yaslanmış 4 ay var.
Kasım
Aralık
Ocak
Subat

Kaos da diyor. Kaunos da diyor. Klaros da diyor.
Bilicilik ve kehanet merkezi Klaros ‘taki kahinlere sorsaydık, belki de, “her şeyin karşısına da bakın” diyeceklerdi.

Başa saran her şeyde pi hırtlık var.
Pi sayısının tamirata ihtiyacı yok mudur ?
İnsan oğlu, insan kızı mensubu olduğu primat ailesinden; aklıyla, zekasıyla ayrılmış ya. İşte bu ayrılıktan beridir bu tamiratla uğraşıyor belki de.

Yaşam tarzımıza müdahalenin arttığı şu KORONA günlerinde, Teos’lu şair ANAKREON u bir analım. Onu zaten dünya anıyormuş. Haberimiz yok.
(Bu arada Anakronizm diye bir şey varmış.”Değişik çağları birbirine karıştırma, bir olayın çağıyla ilgili yanılma; örneğin Fatih’in Papa’yla telefonla görüştürülmesi bir anakronizmdir.” diye tanımlanıyor.)

Anakreon, içkinin, aşkın ve erotizmin şairi olarak ün salmış.
Şiirlerinden örnekler internette bulunabilir.

Garip olan, Amerika Milli marşına temel olması !
“To Anacreon in Heaven” popüler bir İngiliz şiiriymiş. Ondan esinlenilmiş…
Bak şu işe !
Ne kadar enteresan !
“To Anacreon in Heaven” diye Youtube da arattırırsanız, bizim “Niğde Bağları” gibi herkes söylüyor.

Anakreon ‘un 3-5 şiirini okudum. Ben, pek bi numara göremedim.
Kendi cahilliğimdir. Çünkü Bizans dönemine kadar, şairin yoğun bir şekilde taklit edildiği yazıyor. Hatta 18. yy da Geothe ve diğer onlarca şair tarafından, Anakreon ‘un şiir türü zirveye ulaştırılmış.

Şimdi, bu şablon efsanenin paralelleri bir çok yerde var.
Mısır da da var. Roma da da.
Belki başka yerlerde de. Osmanlı ‘da ?. Ömer Hayyam ‘da, Alamut Kalası ‘nda ?
Ama şu açık görülmüyor mu…
Anadolu, diğer yarısını yitirmiş, yaşamı “aşk yolculuğu” ile tanımlayanların ülkesi değil mi ?

Nacizane, Amatör ruhlu bir günahkar olarak, Zeus – Dyonysos ekolünü yermek ya da yüceltmek ne haddime.
Zaten, prensip olarak, aBakkus un bildiğini Enki den kim gizleyebilir ?
Gılgameş ‘in bildiğini Tao’ dan kim gizleyebilir.

TAO demişken…
Teo yu yanlışlıkla Tao diye okusam hiç boşa gitmiyor.
Tao, tee millattan önce 600 lerin Çin öğretisi. Yol, yöntem bilgisi.
Taocu felsefeyle, teocu felsefenin benzeşen yönleri tesadüf müdür ?
Mısır Hanedanı Tao ya ne demeli ?
Hem de, M.Ö.1558-1553
Asmanın dalları, demekki zaman yolculuğu da yapabiliyor.
Teori çok.
Teos harabelerinde şöyle sakince bir gezinti. Teori sağanağı olur mu ?
İnsanı ve ülkeyi harab etmeyen teoriler.
Herşeyin teorisi teostan çıkmayacak da nerden çıkacak ?

Taoizm, Anakreonizm…
İzm, izm, izm.
Anakreonu izm ‘iyle bütünleşik irdelemeye çalışayım.

-Tanımını yeni öğrendiğim- bu “anakronizm” e bir örnek…
Büyük İskender tekrar bedenlenirse, herhalde, Anakreonu cep telefonuyla arayıp bi muhabbet eder. İhtimalle, Gordion ‘un düğümüne kılıç çekmekten vazgeçer. Çözmeye koyulur.
İskender ‘in o düğüme kılıcını vurmaktan vazgeçmesi var ya !
Düğümün kendisi olabilecek kadar büyük bir hadise belki de.

Anadolu nun dört bir köşesinden işaret fişekleri patlıyor. Kabul.
30 ekimde tahminim Anadolu ‘nun müstesna bir kapısı çalındı. Teo; sanatı, sevgiyi, bilim ve akılla harmanlayacak ülkeye Teos üzerinden bir hatırlatma yapmış olabilir.

Kim bilir, yaşamın uzanıp tutulabilecek bir cennet olduğu, belki de Dyonysos şenliklerinde örneklendi. Üzüm asmasının kök ülkesine, Alemlerin kralına ne yakışmaz ?

Sanata ve sanatçıya kollarını açmış bi kere…
Dünyanın bu müstesna köşesi; mitoloji ile gerçeği o kadar yakınlaştırmış ki, yaklaşanın gözleri kamaşıyor.
Hani şöyle bir yaşam tarzı vardır ya…
Madem bir kereliğine geldik şu dünyaya. Mecburen kahrını çekiyoruz.
Öyleyse, her tür doyalım. Geride gözümüz kalmasın.
Paraysa para, eğlenceyse eylence.
İşte, hem mitolojisiyle, hem tarihiyle bu akımın sembol şehirlerinden birisi Teos.
Mısır tanrılarına baksan, çölün ortasında. Onların kıskandığı, ulaşmak istedikleri, cennet diye tarif ettikleri yere bayağı da benziyor.
“Cennetteki Anakreon” diye boşa denmemiş.

Dokunulan her şeyin altın olduğu yer.
Tuttuğun altın olsun…
Gerçi, Kral Midas, bunun kötü bir tecrübesini yaşamış.
Olsun. Gelmişiz 2021 yılına. 304 deki depremin üzerinden 2325 yıl geçmiş. Artık küçük deneyimlerle yetinecek aklımız vardır.

Geleyim şiire.
Koskoca Goethe, oturmuş bizim yörenin şairine şiir yazmış, iyi mi…
Kitabe-i Seng-i Mezar, gibi geldi gözüme.

Adı, Anakreon’un Mezarı
Gülün açtığı, asmalarla defnelerin kucaklaştığı bu yerde,
kumrucuğun çığırdığı,
cırcır böceğinin eğlendiği bu yerde,
nasıl bir mezardır burası,
bütün tanrıların birlikte yaşadığı,
güzel bitkilerle dolu ve süslü?
Anakreon’un istirahatgâhıdır burası.
Baharın, yazın ve güzün tadını çıkardı şanslı şair;
kıştan ise korudu onu en sonunda bu mezar.

Johann Wolfgang von Goethe

Teos lu şair Anakreon bu kadar alkış aldığına göre, hayatta olsaydı oskar almaz mıydı ?
Teos a, The Oskar yakışırdı.
Anakreon ‘un sinemayla alakası var mı ki, The Oskar alsın. Şeklinde bir mantık itirazı gelebilir.
Vardır vardır. Anakreon, reankarne olup, amenis türü kelebeğe dönüşmüştür.
Sinemada, karına konan kelebeği hatırlatan her sahnede onun payı vardır.

Her şeyin teorisi için Mars ‘a otobüs kalkıyor.
İyonya tanrılarının taptıklarıyla, kullarının taptıkları, ancak böylesi bir tapınakta harmanlanıp bir harmoni oluşturabilirdi. Şenlik borusu bir kez daha üflendiğinde, şarabın sarhoşluğuna baskın gelecek, nice mucizeler vardır. Kim bilir…

Damdan düşe düşe…
Damdan düşme riskinin şifa-ı şerifi
T305 sefer deneyime sahip olanların elinde mi

Yıkılmayan, harap olmayan binalar için, sağlam bir statik hesabı, mühendislik.?
Veya Bir maşrapa su.
Leğenin ortasına kurulmuş bebek Buda, bize, kendisini temizleme, bakım ve merhamet hediye ediyor olmasın.
Bak şu dünyanın hallerine…

30.04.2021 Cuma
A.E.
18:29 Urla